Vermeyince Mabut Neylesin Sultan Mahmut

    TIKANDI BABA:

    Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış.Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.
    -Tıkandı baba, çay getir
    -Tıkandı baba, oralet getir.
    Bu durum Sultan Mahmut'un dikkatini çekmiş.
    -Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı baba meselesi?
    -Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı baba
    -Anlat baba anlat merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi.
    Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya;
    -Bir gece rüyamda birçok insan gördüm ve her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. "Benimki de onlarınki kadar aksın" diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı. Bu sefer içimden "Onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın" dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı. Ben
    yine açmak için uğraşırken Cebrail göründü ve "Tıkandı baba, tıkandı. Uğraşma artık, dedi. O gün bu gün adım "Tıkandı baba" ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam olmadı. Şimdide burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyoruz."
    Tıkandı baba'nın anlattıkları Sultan Mahmut'un dikkatini çekmiş.Çayını içtikten sonra dışarı çıkmış ve adamlarına ;
    -Hergün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz.
    Her dilimin altında bir altın koyacaksınız ve bir ay boyunca buna devam edeceksiniz.
    Sultan Mahmut'un adamları peki demişler ve ertesi akşam bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı baba'ya baklavaları vermişler. Tıkandı baba baklavayı almış, bakmış baklava nefis. "Uzun zamandır tatlı da yiyememiştik. Şöyle ağız tadıyla bir güzel yiyelim" diye içinden geçirmiş. Baklava tepsisini almış evin yolunu tutmuş. Yolda giderken "Ben en iyisi bu baklavayı satayım evin ihtiyaçlarını gidereyim" demiş ve işlek bir yol kenarına geçip
    başlamış bağırmaya
    -Taze baklava, güzel baklava !
    Bu esnada oradan geçen bir Yahudi baklavaları beğenmiş. Üç aşağı beş yukarı
    anlaşmışlar ve Tıkandı baba baklavayı satıp elde ! ettiği para ile evin ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış. Yahudi baklavayı alıp evine gitmiş. Bir dilim baklava almış yerken ağzına bir şey gelmiş. Bir bakmış ki altın. Şaşırmış, diğer dilim diğer dilim derken bir bakmış her dilimin altında altın. Ertesi akşam Yahudi acaba yine gelir mi diye aynı yere geçip başlamış beklemeye. Sultanın adamları ertesi akşam yine bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı baba yine baklavayı satıp evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak için aynı yere gitmiş. Yahudi hiçbir şey olmamış gibi
    -Baba baklavan güzeldi. Biraz indirim yaparsan her akşam senden alırım, demiş.
    Tıkandı baba da
    -Peki, demiş ve anlaşmışlar. Tıkandı babaya her akşam baklavalar gelmiş ve! Yahudi de her akşam Tıkandı baba'dan baklavaları satın almış.
    Aradan bir ay geçince Sultan Mahmut;
    -Bizim Tıkandı baba'ya bir bakalım, deyip Tıkandı baba'nın yanına gitmiş. Bu sefer padişah kıyafetleri ile içeri girmiş. Girmiş girmesine ama birde ne görsün bizim tıkandı baba eskisi gibi darmadağın.
    Sultan;
    -Tıkandı baba sana baklavalar gelmedi? mi, demiş
    -Geldi sultanım
    -Peki ne yaptın sen o kadar baklavayı?
    -Efendim satıp evin ihtiyaçlarını giderdim, sağ olasınız, duacınızım.
    -Sultan şöyle bir tebessüm etmiş.
    -Anlaşıldı Tıkandı baba anlaşıldı, hadi benle gel, deyip almış ve devletin hazine odasına götürmüş.
    -Baba şuradan küreği al ve hazinenin içine daldır küreğine ne kadar gelirse hepsi senindir, demiş. Tıkandı baba o heyecanla küreği tersten hazinenin içine bir daldırıp çıkarmış ama bir tane altın küreğin ucunda düştü düşecek.
    Sultan demiş;
    -Baba senin buradan da nasibin yok. Sen bizim şu askerlerle beraber git onlar sana ne yapacağını anlatırlar demiş ve askerlerden birini çağırmış
    -Alın bu adamı Üsküdar'ın en güzel yerine götürün ve bir tane taş beğensin. O taşı ne kadar uzağa atarsa o mesafe arasını ona verin demiş. Padişahın adamları "peki" deyip adamı alıp Üsküdar'a götürmüşler.
    -Baba hele şuradan bir taş beğen bakalım, demişler. Baba,
    -Niçin, demiş. Askerler
    -Hele sen bir beğen bakalım demişler.Baba şu yamuk, bu küçük, derken kocaman bir kayayı beğenip almış eline
    -Ne olacak şimdi, demiş
    -Baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzağa giderse o mesafe arasını padişahımız sana bağışladı.demiş. adam taşı kaldırmış tam atacakken taş elinden kayıp başına düşmüş. Adamcağız oracıkta ölmüş. Askerler bu durumu Padişaha haber vermişler. İşte o zaman Sultan Mahmut o meşhur sözünü söylemiş;
    "VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT"

    Pratik Deyimler Sözlüğü

    -A-


    Abacı kebeci : Olur olmaz kimseler,ne olduğu belirsiz kişiler 
    Abanmak : Birine yük olmak,onun sırtından geçinmek
    Acemilik etmek : Düşüncesizce hareket etmek
    Açık bono vermek : Bir kimseye,istediği gibi davranma yetkisi vermek 
    Adama benzemek : Düzelmek,göze hoş görünmek 
    Af buyurunuz : Özür dilemeyi ifade eden bir deyim 
    Agop'un kazı gibi yutmak : Önüne konulan her yemeği çabuk yemek 
    Ağız gevşekliği : Sır tutmak hali
    Ah edip eh işitmek : Daima feryat etmek
    Ak sakaldan yok sakala gelmek : Çok yaşlanmak 
    Alavere dalavere,Kürt Mehmet nöbete : Bir işte bütün yükü, sorumluluğu yetersiz kişiye bırakma durumunda söylenir. 
    Allah hakkı için : Doğruyu söylemesi istenen kimseye verilen söz
    Amma da yaptın : Olmayacak bir şey söyledin anlamında. 
    Arabayı düze çıkartmak : Sonunda işini kolaylaştırmak 
    Astarı yüzünden pahalı : Gerçek değerinden fazlaya mal olmak 
    Aşüftelik etmek : Hafif ve işveli davranmak 
    Atma Recep din kardeşiyiz : Biz birbirimizin ne olduğunu biliriz' anlamında kullanılır. 
    Ayvaz kasap hepsi bir hesap : Hepsi aynı hesaba geliyor anlamında. 
    Azrail olmak : Çok korkulu ve zorba olmak

    -B-
    Baba,baba değil iskele babası : Saygı duyulmayan,hayırsız baba 
    Başına feleğin tokmağı inmek : Bir felakete uğramak 
    Bela aramak : Kavga sebebi yaratmak. 
    Ben sarhoş,yolcu sarhoş : Herkesin garip bir tutum içinde bulunduğunu anlatmak için kullanılır. 
    Beyni sulanmak : Bunamak. 
    Bıyıkları balta kesmez olmak : Güçlü olmak,kimseden korkmamak 
    Bızdık : Ufak çocuk 
    Binin yarısı beş yüz o da ben de yok : Düşünceli kimseleri avutmak için teselli mahiyetinde söylenir. 
    Bir avuç toprak olmak : Ölmek 
    Bir çırpıda : O anda 
    Boşlamak : İlgisiz davranmak,ilgiyi kesmek 
    Boyunun ölçüsünü almak : Biri tarafından ağzının payı verilmek 
    Bulanık suda balık avlamak : Karışıklıktan yararlanıp menfaatini kollamak 
    Burnu kokuyu iyi almak : Her şeyi önceden sezmek 
    Büyüklük göstermek : Bağışlamak 
    Büyük söylemek : Övünmek

    -C-
    Cafer ağanın abdest suyu : Tatsız,tuzsuz 
    Caka yapmak : Gösteriş yapmak 
    Cana işlemek : Çok tesir etmek 
    Can atmak : Çok istemek 
    Can ciğer : Samimi 
    Candan yanmış : Adamakıllı tutulmuş 
    Canı burnuna gelmek : Bir işte çok eziyet ve sıkıntı çekmek 
    Canını şeytana satmak : Kötü işlerle uğraşmak 
    Canın sağ olsun : Bir ziyan için söylenen teselli sözü 
    Ceddine okumak : Soyuna sövmek 
    Ceffel kalem etmek : Hemen hüküm vermek 
    Cephe almak : Düşmanca hal takınmak 
    Cıcığı çıkmak : Çok hırpalanmak 
    Ciğeri beş para etmez : Değersiz kişi 
    Cihan alem bilmek : Herkes tarafından bilinmek 
    Cin fikirli : Çok zeki,açıkgöz 
    Cumbadak dalmak : Ani olarak girmek,dalmak 
    Curcuna koparmak : Gürültüyle çevreyi karıştırmak 
    Curcunaya kalkmak : Kavga ve gürültü çıkarmaya kalkmak

    -Ç-
    Çabalama kaptan ben gidemem : Boşuna çabalama anlamında. 
    Çaçaron : Kavgacı,şirret 
    Çağı geçmek : Yaşlanmak 
    Çala kalem : Durmaksızın yazarak 
    Çehresi atmak : Rengi sararmak 
    Çehre uzatmak : Küsmek,somurtmak 
    Çek arabanı : Defol anlamında 
    Çeşnisine bakmak : Lezzetine bakmak 
    Çevir kazı yanmasın : Sözünü çeviren kimseler için söylenir. 
    Çıkmaz ayın son çarşambası : Belirsiz ve uzak zaman 
    Çiğ süt emmiş olmak : Soysuz ve namussuz olmak 
    Çileden çıkmak : Hiddetlenerek sabrın taşması 
    Çizmeden yukarı çıkmak : Haddini bilmemek 
    Çoban kulübesinde padişah rüyası görmek : Durumuna uygun düşmeyen büyük ve olmayacak hayallere kapılmak 
    Çorbada tuzu bulunmak : Emeği geçmiş olmak 
    Çömlek hesabı : Baştan savma hesap 
    Çöpçatan çatmak : Kısmet olmak 
    Çürük tahtaya basmak : Umduğunu bulamamak,aldanmak

    -D-
    Dağarcıkta bir şey kalmamak : Her şeyi yitirmek 
    Dalavere : Oyun,hileli iş 
    Davulu yarık : Sır saklamayan,önüne gelene içini döken 
    Dekbaz : Hileci 
    Demir gibi olmak : Sağlam ve sıhhatte olmak 
    Devede kulak : Kıyaslanan şeyler arasındaki orantısızlığı belli etmek için kullanılır. 
    Dırdır etmek : Yerli yersiz söylenip durmak 
    Dikili ağacı olmamak : Malı mülkü olmamak 
    Dili çetrefilli olmak : Rahat ve düzgün konuşamamak 
    Dilini zaptetmek : Konuşmamak 
    Dişini sökmek : Zararsız hale getirmek 
    Dokuz doğurmak : Korkudan ve heyecandan bitmek 
    Dolmaları yutmak : Kanmak,aldanmak 
    Dostlar alışverişte görsün : Laf olsun diye iş yapanlar için söylenir. 
    Döner taşım yok,öter kuşum yok : Hiçbir şeye sahip olmamak 
    Dört dirhem bir çekirdek : Şık giyimli kimse 
    Dudukuşu : Geveze 
    Dümen suyundan gitmek : Karşısındakinin huyuna göre davranmak 
    Dünyaya kazık kakmak : Ölmemek

    -E-
    Ebussuut Efendi'nin gelini : Eski moda giyinen kadın 
    Eceline susamak : Tehlikeli işlere girişmek 
    Edepsizliği gündeliğe takılmak : Edepsizliği alışkanlık haline getirmek 
    Efendilik yapmak : Saygılı hareket etmek 
    Efendizadem : Beyim anlamında bir hitap 
    Eğrisi doğrusuna gelmek : Uygunsuz yapılan işin tesadüfen uyumlu bitmesi 
    Ekmeği dizinde : Nankör 
    Elemtere fiş kem gözlere şiş : Nazar değmesin anlamında 
    Eli çabuk : Tez iş gören 
    Emeği geçmek : Bir işin yapılmasında yardımcı olmak 
    Ensesinde boza pişirmek : Çok eziyet çektirmek 
    Ermeni gelini gibi : Daima kırıtan,süzülen kadınlar için yapılan benzetme 
    Ervahlarına yuf olsun : Sövgü 
    Eski çamlar bardak oldu : Şartlar değişti anlamında kullanılır 
    Eşek hoşaftan ne anlar : Anlayışsız,zevksiz insanlar için söylenir. 
    Etek belde : Kıvrak ve becerikli 
    Ev açmak : Ayrı ev tutmak 
    Eyere de gelir semere de : Bütün işlere yarar anlamında 
    Ez ez de suyunu iç : Hiç yararı olmayan bir işi tenkit etmek için kullanılır. 
    Ezilip büzülmek : Aşırı sıkılgan davranmak

    -F-
    Fahiş faize batakçı müşteri : Benzer kişilikteki insanlar birbirini kolay bulur manasında 
    Faka basmak : Güç duruma düşmek 
    Falcı değilim ya : Ben olacağı bilemem anlamında 
    Fare düşse başı yarılır : Bir yerin yoksulluğunu anlatmak için kullanılır. 
    Farfara : Ağzında sır tutamayan kimse 
    Fasulye gibi kendini nimetten saymak : Kendine olduğundan fazla değer vermek 
    Feleğin çemberinden geçmiş : Tecrübeli,bilmiş 
    Felekten bir gün çalmak : Eğlenceli bir gün geçirmek 
    Ferteği çekmek : Kaçmak 
    Fesat kumkuması : Hep kötülük düşünen 
    Fıkırdamak : Kesik kesik gülmek 
    Fıldır fıldır aramak : Israrla ve telaşla aramak 
    Fırın süpürgesi : Zayıf,uzun boylu kimse 
    Fincancı katırlarını ürkütmek : Kötü niyetli kişileri ürkütecek hareketlerde bulunmak 
    Fitil almak : Öfkeyle parlamak 
    Fol yok yumurta yok : Herhangi bir sebep veya ilişki bulunmaması 
    Forsu kırılmak : İtibar ve onuru sarsılmak 
    Fukara babası : Fakirleri kollayan kimse 
    Fütur getirmek : Umutsuzluğa ve çaresizliğe düşmek

    -G-
    Gafil baş,düşmana eş : İşlerinde hazırlıksız olan insan her zaman zor duruma düşebilir 
    Gagasından yakalamak : Zayıf noktasından yakalamak 
    Gavur ölüsü : Oldukça ağır 
    Gavurun tembeli keşiş,Müslüman'ın tembeli derviş : Kendini büsbütün ibadete verip,dünyadan elini eteğini çeken kişiler için kinaye yollu söylenir. 
    Gazali rana : Güzel,hoş ceylan gibi sevgili anlamında 
    Geçmişi kandilli : Sövgü 
    Gemi aslanı : Gösterişli,işe yaramayan adam 
    Geyik etine girmek : Erginleşmek 
    Gırtlağından kesmek : Yiyecek parasını kısıtlamak 
    Giderayak : Gitmek üzereyken 
    Girye bana hande sana : Önce karşısındakini düşünen kimsenin kullandığı bir deyim 
    Giydirmek : Azarlamak 
    Gök demir,yer bakır : İmkansızlıklar ve umutsuzluklar içinde bulunuşu anlatır. 
    Gömlek değiştirmek : Tutum ve görüşlerini değiştirmek 
    Göründü Sivas'ın bağları : Gerçekleşmesi beklenen bir şeyin ortaya çıktığına dair olanaklar belirdiğinde kullanılır. 
    Göz nuru dökmek : Yapılan işte göz emeği bulunmak 
    Güvendiği dağlara kar yağmak : Güveni sarsılmak

    -H-
    Habbeyi kubbe yapmak : Önemsiz bir şeyi büyütmek 
    Haber vermek : Bildirmek 
    Hak getire : Yoktur anlamında 
    Halep ordaysa arşın burada : Yapacağını yap anlamında sitem 
    Ham ervah : Kara ruhlu kimse 
    Hangi peygambere ümmet olacağını şaşırmak : Kimin sözünü ve yolunu tutacağını,ne yapacağını şaşırmak 
    Hat çekmek : Önemsememek 
    Hatun : Eski zaman beylerinin,hanımlarına olan hitabı 
    Haymana öküzü : Hımbıl ve tembel kimse 
    Hazır mezarın ölüsü : Hep hazıra konmak isteyen tembel kimseler için kullanılır.
    Her gün papaz pilav yemez : Hep aynı şeyler yapılamaz 
    Her işin hakkından gelmek : Her işi başarır olmak 
    Her tarakta bezi olmak : Her işle ilgili olmak 
    Hesaptan düşmek : Yok saymak 
    Hır gür : Kavga 
    Hiçe saymak : Hiç değer vermemek 
    Hindi gibi kabarmak : Övünmek,böbürlenmek 
    Hokka gibi oturmak : Dikilen elbisenin tam üzerine uyması 
    Hoşbeş etmek : Sohbet etmek 
    Hödük : Görgüsüz,anlayışsız kimse 
    Hükümet sürmek : Ülkeyi yönetmek 
    Hüt dağı gibi şişmek : Karnı şişmek

    -I-
    Icığını cıcığını sormak : Bütün ayrıntıları öğrenmek 
    Ikına sıkına : Güçlükle 
    Ikınıp sıkınmak : İş yapmak için kendini zorlamak 
    Ilıca ördeği : Sıcağa ve rahata düşkün 
    Irağı yakın etmek : Güçlükleri ortadan kaldırmak 
    Irgat gibi çalışmak : Çok çalışmak 
    Irgat pazarına döndürmek : Bir yeri dağınık ve karışık hale sokmak 
    Isınmak : 1-Alışmak,2-Sevmek 
    Isıtıp ısıtıp önüne koymak : Bir konuda ikide bir söz açmak 
    Iska geçmek : Atlamak 
    Iskartaya çıkmak : Eskimek 
    Islak tavuk : Miskin kadın 
    Islatmak : Dövmek 
    Işık göstermek : Yol göstermek 
    Ivır zıvır : Önemsiz şeyler

    -İ-
    İbibullah sivri külah : Yapayalnız,varlıksız olan kimse 
    İbiş gibi : Alığa benzer 
    İcabına bakmak : 1-Gerekeni yapmak,2-Ortadan kaldırmak 
    İç fırtınasına tutulmak : Morali bozulmak 
    İç güveysinden hallice : Durumu şöyle böyle 
    İfrit yardağı : Kötülüğe yardımcı olan 
    İğne yutmuş : Çok bitkin ve sıkıntılı kişi 
    İkisini bir kazana koysan kaynamazlar : Birbirine zıt insanları anlatmak için kullanılır. 
    İki yakası bir yere gelmez : Bir türlü düzene kavuşamaz 
    İlk göz ağrısı : İlk sevilen 
    İmana gelmek : Merhamete gelmek 
    İngiliz tabancası gibi kurulmak : Çalım satmak,kasılmak 
    İpe un sermek : Gevşemek,bahane uydurup işten kaçınmak 
    İp korkusunu boynuna almak : Ölümü göze almak 
    İpliği pazara çıkmak : Herkese rezil olmak 
    İstemem yan cebime koy : Rüşvet konusunda alay yollu söylenir 
    İşi sıkışık olmak : İşi çok ve külfetli olmak 
    İtsiz köye dönmek : Sakinleşmek,tenhalaşmak 
    İyiden iyiye : Adamakıllı 
    İyi gün dostu : İyi günlerde ortaya çıkan 
    İzi belirsiz olmak : İz bırakmadan kaybolmak

    -K-
    Kabak tadıvermek : Devamlı,ısrarlı bıktırmak 
    Kabasını almak : Bir yerin temizliğini üstünkörü yapmak 
    Kaçın kurrası : Birinin hiçbir oyuna gelmeyecek kadar açık göz, akıllı olduğunu anlatmak için kullanılır. 
    Kağıt üzerinde kalması : Bir anlaşmanın resmiyette kalması,tatbik edilmemesi 
    Kaleyi içinden fethetmek : Meseleyi karşı taraftan birinin yardımıyla halletmek 
    Kalp ağrısı : Aşk acısı 
    Kamburu çıkmak : Çok çalışmış olmak 
    Kan akıtmak : Kurban kesmek 
    Kan çanağı gibi : Çok kızarmış 
    Kan ter içinde kalmak : Çok yorulmak 
    Kapağı atmak : Gitmek,yerleşmek 
    Kapısını aşındırmak : Çok gidip gelmek 
    Kara gün dostu : İnsana sıkıntılı günlerinde yardım eden gerçek dost 
    Kaşının altında gözün var dememek : Yaptığını beğenmemek,takdir etmemek 
    Kedi ile harara girmek : Geçimsiz biriyle ortaklık etmek 
    Kendine yontmak : Karşısındakileri düşünmeden kendi çıkarına göre davranmak 
    Kıç atmak : Pek istemek 
    Kınalar yakmak : Çok sevinmek 
    Kimi kimsesi : Yakınları 
    Kimseye eyvallah etmemek : Kimseye minnettar kalmamak 
    Kimya gibi : Az bulunur 
    Kont gibi : Yakışıklı ve şık giyinmiş 
    Korkuluk : Gereksiz ve yararsız kimse 
    Körün istediği bir göz,Allah verdi iki göz : Hayal ettiğinden daha fazlasına kavuşan kişiler için kullanılır. 
    Kör şeytanın işi yok : Hep aksilikle karşılaşan kişiler tarafından sitem yollu olarak kullanılır. 
    Kurdu koyunla barıştırmak : Kötü biriyle saf birini uzlaştırmak 
    Külçe gibi oturmak : Yorgunlukla çökmek 
    Kül yutmak : Kandırılmak,oyuna gelmek

    -L-
    Laçka olmak : Eskimek,işe yaramaz halde olmak 
    Laf altında kalmamak : Karşısındakinin sözünün altında kalmamak 
    Laf ebesi : Çok konuşan kimseler için kullanılır. 
    Lakke yapmak : Başkasının hakkını çalmak 
    Lala paşa eğlendirmek : Nazik kişileri eğlendirmeye çalışmak 
    Lamı cimi yok : Bir konu üzerinde itiraz kabul etmediğini bildirmek için kullanılır. 
    Leb demeden leblebiyi anlamak : Anlayışlı,zeki olmak 
    Leke sıçratmak : Bulandırmak 
    Leşini çıkarmak : Kıyasıya dövmek 
    Leyleği havada görmek : Çok dolaşanlara söylenir 
    Limoni tabiatlı : Mızmız 
    Lodosa tutulmuş gibi bocalamak : Ne yapacağını kestirememek 
    Lokman hekimin ye dediği : Güzel,tatlı şey 
    Lop yumurta : Kaynamış yumurta 
    Lügat paralamak : Anlamını bilmediği halde,bilgiç konuşmak 
    Lülüye gelmek : Aldanmak 
    Lüpe konmak : Değerli bir şeyi emek harcamadan ele geçirmek

    -M-
    Maça beyi gibi kurulmak : Saygısızca,kasılarak oturmak 
    Madrabaz : Çıkarını hileli yollardan sağlayan kimse 
    Mahalle çocuğu : Eğitimsiz çocuk 
    Makaraya takmak : Alaya almak 
    Marsık : Çok esmer kimse 
    Merak getirmek : Kara sevdaya tutulmak 
    Meryem Ana kandili gibi : Soluk (belirsiz) anlamında 
    Meşe odunu : Kaba,anlayışsız adam 
    Meydan vermek : Fırsat vermek 
    Mısır'daki sağır sultan bile duydu : Duymayan kalmadı anlamında 
    Mızrağı çuvala sığdıramamak : Gerçeğin asla saklanamayacağı anlamında kullanılır. 
    Mis gibi burnunda tütmek : Çok özlemek 
    Miskinler teknesi : Tembellerin toplandığı yer 
    Mürai : Art düşünceli kimse 
    Mürekkebi kurumamak : Daha pek yeni olmak 
    Mürekkep yalamış : Okuyup,yazmış kimse 
    Mürüvvetini görmek : İyi ve mutlu günlerini görmek 
    Müslüman adam : 1-Dindar kişi,2-Doğruluktan ayrılmayan kimse

    -N-
    Nabzını yoklamak : Karşısındakinin ne düşündüğünü anlamaya çalışmak 
    Nalına mıhına vurmak : Ne yapacağını kestirememek 
    Namı nişanı kalmamak : Yok olmak,unutulmak 
    Nanpareye muhtaç olmak : Pek yoksul olmak 
    Nargile suyu : Tatsız içecek 
    Nazı geçmek : İsteği geri çevrilmeyen kimse 
    Ne ala memleket : Uygunsuz yapılan işleri kınamak için söylenir 
    Neci oluyor : Ne karışıyor anlamında 
    Nefsine yedirememek : Bir şeyi hazmedememek,kabul etmemek 
    Nevri dönmek : Çok sinirlenip,bunun yüzünden belli olması 
    Ne yüzle : Ne cesaretle anlamında 
    Nispet vermek : Onu üzecek şekilde gösteriş yapmak 
    Nobran : Kaba,sert,kırıcı(kimse) 
    Noktası noktasına : Tastamam 
    Nuh gemisi : Her çeşit insanın toplandığı yer 
    Nuh nebiden kalma : Çok eskiden kalma 
    Nur topu gibi : Güzel,şişman,beyaz (çocuk) 
    Nur yüzlü : Temiz yüzlü kimse 
    Nutku tutulmak : Üzüntüden,korkudan konuşamamak

    -O-
    O bir düşeş : O talih sonucu ele geçirilmiştir anlamında 
    O gün bugün : O gündenberi 
    Oh demek : Rahat etmek 
    Ok gibi ciğerine işledi : Yapılan bir hareketin çok üzmesi 
    Ok yaydan çıktı : Vazgeçemeyeceği bir işi yapmak 
    Olmuş armut gibi eline geçmek : Kolaylıkla,yorulmadan elde etmek 
    Onun ipiyle kuyuya inilmez : Güven olmaz anlamında 
    Oralı olmamak : Önemsememek 
    O saat : O anda 
    O tarakta bezi olmamak : İlişkisi olmamak 
    Oynak : Hafif meşrep kadın 
    Oyun etmek : Hile yapmak,aldatmak 
    Oyunun sakalı bitmek : Bitmiş olayları anlatan bu deyim,genellikle Karagöz oyunlarının sonunda kullanılır.

    -Ö-
    Öbür dünyayı boylamak : Ölmek 
    Öfke topuğa çıkmak : Çok öfkelenmek 
    Öksüz babası : Öksüz ve yoksulları koruyan adam 
    Öküz boyunduruğa bakar gibi bakmak : İstemeden,mecburen bakmak 
    Ölçüsünü bildirmek : Haddini bildirmek,cezasını vermek 
    Ömür adam : Hoşsohbet adam 
    Önünü almak : Durdurmak 
    Öp babanın elini : Sürpriz bir durum karşısında yaşanan şaşkınlığı anlatmak için kullanılır 
    Örümcek kafalı : Eski kafalı,yeniliklere uyum gösteremeyen 
    Ötmek : Durmadan anlamlı,anlamsız konuşmak 
    Öve öve göklere çıkarmak : Çok övmek 
    Öyle başa böyle traş : Alakasız durumları belirtir. 
    Özü sözü bir : Verdiği sözleri tutan dürüst kimse

    -P-
    Pabucuna kum dolmak : Engelle karşılaşmak 
    Paçaları sıvamak : Hazırlanmak 
    Paha biçmek : Değerini ölçmek 
    Pancar kesilmek : Mahcup olup kızarmak 
    Paparayı yemek : Paylanmak,azar işitmek 
    Paraya para dememek : Kazancı bol olmak 
    Para peşin kırmızı meşin : Alışverişin peşin olduğunu anlatır 
    Patentasının altına almak : Egemenliği altına almak 
    Pestil gibi olmak : Çok yorgun ve halsiz olmak 
    Peşkeş çekmek : Bir iş yaptırmak için,kendine ait veya başkasına ait bir şeyi hediye etmek 
    Pılı pırtı : Eski püskü,değersiz eşya 
    Piç etmek : Bozmak,işe yaramaz hale getirmek 
    Pişmiş aşa soğuk su katmak : Yapılmakta olan bir işi bozmak 
    Piyasaya düşmek : 1-Çok bulunur olmak,2-Orta malı olmak 
    Postal : Düşkün kadın 
    Put kesilmek : Sessiz ve hareketsiz kalakalmak 
    Püsküllü bela : Kişinin başını derde sokan kişi veya durum

    -R-
    Rabbime emanet : Herhangi bir şeyin,kimsenin korumasını tanrıya bırakmak 
    Rafta kurabiye var ama size göre değil : İşinize yaramaz anlamında 
    Rahat yüzüne hasret kaldı : Huzursuz olmak,rahat edememek 
    Ramazan keyfi : Oruç tutanlardaki sinirlilik hali 
    Rengi atmak : Çok heyecanlanıp solmak,sararmak 
    Rengi olmamak : Silik olmak 
    Renk senfonisi : Birbiriyle uyuşan renkler bütünü 
    Rest çekmek : Kesinlikle kabul etmemek 
    Rızkını taştan çıkarmak : En zor şartlarda bile geçimini sağlamak 
    Rufailer karışır : İşin karmaşıklığını anlatır 
    Ruhu bile duymaz : Yapılan bir işten hiç haberi olmaz anlamında 
    Ruhuna hitap etmek : Herhangi bir şeyden çok etkilenmek 
    Rüya gibi : Gelip geçici şeyleri anlatmak için kullanılır 
    Rüyasında görse hayra yormaz : Olacağına ihtimal vermemek 
    Rüzgar ekip fırtına biçmek : Yapılan kötülüğe karşı daha büyük kötülüğe uğramak 
    Rüzgar gelecek delikleri tıkamak : Her türlü tedbiri almak

    -S-
    Saat gibi : Düzgün çalışan 
    Saat on bir buçuğu çalmak : Yaşı çok ilerlemek 
    Sacayak olmak : Üç kişi bir araya gelip çok samimi olmak 
    Saçı uzun,aklı kısa : Düşüncesiz,aptal 
    Sağlam ayakkabı değil : Güven duyulacak kimse değil, doğruluğu konusunda şüphe duyulur 
    Sakala soğan doğramak : 1-Aldatmak,2-hakaret etmek 
    Saman gibi : Tatsız,tutsuz 
    Sapı silik : Serseri 
    Sarı Yahudi : Paraya düşkün kişi 
    Sazına bülbül koymak : Çok güzel çalmak 
    Sefalar getirdiniz : Eskiden çok kullanılan,hoş geldiniz sözü 
    Sel önünden kütük kapmak : Zor bir iş başarmak 
    Sen sağ ben selamet : Yapacak bir şey kalmamak 
    Sıtma görmemiş ses : Gür ve kalın sesli 
    Sidik yarışı : Gerekli gereksiz rekabete girmek 
    Söyleye söyleye dilimde tüy bitti : Çok öğüt verdiği halde sözü dinlenilmeyen insanların içinde bulunduğu durumu anlatır. 
    Sütüne havale etmek : Karakterine,insanlık duygusuna bırakmak

    -Ş-
    Şafak atmak : Korkmak,şaşırmak 
    Şahbaz : Becerikli ve çevik 
    Şapa oturmak : Çaresiz kalmak 
    Şaşkın bakkal : Hesabını şaşıran kimse 
    Şerbetli : Kötü işler yapmayı huy edinmiş kimse 
    Şeşi beş görmek : İyi görmemek,yanılmak 
    Şeytan çekici : Sevimli ve akıllı çocuk 
    Şeytan diyor ki : İçinden zararlı bir şeyler yap diyen ses 
    Şifayı kapmak : Hastalanmak 
    Şimşek gibi : Büyük bir hızla 
    Şirret karı : Geçimsiz,huysuz,yaygaracı kadın 
    Şom ağızlı : Kötümser,olayları devamlı kötüye yoran kimse 
    Şöhreti afakı tutmak : Herkes tarafından bilinir hale gelmek 
    Şöyle bir bakmak : 1-Üstünkörü,2-İnceler gibi manalı bakmak 
    Şunu bunu bilmem : Mazeret kabul etmem,özür dinlemem

    -T-
    Taban çekmek : Gitmek 
    Tabanvayla gitmek : Yürümek 
    Tadını kaçırmak : Zevkini bozmak 
    Takıp takıştırmak : Çok süslenmek 
    Talihi yar olmak : Şansı yardım etmek 
    Tantuna gitmek : 1-Öldürülmek,2-Belaya uğramak 
    Tasamın on beşi : Umrumda değil anlamında 
    Taş yağar,kıyamet kopar : Felaketli,korkunç zaman 
    Taş yürekli : Acıması olmayan kimse 
    Tavşan boku : Ne faydası,ne de zararı olan kimse 
    Tebeşire peynir bakışlı : İyi göremeyen,şaşı 
    Tencere yuvarlanmış,kapağını bulmuş : Birbirine uygun,eşit şeyleri anlatmak için kullanılır. 
    Tiği teber şahı levent : Her şeyini tüketmiş kimseleri anlatmak için söylenir. 
    Tosunum : Gürbüz kimseler için kullanılır 
    Tut kelin perçeminden : Boşuna uğraşma,onda yok anlamında… 
    Tüy dikmek : Kötü bir durumu daha çok kötüleştirecek harekette bulunmak

    -U-
    Ucu dokunmak : Herhangi bir işten zarar görmek 
    Uç vermek : Görünmek,yetişmek,belirmek 
    Ufağını tefeğini toplamak : Kendine ait ne varsa toplamak 
    Ufuk açılmak : Yeni imkanlar belirmek 
    Ulan : Nefret,öfke ifade eden bir hitap şekli 
    Ulu orta konuşmak : Düşünmeden söylemek,rastgele söylemek 
    Ununu elemiş eleğini duvara asmış : Yapacağını yapmış 
    Utandınsa yüzüne kalbur tut : Utanmanın gereksizliğini anlatır 
    Uyku ölümün kardeşidir : Uyuyan kimsenin dünya ile ilgisi kesilir. Olup bitenden haberi olmaz. 
    Uzağı görmek : Bir işin sonucunu,nasıl gelişeceğini önceden tahmin edebilmek.Tedbirli hareket etmek.
    Uzun boylu : Ayrıntıları hesap ederek,etraflıca düşünmek. 
    Uzun uzadıya : Çok ayrıntılı olarak 
    Uzun yaşın ahiri ölüm : Ne kadar uzun yaşanırsa yaşansın,bütün canlılar bir gün mutlak öleceklerdir

    -Ü-
    Ücüğünden cücüğüne : Bütün yönleriyle 
    Üç aşağı,beş yukarı : Belirlenmiş bir sayıdan biraz fazla veya biraz az olarak
    Üçe beşe bakmamak : Çok fazla pazarlık etmeden alışveriş yapmak 
    Ümidi boşa çıkmamak : Beklediğini,umduğunu bulmak 
    Üsküdar dolmuşu gibi birbirinin üzerine : Çok kalabalık yer 
    Üst perdeden başlamak : Ağzını bozmak 
    Üstünde durmak : Israr etmek 
    Üstüne almak : Ödev olarak kabul etmek,bilmek
    Üstüne basmak : Konuya değinmek 
    Üstüne varmak : Öfkelendirecek söz veya harekette ısrar etmek 
    Üstüne vurmak : Eklemek 
    Üstünüze iyilik sağlık : Hastalıkla ilgili konuşurken söylenir 
    Üvey evlat muamelesi görmek : Ayrı ve hor görülmek 
    Üzerine tuz biber ekmek : Bir kimsenin acısını fazlalaştıracak, derdini derinleştirecek davranışlarda bulunmak
    Üzerinize afiyet : Ben hastayım.Sizi etkilememesini dilerim. 
    Üzüm üzüm üzülmek : Çok üzülmek 
    Üzüm yemek değil,bekçi dövmek : Önemli işler dururken vakit öldüren kişiler için kullanılır.

    -V-
    Vadesi gelmek : Ömrünün sonuna gelmek 
    Vakit geçirmek : Gereksiz işlerle uğraşmak 
    Vakit nakittir : Zaman en değerli varlığımızdır
    Vara yoğa karışmak : Her şeye karışmak 
    Vardığın yer körse,sen de gözünü kapa : İnsanlar,çevresindekiler ile iyi ilişkiler kurmak isterlerse onlara uymak zorundadırlar
    Var kuvveti pazuya vermek : Kolunun kuvvetine güvenmek. 
    Vebali boynuna : Günahı ona ait anlamında 
    Veledizina : Babası belli olmayan 
    Verilmiş sadakası olmak : Bir belayı,kazayı zarar görmeden atlatmak 
    Vık dedirtmemek : Ses bile çıkarttırmamak 
    Vız gelip tırıs gitmek : Hiç aldırmamak 
    Vız gelmek : Önemsiz görünmek,aldırış etmemek
    Vidin kalesi gibi metin olmak : Dayanıklı ve sabırlı olmak
    Voli vurmak : Vurgun vurmak 
    Voyvoda kesilmek : Zalim olmak. 
    Vur abalıya : Sessiz ve sakin kimselere yapılan zulüm ve haksızlığı belirtmek için kullanılır. 
    Vur patlasın çal oynasın : Büyük eğlenceler için söylenir.
    Vurucu güç : Çok etkili silahlarla donatıldığı için savaş gücü yüksek askeri birlik
    Vuslat kıyamete kalmak : Kavuşma ümidi olmamak 
    Vücuda getirmek : Var etmek
    Vücudunu ortadan kaldırmak : Öldürmek

    -Y-
    Yabana atmak : Dikkate almamak 
    Yabana söylemek : Saçma ve yersiz konuşmak 
    Ya bu deveyi gütmeli,ya bu diyardan gitmeli : Mecburi durumlarda bir işin mutlaka yapılması gerektiğini belirtmek için söylenir.
    Ya devlet başa,ya kuzgun leşe : Büyük bir zafer için her tehlikenin, hatta ölümün bile göze alındığını belirtir. 
    Yağmur olsa kimsenin tarlasına yağmaz : Kimseye faydası ve yardımı yoktur anlamında. 
    Ya herro,ya merro : Seçim yapılması gereken durumlarda söylenir. 
    Yahudi pazarlığı : Kıyasıya yapılan pazarlık 
    Yakadan geçirmek : Evlat edinmek
    Yaka paça : Hırpalayarak 
    Yalancı pehlivan : Sözde kahraman 
    Yalova kaymakamı : Değersiz olduğu halde çalım satan kişilere söylenir.
    Yangın var diye bağırmak : Bir şeyden çok bıkmak,bezmek
    Yaptığını bilmemek : Aklı başında olmamak 
    Yediği naneyi kokutmak : Uygunsuzluğunu ortaya koymak
    Yel kayadan ne alır : İmkansız bir durumu belirtmek için kullanılır. 
    Yıldırım gibi : Büyük bir hızla. 
    Yıldızı parlamak : Şans yüzüne gülmek 
    Yiyip bitirmek : 1-Onmaz hale getirmek, 2-Devamlı eziyet etmek 
    Yobaz : Kaba,sofu. 
    Yolu düşmek : Bir rastlantı sonucu gelmek. 
    Yosma : Güzel ve süslü kadın 
    Yuf ervahına : Lanet olsun anlamındaki bir karşı çıkma sözü. 
    Yüreği geniş olmak : Gamsız olmak,her şeyi kaldırabilmek
    Yürekte var,elde yok : Yetenekli olup,imkansızlıklar yüzünden bunu geliştiremeyen insanlar için söylenir.
    Yüz yüze gelmek : Karşılaşmak

    -Z-
    Zahmet çekmek : Eziyet ve yorgunluğa düşmek 
    Zahmet etmek : Yorulmak. 
    Zartalos : Yellenmek 
    Zebunu olmak : Birine çok düşkün olmak 
    Zehir etmek : Tadını kaçırmak 
    Zehir zemberek : Çok acı 
    Zembereği boşanmak : Uzun uzun gülmek 
    Zerre kadar : Yok denecek kadar 
    Zevahiri kurtarmak : Bir işi yarım yamalak yapıp eleştiri almamak 
    Zeval bulmak : Yok olmak. 
    Zıvanadan çıkmak : Çok öfkelenmek 
    Zihne dank etmek : Uzun zamandır anlaşılamayan bir şeyi,herhangi bir olayın araya girmesiyle birdenbire anlamak
    Zil gibi : Parasız ve aç 
    Zilleri takıp oynamak : Çok sevinmek 
    Zilsiz oynamak : Çok sevinmek 
    Zokayı yutmak : Aldatılmak 
    Zurnacının karşısında limon yemek : Uygunsuz bir davranışta bulunarak,çalışamaz hale getirmek
    Zurnayı biz çaldık,parsayı o topladı : Haksızlık edip hazıra konanlar için söylenir.
    Züğürt tesellisi : Boş,yersiz avutma 
    Zümrüt gibi : Yemyeşil

    Ana Gibi Yar Bağdat Gibi Diyar Olmaz

    Dilimizdeki”Ana gibi yar Bağdat gibi diyar olmaz.” sözünün aslı muhtemelen”Ane gibi yar;Bağdat gibi diyar olmaz.”şeklindedir.Çünkü sözün aslındaki Ane kelimesi Bağdat yakınlarındaki sarp bir uçurumun kuşattığı dik bir geçidin adıdır.Bağdat gibi (güzel) şehir Ane gibi de (sarpama manzaralı) yar (uçurum) olmaz demeye gelir.Ancak siz Bağdat’ın Osmanlı Türkü için önemine bakınız ki oradaki Ane’yi anne yapıvermiş.Tıpkı”Yanlış hesap Bağdat’tan döner.”sözüyle Bağdat’ın eskiden beri bir ilim merkezi olduğunun altının çizilmesi gibi.

    Kısa Kes Aydın Abası (Havası) Olsun

    Sözü fazla uzatma!

    Az ve öz konuşmak lazım. Allah, çok dinlemek için iki kulak ve az konuşmak için de insana bir dil ve bir ağız vermiştir. Gereksiz konuşmalarla başkalarını rahatsız etmemek gerekir.
    Aba, yünden dövülerek yapılan kalın ve kaba bir kumaş cinsidir. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlüğe de aynı ad verilir.
    Bu kelime, değişik tür ve anlamdaki deyimlerin doğmasına da sebep olmuştur: Aba altından değnek göstermek, abayı sermek, abayı yakmak gibi.
    Balıkesir, eskiden en güzel aba kumaşlarının dokunduğu bir yermiş. Günlerden bir gün Balıkesir'e yolu düşen bir adam, buranın meşhur aba kumaşından bir elbiselik almış, memleketine götürmüş. Elbise diktirmek için doğru terzisine gitmiş. Terzi adamın ölçüsünü aldıktan sonra:
    - Bu aba hem üstlük hem de şalvar dikmeye yetmez, deyince tepesi atan müşteri kızgınlıkla terziye bağırmış:
    - Yahu nasıl yetmez? Etekleri kısa olsun, kısa kes Aydın abası olsun, demiş.
    Bu söz, dükkanda bulunan diğer müşterilerin de çok hoşuna gitmiş ve dilden dile dolaşır olmuş.

    Eşek Sudan Gelinceye Kadar Dövmek

    (Adamakıllı dövmek anlamında kullanılan bir deyim.)

    Balkan Harbi sıralarında cephedeki bir askeri birlikte su ihtiyacını her bölüğün saka neferleri temin ederdi.

    O zamanlar, mekkare katırlarından başka adına karanfil kolu denilen, merkepli nakliye kolları da vardı. Her bölüğe de bir merkep tahsis edilmiş. Saka neferleri bu eşeklere yükledikleri fıçılarla, ordugâha yarım saat uzaklıktaki bir pınardan su taşırlarmış.

    Bölüklerden birisinin saka neferi çok saf ve tembel imiş. Bir gün pınar başında yatmış, uyumuş. Eşek de çimenler üzerinde otlarken uzaklara gitmiş.

    Uyandığı zaman akşam olmak üzere imiş. Merkebi aramış, bulamamış. Koşarak bölüğe gelmiş. Susuzluktan kıvranan bölüğün çavuş ve onbaşıları sakayı yakaladıkları gibi, bölük kumandanı alaylı yüzbaşının karşısına çıkarmışlar.

    Çok sert ve aksi bir adam olan yüzbaşı saka neferini sorguya çekmiş. Neticede uyuduğunu ve eşeğini kaçırdığını öğrenince, hemen etrafa atlılar çıkarıp eşeği aratmaya göndermiş. Sakayı da çadırın direğine bağlayıp başlamış dayak atmaya. Can acısı ile avaz avaz bağıran saka:

    -Aman yüzbaşım, ölüyorum, bir daha uyumayacağım. Artık dövme! diye yalvardıkça, yüzbaşı:

    -Acele etme, daha eşek bulunamadı. Eşek sudan gelinceye kadar dayak yiyeceksin ki bir daha eşeğine sahip olup, muharebe yerinde, vazife başında uyumayacaksın... demiş.

    Diğer Makaleler...

    Telif hakları için tıklayınız...                                                        
    Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...