Etiketler

Türkçeyi Yeni Öğrenen Bireylerin Mecazlar Konusunda Karşılaştıkları Güçlükler

 

           Türkçe öğrenimi hem öğrenim hayatının, hem günlük hayatın, hem de çalışma hayatının temel kaynağıdır. Türkçeyi güzel konuşan bir kişinin insanlara etkisi daha güçlüdür. Anlatıma güç katan mecazlar, bir dili konuşan toplumun dünya görüşünü, gelenek, görenek ve inançlarını, düşünme biçimini, nükte ve buluşlarını ortaya koyar. Aynı zamanda dilin kendine özgü olan ve onu diğer dillerden ayıran yönünü oluşturur. Düşündürücü, ince ve derin anlamlı sözler herkes tarafından kolaylıkla anlaşılabilecek ifadeler değildir. Espri kültürü ve anlama düzeyi gelişmemiş kişiler ile Türkçeyi öğrenmekte olan yabancıların mecazları anlama konusunda karşılaştıkları sorunların en büyük nedeni, bu sözlerdeki gerçek anlamın dikkate alınıp, işin mecazî boyutunun kavranamamasıdır.

Yapı bakımından eklemeli, köken bakımından Ural - Altay dilleri ailesinin bir üyesi olan Türkçemiz, yüzyıllardan beri geniş alanlarda kullanılagelmiş; bazen devlet yönetiminin desteğiyle öne çıkmış, bazen de siyasî gücün duyarsızlığı yüzünden geri plânda kalmıştır. Ancak Türkçe, karşılaşmış olduğu bütün olumsuz etkilere ve yabancı dillerin kuşatmasına rağmen, ayakta durmayı başarabilmiş ender dillerden biridir.

Türkçe, dünyanın en zengin ve en mükemmel dillerinden biridir. Bu zenginlik, dilimizin uzun bir geçmişe, sınırsız sözcük türetme olanağına, yüksek bir anlatım gücüne ve bugün dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan tarafından ana dili olarak kullanılmasına bağlanabilir.

Türkçe öğrenimi hem öğrenim hayatının, hem günlük hayatın, hem de çalışma hayatının temel kaynağıdır. Türkçeyi güzel konuşan bir kişinin insanlara etkisi daha güçlüdür. Türkçeyi kullanma becerisi, iş hayatındaki başarıyı da arttırır. İyi bir Türkçe öğrenimi görmüş insanların kitap okumaktan hoşlandıklarını, sanat hareketlerini izlediklerini ve hayattan zevk aldıklarını görürüz. Bu durum bizlere Türkçenin derinliğini, sözdizimindeki güçlü yapıyı ve mecazların Türkçede ne derece önemli olduğunu göstermektedir.

Bir ilgi ya da benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan sözlere mecaz denir. Bir dilde yer alan mecazların çokluğu, o dilin çeşitli bakımlardan gelişmiş olduğunu gösterir. Türkçede kullanılan sözlerin çoğunda mecazî bir yön bulunmaktadır. Atasözleri, deyimler, kalıplaşmış sözler, ikilemeler, birleşik fiiller... bunlardan bazılarıdır. Anlatıma güç katmak amacıyla kullanılan mecazlar, bir dili konuşan toplumun dünya görüşünü, gelenek, görenek ve inançlarını, düşünme biçimini, nükte ve buluşlarını ortaya koyar. Aynı zamanda dilin kendine özgü olan ve onu diğer dillerden ayıran yönünü oluşturur.

Düşündürücü, ince ve derin anlamlı sözler insanlar tarafından kolaylıkla anlaşılabilecek ifadeler değildir. Espri kültürü ve anlama düzeyi gelişmemiş kişiler ile Türkçeyi öğrenmekte olan yabancıların mecazları anlama konusunda karşılaştıkları sorunların en büyük nedeni, bu sözlerdeki gerçek anlamın dikkate alınıp, işin mecazî boyutunun kavranamamasıdır. Mecaz dikkate alınmadığında, söz konusu ifadenin gerçek anlamı insanlara şaşırtıcı gelmektedir.

İfadenin mecazî yönlerini düşünememekten kaynaklanan şaşırtıcı durumları örnekleriyle birlikte görelim:

İlk olarak "bağla-"sözcüğünden yola çıkalım. Bu sözcüğün gerçek anlamının yanı sıra mecaz anlamını bilmeyen bir sekretere"Kızım bana Şûbe Müdürünü bağla"diyen bir yöneticiye kızın vereceği yanıt,"Efendim, elimde ip yok, nasıl bağlayayım?"biçiminde olacaktır.

Yapılan bir iyilikten dolayı kişinin bir başkasını borçlu bırakması durumunda"gebe kalmak"deyimi kullanılır. Bir erkeğin"Geçenlerde kavga ettiğim patronum maaşıma zam yapınca kendisine gebe kaldım"demesi, deyimin ne anlama geldiğini bilmeyenler için son derece karışık ve bulanık bir anlam doğurur; hatta akla çok farklı şeyler getirir.

"Pişmiş aşa su katmak"deyimi, yolunda giden bir işi bozmak anlamını taşır. Ancak bu deyimin ne anlamda kullanıldığını bilmeyenler bu sözü duyduklarında, sanırım, yemeğin lezzetinden bir şeyler eksildiğini düşünecek ve akıllarına sulu pilav gelecektir.

Türkçeyi yeni öğrenen bir yabancıya"Seni gökte ararken yerde buldum"dediğinizde adamın aklına "Bu Türkler uçuyor galiba, hayret, kanatları da yok, nasıl beceriyorlar?" gibi düşünceler gelecektir. Peki, "seninle külahları değişeceğiz" ifadesi neyi çağrıştırır acaba? "Aslında iyi olur, benim külahım da eskimişti" gibi bir düşünceyi akla getirebilir.

"İpsiz""deyimi boş gezen, işi gücü olmayan insanlar için kullanılır. Bir kişi için "Oadam ipsizin biri, hiçbir işe yaramaz"dendiğinde, sözcüğün ne anlama geldiğini bilmeyen bir kişinin

düşüneceği ilk şey,"Demek ki işe yaramak için ip ile dolaşmak gerekiyor, hemen kendime biraz ip bulayım"olacaktır.

Anne, yaramazlık yapan çocuğuna"Evlâdım, biraz ağır ol"diyor. Bunun üzerine çocuk, ağır olmak için daha çok yemek yiyor ve büyüyünce de fazla kilolarından şikâyet ediyor. Buradaki sorun, annenin kullanmış olduğu mecaz anlamlı ifadenin çocuk tarafından gerçek anlamıyla algılanmasıdır.

Bir kişinin"Bana yapılan haksızlıktan sonra çılgına dönmüştüm"ifadesi "çılgına dönmek" deyiminin anlamını bilmeyen birine şunları söyletir:"Çılgına dönmeye ne gerek var, keşke duvara dönseydin".

"Yönetim Kurulu üyeliğine soyunan arkadaşımız, sonunda muradına erdi"ifadesinde geçen"soyunmak"sözü, kendini bir işe hazırlamak, işi istemek anlamlarına gelmektedir. Sözün bu anlamlara geldiğini bilmeyen kişinin aklına, cümlede adı geçenin yönetim kurulu üyelerinin karşısında elbiselerini çıkardığı gelecektir.

Başarılması zor görünen işler ve geçimini zor koşullar altında sağlayan kişiler için kullanılan deyim"iğneyle kuyu kazmak"tır. Deyimin yansıttığı anlamı bilmeyen bir yabancı,"Tuhaf şey, kuyu kazmak için neden iğneyi kullanıyor bunlar? Bu iş, Çinlilerin çöp ile pilav yemesinden daha zor"demekten kendini alıkoyamayacaktır.

Bir kişiyi kötülemek üzere söylenen sözler için"taş atmak"deyimi kullanılır. Deyimin kullanımını bir örnekte görelim:"Hey arkadaş, sabahtan beri bana taş atıyorsun"ifadesinde geçen"taş atmak"deyimini bilmeyen biri, acaba kendisine taş atılan kişinin yüzünde ya da başka bir yerinde iz var mı diye bakacaktır.

Bir kişiye"Senin tipin kayık"diye seslendiğinizde bu sözü duyan, ancak deyimin ifade ettiği anlamı bilmeyen bir yabancı ne düşünecektir acaba? "Bu adam denize düşse boğulmaz, çünkü tipi kayık" şeklinde bir düşünce geçerse aklından, hiç şaşırmayın. Çünkü"kayık"sözcüğü kendisini yanıltacaktır.

Bunların yanında, dilimizde kullanılan birtakım deyimler de vardır ki, onlar sadece Türkler içindir ve sadece Türkler tarafından kullanıldığında bir anlam ifade ederler. Örneğin, söylenenleri anlamayan bir Fransız'ın"Meseleye biraz Fransız kaldım"demesi nasıl beklenemezse, bir Arap'ın da"Bir şey anladıysam Arap olayım"demesi beklenemez.

Mecazlar toplumun hayal gücünün derinliğini ve estetik zevkini yansıtan göstergelerdir. Bunların anlaşılabilmesi için toplumun kültürünün; yaşam biçimi, his, duygu, düşünce, anlayış düzeyi ve hayat felsefesinin iyi kavranması gerekmektedir. Bu gereklilik sağlanmadığı sürece yazılışları aynı, ancak anlamları farklı olan kavramlar birbirinden ayırt edilemez. Sonuçta, çalıştığı dilin mecazlarını tanımayan birey, o dili öğrenmiş sayılmaz.

KAYNAKLAR

  1. AKSAN, Doğan; Anlambilim, Engin Yayın Evi, Ankara - 1999.
  2. AKSAN, Doğan; Türkçenin Gücü, Bilgi Yayın Evi, Ankara - 1999.
    1. GÖKER, Osman; Uygulamalı Türkçe Bilgileri, 3 cilt, MEB Yayınları, İstanbul -1997.
  3. İmlâ Kılavuzu, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara - 1996.ÖZ, M. Feyzi; Uygulamalı Türkçe Öğretimi, Anı Yayıncılık, Ankara - 2001.
    1. OĞUZKAN, Ali; Örneklerle Türkçe ve Kompozisyon Bilgileri, MEB Yayınları, İstanbul - 2001.
  4. Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu Yayınları, 2 cilt, Ankara - 1998.

Yabancı Öğrencilerin Türkçe Öğrenirken Karşılaştıkları Güçlükler ve Yaptıkları Yanlışlıklar

        İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Okulunun Türkçe Bölümünde dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen yabancılara özel bir program çerçeve­sinde Türkçe dersleri verilmektedir. Bu dersler bir öğretim yılında iki dönem olarak düzenlenir: kış dönemi. Kasım-aralık-ocak ve mart-nisan-mayıs olmak üzere iki aşamalıdır; yaz dönemi ise temmuz-ağustos-eylül aylarını kapsar. Ders izlencesinde Türkçe öğretiminin yanı sıra film gösterimi, Türk müziğini tanıtma, kimi turistik ve tarihi yerlere geziler, Türk basını, Türk mutfağı, Türk gelenek ve görenekleri gibi kültür ve sanat etkinlik­lerine de yer verilmektedir.

     Derslere katılan yabancıların Türkçe öğrenmekteki amaçları oldukça çeşitlilik göstermektedir. Kimi yabancı, özellikle İranlı, Iraklı, Suriyeli, Ürdünlü öğrenciler Türk üniversitelerinden birinde öğrenim yapmak istemektedirler. Bu öğrenciler için özel olarak yapılan üniversite giriş sına­vında, Türkçe metinleri anlama ve soruları doğru yanıtlama becerisi de aranır. Bu yüzden Türk üniversitelerinde okuyacak olan yabancı öğrenciler, genellikle iki, kimi zaman da üç yarıyıl Türkçe dersi görmektedir. Kimi yabancı üniversitelerin Türklükbilim (Türkoloji) ve Doğubilim (Şarkiyat) bölümü Öğrencileri de, özellikle yaz dönemi derslerine büyüklü küçüklü gruplar halinde katılmaktadırlar. Özellikle son birkaç yıldan beri kimi Avrupa devletleri, ülkelerinde çalışan Türk işçilerinin ve ailelerinin sorun­larına çözümler bulmak amacıyla uzmanlarım Türkiye'ye gönderip Türkçe öğrenmelerine olanak tanımaktadırlar. Bu arada Türkiye'ye geçici ya da sürekli olarak yerleşen kimi yabancıların da Türkçe Bölümündeki dersleri izledikleri görülmektedir.

Genel olarak bir yabancı dili öğrenirken birtakım güçlüklerle karşı­laşılmakta ve yanlışlıklar yapılmaktadır. Biz bu yazıda gerek kendi deney­lerimize, gerek öğrencilerimizin ilettikleri notlara dayanarak yabancıların Türkçe öğrenirken karşılaştıkları güçlüklerden yalnızca ekler ve cümleler ile ilgili olanlarını ele alıp inceleyeceğiz ve onlara bu güçlükleri ve yanlış­lıklarını düzeltme sürecinde gösterilen yollar üzerinde duracağız.

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Türkçe öğrenmek 25 yıl önce başladım." "Türkçe öğrenmeye 25 yıl önce başladım."
"Ben en çok ilkbahar severim." "Ben en çok ilkbaharı severim."
"Bakkal beni peynir sattı." "Bakkal bana peynir sattı."

ii. Yüklemlerdeki kişi kavramı veren ekler unutulmaktadır:

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Onun için ben bazen konuşmaktan utanıyor." "Onun için ben bazen konuşmaktan utanıyorum."
"Siz niçin derslere vaktinde gelmiyor?" "Siz niçin derslere vaktinde gelmiyorsunuz?"

iii. Ad tamlamaları (belirtili, belirtisiz), sıfat tamlamaları ve karma tamlamalarda hangi eklerin tamlayana, hangi eklerin tamlanana getirileceği konusunda kararsızlığa düşülmektedir:

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Ben kitabım..." "Benim  kitabım..."
"Onu kardeşi..." "Onun kardeşi..."
"Okula gelmesinin sağlayacak yararlarını..." "Okula gelmesinin sağlayacağı yararları..."

iv. Ulaç (bağ fiil), eylemlik (isim fiil), ortaç (sıfatf iil) eklerini yerli yerinde kullanmada her zaman başarılı olunamamaktadır:

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Yolda gelince arkadaşımı gördüm." "Yolda gelirken arkadaşımı gördüm."
"Göndermiş mektubu aldım." "Gönderdiği  (ya da göndermiş olduğu) mektubu aldım."
"Bana gelmesini duydum." "Bana geldiğini  (ya da geleceğini) duydum."

v. Yapım ve çekim eklerinin işlevlerini tam olarak bilememekten ileri gelen yanlışlıklar yapılmaktadır:

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Bence en güçlük şey, Türkçe ekleridir." "Bence en güç şey Türkçe eklerdir."
"Vakit kaybetmeyi kötüdür." "Vakit kaybetmek kötüdür."

Yabancılara Türkçe öğretmek amacıyla hazırlanan ders kitaplarında ekler genellikle dil bilgisel düzenleme içinde anlatılmaktadır. Sözgelimi "addan ad türeten ekler", "eylem çekim ekleri", "eylemsi ekleri" gibi. Bu düzeni izlemenin yararsız olduğunu ileri sürecek değiliz; ancak ekler başka yollar, yöntemler izlenerek de öğretilebilir. Söz gelimi Türkçedeki eklerin İngilizce, Fransızca, Almanca öğretiminde olduğu gibi anlambilimsel, kavrambilimsel açıdan sınıflandırması yapılıp öğretimde kullanılması daha gerçekçi bir yaklaşım değeri taşımaktadır. Şöyle ki:

a. Ad soylu sözcüklere ya da eylemlere "yapan kişi" kavramı veren ekler:

-ar: yaz-ar / -cı: düğme-ci / -ıcı: dinle-y-ici / -man: okut-man...

b. Genellikle eylem türü sözcüklerden olay, olgu, durum kavramı taşıyan yeni sözcükler türeten ekler:

-ç: sevin-ç / -ı: kaz-ı / -ki: bas-kı / -m: öl-ü-m / -ma: tut-ma / -mak: yaşa-mak / -n: yay-ı-n...

c.  Yer kavramı bildiren ekler:-ak: barın-ak / -amaç: dön-emeç / -ca: kaplı-ca / -la: kıs-la / -lık: kitap-lık / -t: geç-i-t...

ç. Zaman kavramı veren ekler:

-acak: gel-ecek (istikbal) / -em: dön-em / -düz: gün-düz / -leyin: sabah-leyin / -miş: geç-miş (mazi) / -n: yaz-ı-n

d. Araç kavramı anlatan ekler:

-acak: aç-acak / -aç: say-aç / -ak: kay-ak / -al: çat-al / -cak: salın-cak / -ç: ara-ç / -gı: sil-gi / -gıç: patlan-gıç / -lık: göz-lük / -mak: çak-mak / -sak: susak gibi.

Bundan başka, eklerin öğretilmesi sürecinde değişik biçimlerde alış­tırmaların da önemini vurgulamak gerekir:

Boş bırakılan yerlere uygun ekleri yazma, yanlış kullanılan ekleri bulup yerlerine doğrularını yazma, adı ve işlevi belirtilen eklerden yeni sözcükler türetme, cümledeki kimi eklerin cümlenin anlamını bozmadan hangi eklerle yer değiştirebileceğini bulma... türlerinde yapılacak alıştırmalar, uygulamalar, yabancıların Türkçeyi daha yanlışsız konuşmalarına ve yazmalarına olanak sağlayacaktır. Bu arada özellikle üzerinde durulması gereken bir konu da "hangi eylemlerin cümle içinde hangi ad durumu ya da eylemsi (fiilimsi) ekiyle bir tümlece bağlan­dıkları" konusudur. Çünkü pek çok yabancı öğrenci "bana/beni baktı", "bana/beni gördü" ya da "eve gelince/gelirken/geldiği zaman/gelir gelmez uğradım" türündeki cümlelerde tümleçlerin niçin -e, -i ya da -ince, -ken, -diği (zaman), -irj-mez eklerini aldığını sık sık sormaktadırlar.

II. Cümleler: Yabancıların Türkçe öğrenirken karşılaştıkları bir başka güçlük de, cümle kurarken yaptıkları yanlışlıklardan ileri gelen iletişimsiz­liktir. Bu türden güçlükler ve yapılan yanlışlıklar da şöyle sıralanabilir:

i. Cümleyi oluşturan öğeler (özne-tümleç-yüklem) kimi zaman gerekli yerlere yerleştirilememektedir.

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Dünyamızda çok insan vakti seven var." "Dünyamızda vakti seven çok insan var."
"Bazı insanlar bilmezler nasıl vakitlerini geçtirir." "Bazı insanlar vakitlerini nasıl geçireceklerini bilmezler."
"ise bir insan, vakiti kullanmayı,  vakit geçti ve hiçbir şey yapmadı." "Bir insan vaktini kullanmayı" bilmiyorsa, vakit çabuk geçer ve o hiçbir şey yapamaz."

ii. Yapım ve çekim eklerinin unutulmasından ya da yanlış yerlerde kullanılmasından ileri gelen yanlışlıklar göze çarpmaktadır. ("Ekler" bö­lümünde açıklandığı gibi.)

iii. Ad ve sıfat tamlamaları cümle içinde yerli yerine oturtulamamaktadır.

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Kitap okumuş bu akşam değerlendirecek." "Bu akşamı kitap  okuyarak değerlendireceğim."
"Hangi Türkçe sınavı günde yapılacak bilmiyormuş." "Türkçe sınavının hangi gün yapılacağını bilmiyormuş."

iv. Cümle girişlerinde "ne var ki, demek ki, gel gelelim"... gibi kimi kalıp sözlerin ve "fakat, çünkü, lakin" gibi ilgeçlerin kullanılmasında yanlışlıklar yapılmaktadır:

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Bu akşam sizi ziyaret etmek istiyoruz. Demek ki, bize hiç kimse gelecek." "Bu akşam sizi ziyaret etmek istiyoruz. Çünkü bize hiç kimse gelmeyecek."

v. Girişik cümle, bağlı cümle, sıralı cümle, içcümle gibi karmaşık cümlelerin kurulmasında sözdizimi ve anlam yanlışlıkları yapılmaktadır:

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Öyleyse eğer biz bütün bu süregelen moda değişikliklerine uyacak olursak, hem kendi gardorobumuzu hayli değiştirmeye zorunda kalırız, hem de başkalarınan alındıracak kadar gideriz." "Öyleyse eğer biz bütün bu süregelen moda değişikliklerine uyacak olursak, hem kendi gardırobumuzu haylideğiştirmek zorunda kalırız, hem de başkalarının alınmasına yol açarız."
Bir cümlede, hatta tek bir kelimede iyi eklerin seçmesi,ekin uygun hiç unutması benim için zordurdur." "Bir cümlede, hatta tek bir kelimede eklerin seçilmesi ve hiçbir ekin unutulmaması benim için şimdilik mümkün değildir."

yi. Cümlenin kuruluşu sırasında kimi zaman yüklemin çatısı yanlış seçilmektedir:

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Hava alanında arkadaşı ile kucakladı." "Hava alanında arkadaşı ile kucaklaştı."
"Türkiye'de taşıtlar yolundan sağından gidilir." "Türkiye'de taşıtlar yolun sağından gider."

vii. Olay, durum, anı, gözlem anlatılırken, kimi zaman kip ekleri yanlış kullanılmaktadır:

Öğrencinin yanlış cümlesi Öğrencinin doğru cümlesi
"Dün terminale gittim. Memleketime gitti için bilet alıyorum." "Dün terminale gittim. Memleketime gitmek için bilet almak istedim. Bilet kalmadığını söylediler..."

Cümle yanlışlarını, güçlüklerini en aza indirebilmek için de pek çok yazılı ve sözlü alıştırma yapmak, yaptırmak gerekmektedir. Bu alıştırma­lar da şu türlerde olabilir :

Çeşitli ortam ve bağlamlarda kullanılabilecek türden cümle kurma çalışmaları, sözdizimsel yapısı bozuk olan cümlelerin düzeltilmesi, sözdizimsel yapısı doğru, fakat anlam yönünden yanlış cümle­lerin düzgün cümleler durumuna getirilmesi, Türkçede kullanılan bütün cümle türlerinde sözlü ve yazılı çalışmalar yapılması, sözdizimsel yapısı zor, karmaşık olan cümlelerin çözümlenerek açıklanması, yeni öğeler ekleyerek ya da var olan öğeleri genişleterek geniş kapsamlı cümle kurma çalışmalarının denenmesi, eksik cümlelerin uygun cümle öğeleriyle tamamlanması, bir cümleyi olanaklar içinde çeşitli çatılarda yeniden kurma çalışmaları yapılması (Bu arada cümlenin yapısında ne gibi değişiklikler ortaya çıktığı daha iyi anlatılabilir.)

Bir paragraftık metinde, boş bırakılan yerlere anlam bakı­mından uygun kalıp sözlerin ya da cümle girişlerinin yerleş­tirilmesi,

* Bir olguyu değişik sözcüklerle ve değişik cümle türlerinde an­latma çalışmalarının yapılması (sözgelimi: Dünhava yağışlıydı I Dün yağmur yağdı / Dün hava yağışlı geçti... gibi.)

* Bağımsız sözcüklerden anlamlı ve değişik yapıda cümleler kurma çalışmalarının denenmesi,

* Bir paragrafın birbirine bağlanış sıraları değiştirilmiş cümle­lerinden anlam göz önünde bulundurularak paragrafın anlamlı bütününün yeniden oluşturulması...

Yabancıların Türkçe öğrenirken karşılaştıkları güçlükler ve yaptık­ları yanlışlıklar yalnızca ekler ve cümlelerle sınırlı değildir; yazım (imla), noktalama ve sesletim (söyleyiş, vurgulama, tonlama) konularındaki güç­lükleri ve yanlışları da dikkat çekici ölçüdedir. Bütün bunların bilinmesi Türkçe Öğretim izlencesinin hazırlanmasında küçümsenemeyecek birtakım kolaylıklar sağlayacağı gibi, öğretim sürecinde de verimli sonuçlar doğu­rabilir.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin bir dünya dili olması dileğiyle...