Türkçeyi yeni öğrenenlere yönelik bilgisayar teknolojisini nasıl kullanabiliriz? Y.T.Ö’de (Yabancılara Türkçe Öğretimi) bilgisayar destekli sınav hazırlanması nasıl olmalıdır? Ne tür programlar kullanabiliriz? Bu sınavların yeni öğrenenlere ne gibi faydaları ve zararları vardır? Sahada kullanılan tecrübe edilen bu soruların cevaplarını...
Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesinde genellikle öğretmen merkezli ve dilbilgisi odaklı geleneksel teknikler kullanıldığı için dilin en önemli işlevlerinden biri olan iletişimsel boyut göz ardı edilebilmektedir. Bu yüzden yabancı öğrenciler Türkçeyi öğrenirken, geleneksel metotların kullanımında kendilerini güvende hissetseler...
Dünyada üç bine yakın dilin bulunmasına karşın ikinci dil olarak öğrenilen dillerin sayısı oldukça azdır. Bir dilin başka milletler tarafından öğrenilmesini önemli kılan ölçütlerin başında o dili konuşan ülkenin politik, kültürel, ticari ve ekonomik durumu gelmektedir. Dünyada en çok öğrenilen diller arasına Türkçe girmektedir....
Yabancılara Türkçe öğretiminde yaklaşım, yöntem ve teknik konuları, çok üzerinde durulmayan ve tartışılmayan hususlardır. Oysa bu yeni ve önemli alanda çok hızlı gelişmeler olmakta ve Yabancılara Türkçe öğreten merkezler hızla çoğalmaktadır. Modern iletişim araçlarının da hızla yer almaya başladığı ikinci dil öğretiminde...
Siteden tam faydalanmak için: Kayıt olunuz-Sign Up
Bu sene ana konu “Challenging Atkiudes” (fikrini beyan etmek yani doğruluk ve yasallık adına insanların fikrini beyan etmesi) idi. Festivale katılan 450 genç 15 ayrı gruba ayrıldı.
ISFIT (International Student Festival in Trondheim) 2003’e katılanlardan Tacikistanlı öğrenci Muzaffar Khudoıkulov diyor ki: “Ben, bu gruplardan Ethical Challenger yani ‘etnik çatışmalar’ konusunu tartışanlar arasındaydım. Konu üzerinde 23 ülkeden gelen arkadaşlarla tartıştık. İsrail–Filistin meselesine dair bir makale yazmıştım, o konu hakkındaki düşüncelerimi katılımcılarla paylaştım. Seminer, sabah 08.30’da başlıyordu, akşam 17.00’ye kadar sürüyordu. Norveç’in etnik konular üzerindeki uzmanları gelip bizlerle sohbet ediyordu. Bu tip çatışmaların sebeplerini hep beraber bulmaya çalışıyorduk. Temelde, tarihi, bölgesel, kültürel sebepler üzerinde duruyorduk. Arkadaşlarla bir mevzu üzerinde konuşmadan evvel, meselâ ferdi olayları genelleme yapmama gibi çeşitli kararlar alıyorduk. Çünkü bazı şahısların yaptıkları kötü işleri, onun halkına veya dinine yönlendirme yanlıştı. Bu düşünceyi bütün arkadaşlarla paylaşıyorduk. Akşamları konserler düzenleniyordu. Eğlenceli geçiyordu. Herkes milli kıyafetini giyip bir gösteri yapıyordu. Festivalin ana maksatlarından birisi, dünya gençlerini bir araya getirip, dünyanın güncel meselelerine çözüm yollarını araştırmak ve gençlerin de bu mevzular üzerinde bir şeyler yapabileceklerini göstermekti. Festival başkanı, ‘Unutmayalım ki, bugünün gençleri, yarının liderleri olacak.’ diyordu. Türkiye’den dört genç katıldı. İşin enteresan tarafı, 450 kişi arasında bulunan gençlerin yirmiye yakını yurtdışında açılmış Türk kolejlerinden mezun olan öğrencilerdendi. Mesela; Tacik–Türk, Kazak–Türk, Kırgız–Türk, Özbek–Türk ve Ukrayna–Türk kolejlerinden gelenler vardı. Globalleşen dünyada aynı tür kolejlerden mezun olanları böyle uluslararası festival ve konferanslarda görmek, bana büyük bir gurur verdi. Festivalin resmi konuşma dili şüphesiz İngilizce idi; ama biz aynı kolej mezunları bir araya geldiğimizde Türkçe konuşmaya başlıyorduk. Ortak bir yanımız vardı; hepimiz benzer okullarda eğitim ve öğretim almış ve Türkçe öğrenmiştik.”
İnsanlığın mayasındaki saf güzelliğin tohumlarını geliştirmek göreviyle kendilerini vazifeli bilen fedâkar öğretmenlerin dünyanın her tarafına gidip insanî evrensel değerler ışığında ve kaliteli bir eğitim vermenin yanında güzel Türkçemizi de öğretmelerinin şimdilik ilk meyvelerine şâhit oluyoruz. Çok yakında bunun ne mânâya geldiğini körler dahi inşallah göreceklerdir. Peşin fikirle, bilir–bilmez, bu ilim ve irfan yuvaları hakkında konuşanlar, sonunda yaptıklarından utanacaklardır.
Bütün dünya milletleri kendi dil ve kültürlerinin dünyaya tanıtılıp öğretilmesi için her türlü gayreti gösterirken, anlaşılmaz bir tavırla, bazılarının böyle bir hizmeti gönüllü yapan ve kendini buna adamış insanlarımıza karşı tavır almalarının temelindeki sebebi bilmek, gerçekten büyük bir merak konusudur.
Benim bu hususta, bütün dünyadan çeşitli dinlerin akademisyenlerini bir araya getirerek Hz. İbrahim Sempozyumu’nu gerçekleştiren, senelerdir çeşitli dünya görüşlerine sahip seçkin insanlarımızı bir araya getirerek Abant Toplantıları’nı tertipleyen Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’ndan bir istirhamım olacak. Dünyanın her tarafında fedakâr işadamlarımız ve öğretmenlerimiz tarafından yaşatılıp bir ışık ocağı gibi parıldayan Türk kolejlerinden mezun olmuş gençleri bir araya getirerek bir sempozyum hazırlasınlar. Bu güzel manzarayı değerlendirecek ve bütün dünyaya yorumlayacak akademisyenler huzurunda bu gençlerin Türkçemize ne kadar hâkim olduklarını, ileride ne mânâya geleceğini ve neler hissettiklerini ve düşündüklerini de ifade etme imkânı sağlasınlar. Zannediyorum bazı iz’anların gerçeği açıkça anlayıp fark etmesi için böyle bir çalışmaya büyük bir ihtiyaç var.
Abdullah Aymaz
www.zaman.com.tr
![]() | Bugün | 169 |
![]() | Dün | 4696 |
![]() | Bu Ay | 119252 |
![]() | Toplam | 1920415 |