Etiketler

"Dilim Seni Dilim Dilim Yerim" Yabancı Dil Olarak Türkçenin Öğretiminde Edebiyattan Faydalanma

Türkçe yakın bir gelecekte dünyada en çok konuşulan diller arasında yer alacaktır. Büyük bir tarihi ve kültürel birikime sahip olan Türkçenin yabancılara öğretimi bu açıdan çok önemlidir. Türkiye'nin dünyayla entegrasyonu, Türk insanının dünya dillerini öğrenmesi kadar yabancıların da Türk dilini öğrenmesiyle sağlanacaktır.Türk diline artan talebin bu dil üzerinde farklı çalışmaları gündeme getirmesi beklenmektedir. Günümüzde Türkçe, yabancı dil olarak üniversiteler başta olmak üzere birçok okul ve özel kurslar bünyesinde dünya çapında öğretilmektir.Bu kurumların her biri kendi personeline hazırlattığı ders kitaplarıyla öğrencilerine hizmet vermeye çalışmaktadır.Türkçeyi yabancı dil olarak öğreten kurumların kendi materyallerini oluşturma yoluna gitmesi kaynak zenginleşmesine katkıda bulunduğu gibi kurumlararası farklılıkları da öne çıkarmaktadır.Bu durum öğrencileri ancak kendi okullarının tavsiyeleriyle sınırlı bırakmaktadır.

Edebî eserler,bir dili yansıtan kültürü kavramak açısından oldukça önemli bir kaynaktır.Türkçeye ait edebî eserlerin öğrencilerin dil seviyelerine göre uyarlanması bu alanda profesyonelleşmek isteyenlere zaman kazandıracağı gibi öğrencinin bağımsız olarak çalışması için de bir alan yaratacaktır. Türkçe öğretiminde dilbilgisi yapılarıyla ilgili standart hale getirilmiş bir program üzerinde kurumlarası birlikteliğin henüz olmayışı, başta edebî eserlere bağlı olarak yapılabilecek seviye kitapları olmak üzere birçok çalışmanın yapılmasını güçleştirmektedir.Edebiyat alanındaki birikimlerimizin yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılması kültürümüzün tanıtımına katkıda bulunacağı gibi dünya edebiyatındaki yerinin de üst sıralara taşınmasını hızlandıracaktır.Bu sempozyumda Türkçeyi yabancı dil olarak öğreten kişi veya kurumların ders kitapları dilbilgisi yapılarını verme sırası açısından değerlendirilecek ve Avrupa Dil Konseyi ortak dil kriterlerine göre seviye calışması yapılmış bir edebî eserden örnek sunulacaktır.

Giriş

Türkçe dünya dili olma yolunda hızla ilerlemekte ve öğrenme alanının giderek genişlemesi yeni çalısmalara ihtiyaç yaratmaktadır.Bugün Türkçe; Çince, İngilizce, İspanyolca, Rusça, Fransızca, Portekizce gibi dillerden sonra dünyada en çok konuşulan dillerden biridir. Özellikle büyük bir tarihi ve kültürel mirasa sahip olması, stratejik ve jeopolitik durumu sebebiyle Türkiye'nin uluslararası alanda tanınması ve savunduğu tezleri daha iyi anlatması için Türkçenin yabancılara öğretimi daha da önem kazanmaktadır. Türkiye'nin dünyayla entegrasyonu, Türk insanının dünya dillerini öğrenmesi kadar yabancıların da Türk dilini öğrenmesiyle sağlanacaktır.

Türkçenin yabancı dil olarak öğretildiği kaynak kitaplara bakıldığında genel olarak önemli bir boşluğu doldurdukları söylenebilir. Gerek Türkiye'de gerekse yurtdışında Türkçenin yabancı dil olarak öğretimine yönelik kurumsal veya bireysel hazırlanmiş pekçok kitap bulunmaktadır . Bu çalışmalarda dil öğretimi Türkçeden Türkçeye şeklinde olduğu gibi Türkçe dilbilgisi yapılarının İngilizce,Rusça ve Almanca gibi yabancı dillerde de aktarıldığı görülmektedir.Bu alanda hazırlanmış kitaplardan bazılarına öğretim planı açısından bakıldığında şu şekilde bir tablo ortaya çıkmaktadır:

Tabloda görüldüğü üzere her kitapta dilbilgisi konularının verilme sırası birbirinden farklıdır.Başlangıç düzeyinde (A1 ve A2) dilbilgisi yapılarının verilme sürecinın kitaplarda aynı olmaması kurs sonunda her kurumun öğrencisinin yaklaşık olarak aynı bilgilere ulaşması dolayısıyla bir sorun teşkil etmemektedir .Fakat Bldüzeyinden sonra ders kitaplarında dilbilgisi konularına yaklaşım gittikçe farklılaşmaktadır. Bunun yanı sıra Türkçenin yabancı dil olarak öğretimine kaynaklık eden kitaplarda dört temel becerinin kısıtlı olarak yer alması dile ait kültürün tanınmasında yetersiz kalmaktadır. Bu dili daha hızlı öğrenmek isteyen bir Türkçe öğrencisinin ders kitaplarının dışında farklı bir çalışma kitabı (seviyesine uygun okuma kitabı veya CD) bulamaması bireysel çalışmasını engellemektedir. Bir dilin yabancı dil olarak öğretilmesi;o dilin sadece kendi sınırları içinde kalmadan diğer uluslar ve kültürlerle iletişime girmesi,tanınması ve sağlıklı bir şekilde öğretilmesi için o dilin;daha çok gelişmesi, o dil üzerine ve öğretimine ilişkin daha çok çalışma yapılması gerekmektedir.

 

Yabancı Dil Olarak Türkçenin Öğretimi Hakkında Yapılan Çalışmalar

 Burada dilbilgisi öğretim programı açısından Ankara Üniversitesi TÖMER kitabı Hitit,Ankara 2009;Dilset yayını Ebru Türkçe 1 İstanbul 2009 ve Ebru Türkçe Ders Kitabı 2 İstanbul 2009;Hikmet Sebüktekin,Turkish For Foreigners 1 ,İstanbul 2002;Gökkuşağı Türkçe Ders Kitabı 1,İstanbul 2008;Gazi Üniversitesi TÖMER Yabancılar İçin Türkçe 1 Ankara 2001; Jeroen Aarssen and Ad Backus,Turkish Collogial,New York 2003 kitapları örnek olarak incelenecektir.


Cumhuriyetten sonra Yabancılara Türkçenin öğretimi 1960'lı yıllarda önem kazanmaya başlamıştır. Kenan Akyüz'ün Yabancılar İçin Türkçe Dersleri Konuşma, Okuma adlı kitabı Hüseyin Aytaç-M.Agah Önen'in Yabancılar İçin Açıklamalı Uygulamalı Türkçe adlı kitabı kitapları , Kaya Can'ın Yabancılar İçin Türkçe-İngilizce Açıklamalı Türkçe Dersleri kitabı , M. Hengirmen-N.Koç'un Türkçe Öğreniyoruz adlı kitapları , Tahir Nejat Gencan'ın Yabancı Uyruklu Öğrenciler İçin-Türkçe Öğreniyorum1 adlı kitabı bu konuda atılan önemli bireysel adımlardır.

Yabancılara Türkçe öğretimi kurum olarak Ankara Üniversitesi TÖMER'le başlamış, Ege TÖMER, Gazi TÖMER ve Bolu İzzet Baysal TÖMER bunu aynı isim altında takip etmiştir.Bununla beraber Boğaziçi Üniversitesi,ODTÜ gibi diğer üniversiteler ve özel dersaneler bünyesinde Türkçe öğretimi devam etmektedir. Ankara Üniversitesi TÖMER 2002'de Hitit Yabancılar İçin Türkçe adlı dil öğretim setiyle Avrupa Konseyi Dil Portfolyosu'nda belirlenen dil seviyelerini uygulamaya koymuştur.2002'de Dilset yayınları tarafından Adım Adım Türkçe ve onu takip eden yillarda Gökkuşağı ile Ebru dil öğretim seti yayımlanmıştır. Ayrıca 2003 yılında M.Özbay-F.Temizyürek tarafından yazılan Türkçe Öğreniyoruz-Orhun adlı dil öğretim seti Tika yayını olarak yayımlanmıştır. Türkçenin öğretilmesi için hazırlanan mevcut kitaplarda okuma-anlama,dinleme -anlama,yazma ve konuşma başlıkları altında dilbilgisi yapıları işlenmiş ve öğrencinin dili aktif olarak kullanabilme becerisi dikkate alınmıştır.

Türkçenin dilbilgisi yapılarının öğretilmesi üzerine yapılan bu çalışmaların dışında bu alana yönelik yapılan tezlerde de aynı yön devam etmiş, zamanların ve ortaçların daha detaylı nasıl öğretilebileceği incelenmiştir.Bu tezlerde etkinlik örneklerine de yer verilerek üzerinde araştırma yapılan dilbilgisi konuları yabancılara öğretim yönünden daha detaylı bir şekilde ele alınmaya çalışılmıştır .

 

Türkçenin Öğretimi İçin Hazırlanan Okuma Kitaplarına Genel Bakış

Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesine yönelik okuma kitaplarıyla ilgili yapılmış sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır . Dilset yayınları tarafından Adım Adım Türkçe sesli kitap ve Gökkuşağı Okuma Kitapları başlıkları altında seviye çalışmaları yapılmış okuma kitapları bulunmaktadır. Bu kitaplarda dikkati çeken ilk husus çocuklar için hazırlanmış olup yetişkinlerin bu çalışmanın dışında bırakılmış olmasıdır.Sesli kitaplarda dilbilgisi açısından temel Türkçeden ileri düzeye örnek metinlerin verilmesi hedeflenmiştir.Adım Adım Türkçe kitaplarının her biri için CD hazırlanmış ve bu şekilde dinleme-anlama yönünden de desteklenmiştir.Aynı kuruma ait Gökkuşağı başlığında yer alan eserler de çocuk kitapları nitelendirmesiyle yayınlanmıştır.

Türkçe için okuma kitabı olarak diğer bir eser Amerika'da "Turkish Sampler" adıyla Müge Galin tarafından hazırlanmıştır. Ayşe Pamir Dietrich, bu eserdeki metinleri düzeyleri ve Türkçenin kalitesi açısından eleştirmiştir:

"Müge Galin tarafından yazılan başlangıç, orta ve ileri düzey öğrencileri için hazırlanmış okuma kitabı Turkish Sampler 'de ise belirtilen düzeylerle metinler arasında çelişki bulunmaktadır.Ayrıca bu kitapta argo sözcüklerin çok sık kullanıldığı metinlerin seçildiği gözlemlenmiştir.Örneğin daha kitabın ilk başında, başlangıç düzeyi için "Çok Kolay" başlığıyla verilen Hacivat ve Karagöz adlı metinde şu tümceler karşımıza çıkmaktadır:

-Oh,

-Oh maşallah, pek memnun oldum! Güle güle oturunuz, içinden hiç eksik

olmayınız!

-Ulan,

-Öyle demezler!

-Öyle desen e ya! "Somun oldum, limon oldum" deyip duruyorsun.

Bu metinde pek çok tümce ulan sözcüğüyle başlamakta, hay terbiyesiz hay, hay meczup köpek hay, zirzop sensin gibi argo içeren tümcelerle devam etmektedir. Başlangıç düzeyindeki öğrencilere verilen bir sonraki metin ise Kızılırmak Türküsü 'dür. Türkçenin dilbilgisi kurallarını yeni yeni öğrenen öğrencilerin günlük yaşamla ilgili metinleri okumak yerine, bu türkünün sözlerini öğrenmekle hiç bir şey kazanmayacakları apaçık ortadadır. Metinlerin rastgele seçildiği bu kitap öğrenciler tarafından zor ve sıkıcı bulunmuş, yazarın argo sözcükler içeren metinlere ağırlık vermesindeki amaç anlaşılamamıştır." 

 

Türkçe Öğretiminde Uluslararası Standartların Benimsenmesi

Türkiye, Avrupa'da ortak eğitim uygulamalarını öngören Socrates Projesine 24 Ocak 2000 tarihinde 253/2000/EC sayılı Avrupa Konseyi kararıyla katılmıştır.Bu proje dolayısıyla Avrupa ülkelerindeki yabancı dil öğretim uygulamaları Türkiye'de de benimsenmiştir. Avrupa ülkelerinde yabancı dil öğretimi, Avrupa Konseyi Modern Diller Bölümünce belirlenen eğitim politikalarına göre yapılmaktadır. Avrupa'da ortak bir yabancı dil öğretim programı ve yabancı dil öğretiminde ortak bir standart, ortak ölçütler ve buna dayalı bir araç geliştirmeyi amaçlayan Avrupa Konseyi Modern Diller Bölümü, Avrupa Dilleri Öğretimi Ortak Çerçeve Programı (The Common European Framework of Reference for Languages)'nı oluşturmuştur. Bugün tüm Avrupa ülkelerinde yabancı dil öğretimi bu çerçeve programa dayalı olarak gerçekleştirilmektedir.

Avrupa Dilleri Öğretimi Ortak Çerçeve Programı (ADÖÇ), yabancı dil öğretimi ve öğrenme düzeyleri için bir göstergeler tablosunu ve geçerliliği onaylanmış dil yeterliliği ölçütlerini içerir . ADÖÇ'ün temel amacı, yabancı dil öğretimini üç temel felsefeye dayandırmaktadır. Bunlar; Öğrenen Özerkliği, Kendini Değerlendirme ve Kültürel Çeşitlilik olarak sıralanabilir. Bu üç temel felsefeye dayalı olarak ayrıca, üç ana bölümden oluşan Avrupa Dil Portfolyosu (European Language Portfolio) geliştirilmiş, ADÖÇ'ün felsefesinin tüm ülkelerde aynı biçimde hayata geçirilmesi ve uygulamalara ortak bir standart getirilmesi somut biçimde sağlanmaya çalışılmıştır.Buna göre dil öğrenimi altı seviyeye ayrılmış olup her seviyede bilinmesi istenen nitelikler detaylı olarak açıklanmıştır. Burada bilinen dört temel dil becerisi farklı bir şekilde gruplandırılmıştır. Dinleme ve okuma becerileri anlama kategorisine dahil edilirken,konuşma becerisi ikinci kategoriyi oluşturmakta ve iki aşamada ele alınmaktadır: Karşılıklı konuşma ve sözlü anlatım, yazma kategorisinde yer alan yazılı anlatım da, tüm diğer becerilerde olduğu gibi altı farklı düzeyde betimlenmektedir.

Yabancı dil öğretimiyle ilgili uluslararası dil seviyelerinin Türkiye'de de kabul edilmesi Türkçe için de aynı kriterlerin kullanılmasını geçerli duruma getirmiştir.Yabancı dil olarak Türkçe öğretimine dair ders kitaplarından bazıları bu yön dikkate alınarak yeniden düzenlenmiştir. Türkçenin dilbilgisi esaslarının öğretimine göre hazırlanan kitaplar için yeni benimsenmeye başlayan uluslararası standartların farklı çalışmalar için de temel vazifesi görmesi beklenmektedir.Türkçe öğrencilerinin seviyelerine göre okuma kitabı hazırlanmak istendiği takdirde metot açısından yol gösterecek bir çalışma henüz hazırlanmamıştır.Avrupa Dil Potfolyosu kriterleri ve mesleki tecrübe okuma kitapları hazırlanmasında faydalanılacak tek kaynak olma durumunda gözükmektedir.Bu sempozyumda sunulacak örnek metin uygulaması da bu yoksunlukla hazırlandığından şüphesiz zenginleşmeye ve belki de değiştirilmeye muhtaçtır.

 

Dil seviyelerinde benimsenen uluslararası yaklaşıma göre Türkçe öğrenen bir dil öğrencisinin B1 seviyesinden itibaren kursa devam etmesinin yanı sıra bağımsız bir şekilde okuma uğraşını başlatabileceği söylenebilir.Bu şekildeki bir talebi karşılamak için Türk edebiyatı son derece zengin bir birikime sahiptir.Türk kültür ve edebiyatının önemli temsilcilerinden Ömer Seyfettin,Ahmet Hamdi Tanpınar,Sait Faik Abasıyanık,Tarık Buğra,Ahmet Ümit,Peyami Safa gibi yazarların eserlerine bağlı olarak seviyelendirilmiş kitap çalışmaları Türkçesini zenginleştirmek isteyen öğrencilerle henüz erken bir dil seviyesinde buluşturulabilir. Edebî eserlerin dışında bu alana yönelik A1,A2 veya B1,B2 gibi düzeylere hitap eden yeni eserlerin yazılması da bu alandaki büyük bir açığı kapatacaktır.Eserlerin yazımında yaş grupları ve çoklu zeka kuramının da dikkate alınması Türkçe okuyucu kitlesini genişletecektir.

Burada örnek olarak sunulacak metin, Türkçe olarak B1 seviyesine yeni başlamış bir öğrenci dikkate alınarak hazırlanmıştır.Bu metinde yer alacak dilbilgisi konuları için Hitit Yabancılar İçin Türkçe 1 (A1 ve A2) kitabı dikkate alındı.Seviye çalışması Ömer Seyfettin'in Perili Köşk adlı hikayesinin bir bölümüne yapılmıştır. Ömer Seyfettin'in bu hikayesi, vaka zinciri açısından okuyucunun ilgisini canlı tutacak bir hareketliliğe sahiptir.Bu çalışma yapılırken hikayedeki kurgu bozulmadan cümleler B1 düzeyindeki bir öğrencinin anlayabileceği şekilde kısa ve basit cümle seviyesine indirilmeye çalışılmıştır.

 

Örnek Metin :

Perili Köşk 

 Sermet Bey döndü, arkasındaki bekçiye: - İşte bir boş köşk daha! Dedi. Küçük bir çam ormanının önünde beyaz, şık bir bina,mermer gibi   göz kamaştıracak derecede parlıyordu. Etrafını yabanî otlar bürümüştü. Bahçesinin demir kapısında büyük bir "Kiralıktır" levhası asılıydı. Bekçi başını salladı:

-  Geç efendim, geç!... Orası size gelmez.

-  Niçin canım?

-  Demin size bir ev gösterdim.O evi tutunuz. Küçük ama çok uğurludur. Kim oturursa erkek çocuğu dünyaya gelir.

- On iki kişi nasıl sığarız beş odaya! Buraya bakalım, buraya... Tam bize göre... Bekçi tekrar, katî bir işaretle,

-  Buraya oturamazsınız efendim... dedi.

Sermet Bey, gözünü köşkten alamıyordu. Her tarafında geniş balkonları vardı. Temellerinin üzerine yaslanmış gibiydi. Yirmi senedir, çocuğa kavuşalıdan beri hep böyle bir yuva hayal ederlerdi. Sinirli bir şekilde:

-  Niye oturamayız? diye sordu.

-  Efendim, bu köşkte peri vardır.

-  Ne perisi?

-  Bayağı peri! Gece çıkar. Evdekilere rahat vermez.

Sermet Bey her şeye hemen inanmazdı. Ona göre bir şeye inanmak için ona dokunup hissetmek lazımdı. Sinan Bey'e göre gerçek dışı her şey gözler ve kulaklar yoluyla akla girer ve sonra bunlar bir batıl inanca dönüşürdü. Yalanlar hep bize bu dört kapıdan girerdi. Güldü:

-  Perinin bize zararı dokunmaz! dedi: Bekçi şaşkınlıkla Sermet Bey'in yüzüne baktı:

-  Her kiracı önce sizin gibi konuşur; ama bir ay oturmaz.

-  Senin nene lâzım. Haydi burasını gezelim.

-  Anahtarı sahibindedir.

-  Sahibi kim?

-  Sahibi Hacı Niyazi Efendi. İşte şu yandaki köşkte oturuyor.

-  Haydi anahtarı alalım.

-  Peki, ama...

Döndüler. Kırmızı aşı boyalı eski evin ağaçlar arasından çatısı görünüyordu.Eve doğru yürüdüler.

İhtiyar bekçi yolda beyaz köşkün tarihini kısaca anlattı. On senedir bu köşkte kiracılar bir aydan fazla oturamamışlardı. Evvelâ peri görünüyor, sonra büyük büyük taşlar atıyor, nihayet gelip camları kırıyor, içeridekilere(evdekilere) geceleri hiç rahat vermiyordu. Kiracılardan ikisi bu durumdan çok etkilenmişti. Üç kiracının evlatlıkları korku yüzünden hasta olmuştu. Birisinin karısı korkudan altı aylık çocuğunu düşürmüştü. Badem ağaçlarının altında koyunlar otluyordu. Geçtiler. Kırmızı köşkün kapısını açtılar.

Hacı Niyazi Efendi eski bir evkaf memuruydu. Hürriyet'te tazminat olarak daireden çekilmişti, ev alıp satıyordu ve bu şekilde geçinmeye başlamıştı. Fakat çok doğru bir adamdı. Senede belki yüz ev satıyordu. Perili köşk için hiç yalan söylemezdi: "Allah'tan korkarım neme lâzım!" diyordu.Her kiracı adayına " Köşkte peri var." Diyordu. Kapıyı kendisi açtı. Sermet Bey evi gezmek istediğini söyledi:

-  Pekâlâ, buyurun! Dedi

Önde yürümeye başladı. Bahçeden geçtiler. Hacı Niyazi Efendi sokakta sarı aba cübbesinin cebinden pirinç bir anahtar çıkardı. Bahçe kapısını açtı, Sermet Beye,

-  Bu anahtar köşkü de açar... dedi.

Yürüdüler, bahçe hakikaten biraz vahşiydi.Bakımsızdı.Otlar uzamıştı. Köşkün arkasındaki küçük çam ormanında da vahşi bir sessizlik vardı. Bekçi köşke girmedi. Kapıda kaldı. Sermet Bey, ev sahibiyle gezdi. Tezyinata(süse) hiç diyecek yoktu. Alt kat bütün mermerdi. Sarnıç, banyo, kuyu, kümes, ahır... Hepsi tamamdı.

-  Kirası ne kadar?

-  Çok istemiyorum. Yüz seksen lira. Ama üç seneliğini peşin isterim.

-  Niçin?

-  Bakınız beyim, niçin: Düşmanlarım, köşk kiracısız kalsın diye peri lafı çıkarmışlar. Birisi girdi mi, herkes hemen peri propagandasına başlar. Nihayet kiracılar bu yalana inanıyor, gördük sanıyorlar. Meselâ kış ortası köşkü başıma bırakıp savuşuyorlar. Daha fenası, bu kiracılar propagandacılara katılıyor. İki sene daha böyle giderse malımı ne satabileceğim, ne de kiracı bulabileceğim.

Sermet Bey sordu:

-  Şimdiye kadar hemen hiç... Fakat her kiracı, komşuların lafına inanır . Çok durmaz. Ürker,

kaçar.

-  Ben ürkmem.

-  İnşallah.

-  Fakat üç senelik peşin, bu biraz ağır...

-  Ne yapayım beyim. Canım yandı. İsterseniz...

Sermet Bey köşkü çok beğenmişti. Hem kirası da ucuzdu. Şimdi üç odalı kulübelerin bir yılı için yüz elli lira kira istiyorlardı.

Hemen o gün kontratı yaptılar. Üç senelik kira, beş yüz kırk lira peşin verilecekti. Hacı Niyazi Efendinin evinden çıktıktan sonra Sermet Bey bekçiyi çıkardı, bahşiş olarak bir yirmi beşlik kağıt para verdi. Bekçi,

-  Paranıza yazık oldu efendi dedi, üç sene değil, üç ay oturamazsınız.

-  Görürsün.

-  Görürüz. Hacı Efendi her girenden böyle üç seneliğini peşin alır, ama hiç birisi bir yaz kalamaz. Verdikleri para da yanar.

Sermet Bey bir hafta sonra kalabalık ailesiyle köşke taşındı. Gerçek bir zevk sahibiydi. Her gece çalgı, yemek, içmek, keyif, sefa gırla giderdi. Daima akrabalarından kadın, erkek, dört beş misafiri bulunurdu. Sermet Bey Türkiyeli'ydi. Fakat Avrupalıların "Gündüz cefa, gece sefa" prensibini kabul etmişti. Çocukları okula giderlerdi. Kızlarını büyük ticarethanelere kâtip diye yerleştirmişti. Karısı kız okullarında piyano dersi verirdi.Bu evde bir kişi çalışmıyordu. O kişi sadece yetmiş beş yaşında annesiydi. O da mutfağa, hizmetçilere, filan bakardı. Yemeğe gece yarısına yakın yerler, yemekten sonra hiç oturmazlar, hemen yatarlardı. Aradan on beş gün geçmedi. Bir gece aşağı kattan bir çığlık koptu. Hizmetçi Artemisya, avazı çıktığı kadar haykırarak yukarı koştu. Arkada, çamların arasında beyaz bir şey bir şey geziyordu.Haber verdi.

-  Gözünüze öyle görünmüştür! Dediler.

Diğer hizmetçiler de aynı şeyi söylediler;fakat Sermet Bey kanmadı. Çoluk çocuk, hepsi arka odanın balkonuna çıktılar. Artemisya'nın parmağıyla gösterdiği beyaz hayaleti gördüler. Ağaçların altında duruyor, sanki köşke bakıyordu. Sermet Bey gözlerini oğuşturdu:

-  Vay anasına! dedi, telkinin kuvvetine bak!

Karısı, kızları, çocukları korkudan sapsarı kesildiler. Büyük kızı,

-  Ne telkini beybaba! İşte karşımızda, görmüyor musun? Dedi.

-  Görüyorum.

-  Ey, o halde telkin ne demek?

Sonuç:

Yabancı dil olarak Türkçenin öğretimi sayısal olarak gün geçtikçe dünya çapında hızla ilerlemekte ve bu durum farklı çalışmalara ihtiyaç yaratmaktadır.Genellikle Türkçenin dilbilgisi konuları etrafında yapılan kitap çalışmaları öğrencinin kurs bünyesinde taleplerini yerine getirirken bireysel öğrenme isteğini karşılayamamaktadır.Avrupa Konseyi Dil Portfolyası ölçütlerinin Türkiye'de de kabul edilmesiyle standart bir dil öğretim anlayışı benimsenmeye başlanmıştır.Seviyelerle ilgili kesin tanımların yapılmış olması öğrenci düzeyine göre hazırlanacak okuma-anlama kitaplarında takip edilecek yöntemi de belirlemiştir.

Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde kullanılacak okuma kitapları için Türk edebiyatı zengin bir kaynaktır.Okuma-anlama alanında bugüne kadar yapılmış çalışma son derece azdır. Türkçenin usta kalemlerinin eserlerini yabancı dil öğretiminde kullanmak Türkiye'nin ihtiyacı olan dünya çapındaki kültürel tanıtımına ivme kazandırabilir.Bu şekilde hazırlanmış kitaplarla yabancı dil öğrencileri öğrendikleri dilin pratik kullanımını görme imkanına sahip olabilir.Edebî eserlerin dışında seviyelere göre yeni eserler de yazılabilir.Bu amaçla yazılacak okuma kitaplarında her yaş grubu ve çoklu zeka kuramı da dikkate alınmalıdır.Türkçenin dünya dili olması yolunda bu tip çalışmaların önemli katkısı olabilir.

Dr. İlknur TATAR KIRILMIŞ

Londra Eğitim Müşavirliği Türkçe Öğretmeni

 

Kaynaklar

1.    Aarssen, Jeroen and Ad Backus,Turkish Collogial,Routledge Yayınevi,New York 2003

2. ---------- Ali Baba ve Kırk Haramiler, Dilset Yayınları İzmir 2003

  1. Aytaç,Hüseyin-M.Agah Önen, Yabancılar İçin Açıklamalı Uygulamalı Türkçe , Ankara, 1969
  2. Barın,Erol, Yabancılara Türkçe Öğretiminde İlkeler 
    1. Camkıran ,Özlem,Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğrenenler İçin Şimdiki Zamanın Metinlerle Öğretimi,Yüksek Lisans tezi,Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü,İzmir 2007
    2. Çevreci Gençler,Dilset Yayınları,İzmir 2003
      1. Düzenli ,Sultan,Türkçede Ortaçlaştırma Belirticilerinin Öğretimine Yönelik Ders Malzemesi Hazırlama,Yüksek Lisans tezi,Dokuz Eylül Üniversitesi,2008 İzmir

 

  1. Ebru Türkçe Ders Kitabı 1,İstanbul 2009
  2. Ebru Türkçe Ders Kitabı 2,İstanbul 2008

 

  1. Gazi Üniversitesi TÖMER Yabancılar İçin Türkçe 1 Ankara 2001
    1. Gökkuşağı Türkçe Ders Kitabı 1,İstanbul 2008

12.  Hacıömeroğlu,Mine Sultan Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğrenenler İçin Kiplik Öğretimi Üzerine Materyal Geliştirme, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü,Yüksek Lisans Tezi,İzmir 2007

  1. Hitit Yabancılar İçin Türkçe 1,Ankara 2009.
  2. Sebüktekin, Hikmet,Yabancılar İçin Türkçe 1,Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi,İstanbul 2002

 

15.--------- İyiliksever Keloğlan,Dilset Yayınları,İzmir 2003

16.  Koşucu,Fatma Zeynep,Türkçenin Yabancılara Öğretiminde Ulaçların Düzeylere Göre
incelenmesi,İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,Yüksek Lisans Tezi,İstanbul 2007

  1. Kral ve Bülbül,Dilset Yayınları,İzmir 2003
  2. Kralın Yeni Elbiseleri,Dilset Yayınları İzmir 2003
  1. Mirici,İsmail Hakkı, "Avrupa Dilleri Öğretimi Ortak Çerçeve Programı ve Avrupa Dil Portfolyası Nedir?
  2. Karababa,Z.Canan,    'Yabancı    Dil    Olarak   Türkçenin    Öğretimi   ve Karşılaşılan Sorunlar",Ankara
  3. Üniversitesi Eğitim Bilimleri Dergisi,yil:2009,cilt:42,sayi:2 Hüseyin Aytaç-M.Agah Önen,
    1. Pamir     Dietrich,      Ayşe,      "Amerikan     Üniversitelerinde      Türkçe Öğretimi"

Dil Nedir? -8- Edebiyat Nedir?

EDEBİYAT NEDİR?

Edebiyatın ne olduğunu anlayabilmek için onun, dilden, konuşma ve düzyazı dilinden farklı olan yanlarını ortaya koymak gereklidir.

Konuşma ve düzyazı dilinde, dil bir araç, sözcükleri kullanmakla girişilmiş, belli bir amaca dönük eylemdir. Doğruyu araştırma, ortaya koyma, başkalarına iletme aracıdır. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler görevini yaptıktan sonra işe yaramaz hale gelir. Önemli olan meydana getireceği sonuçlardır. Sonuç yani amaç, onu okuyan, ya da dinleyendeki değişimdir. Düşüncemizi dile getiren sözcükleri nasıl biçimlendirdiğimizi unuturuz. Onlar aracılığı ile düşüncemizi ilettiğimiz kişi de onların nasıl biçimlendirildiğine dikkat etmez. Unutur. Dil, bizi doğrudan doğruya öteki insanlarla yada eşya ve düşüncelerle karşı karşıya getirir. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler saydamdır. Uçarıdır. Aradan kaybolur gider.

Oysa şiir ve edebiyatta bunların tam tersi oluşmaktadır.

Şiir ve edebiyatta dil bir araç değil, biraz amaçtır. Şiir ve edebiyatta dil, sözcükler, cümleler ve biçimler nesnel (objektif) hale gelirler, şeyleşirler.

İnsanla öteki insanların, eşyanın ve düşüncelerin arasına girip saydamlaşmaz şiir. Uçarı hale gelmez konuşma ve düzyazı da olduğu gibi. Tam tersine, karşımıza çıkar. Resim gibi, heykel, müzik, yapı gibi (eşya) değeri kazanır.

Şair cümle kurmaz, bir nesne meydana getirir. Sözcüklerle, güzel, unutulmaz biçimler yaratır. Sözcüklerin bir araya özel biçimler altında getirilişinde derin eğilimler dürtüsü vardır.

Şair, dilde olduğu gibi sözcüklerden yararlanmaz. Onlara yararlı olur. Renk, ses, hacim gibi onları şeyleştirir, kırar, bozar ve yeniden birleştirerek bir şiir dünyası kurar.

Sözlerin ve sözcüklerin nesnelleştirilerek özel işaretler, deyişler, tılsımlı biçimler haline getirilmesi, bunların sihir ve büyü alanında kullanılması, unutulmayan, ezberlenen özel biçimlerle tekrar edilmesi, şiirin doğuşunu hazırlayan en eski etkenlerdir. Bu yönden denilebilir ki, yazı şöyle dursun, tam konuşma dilinin bile gerçekleşmediği, insanın ve insanlığını en eski tarihinde şiir ve şiir dili vardır. Demek ki, edebiyat, dilden önce idi.

Bununla beraber gerçek şiir ve edebiyat yazının bulunup kullanılmasından sonra gelişmiştir.

Sanat dışı konularda (politika, hukuk, mektup vb. alanlarda) bile ilk yazılı metinler, edebiyata yakın, destanî, güzellik iddiası ile yüklü oldukça nesnel eserler olmuşlardır.

EDEBİYATTA AKIM DENİLİNCE NE ANLAŞILIR?

Akım, insan düşüncesinin ve yaşamının, tarih içinde değişik dünya görüşlerinin birbirini izleyerek devam etmesidir.

Tarih boyunca insanlar her çağda bilim ve felsefe verilerinden, sosyal, ekonomik, siyasal gerçeklerden esinlenerek, ileriye doğru atılımlar yaparak, eskiyen düşünce ve biçimlerin yerine yenilerini ve başkalarını koyarlar.

İyiye, Güzele ve Doğruya” sloganı ile ifade edilen bu atılımlar yeni ahlâk, estetik ve bilim değerleri getirirler.

Sanat ve edebiyat akımları her çağın kendine özgü gerçekleri ve değerleri açısından ortaya atılan güzellik anlayışları, estetik görüşleri ve ölçüleridir.

Edebiyat ve sanat akımları, milli ve milletlerarası bilimsel, felsefi, sosyal, ekonomik, siyasal, ahlâki, dinsel yaşamın ürünleri olurlar ve tarihsel değerlerin uzantısı içinde eskiye ve kurulu düzene varolan edebiyat ve sanat anlayışına karşı ihtilâlci karakter taşırlar.

Ama bu devrimci karakter çoğu kez yöntemlerde ve yöntemlerin uygulanışında göze çarpar. Oysa edebiyat ve sanat akımları tarih içinde klâsik görüşlere zaman zaman dönerek tazelemeler, tekrarlar, yeniden değerlendirilişler yapmaktadırlar.

Her toplumun edebiyatında, kendisine özgü milli akımlar, aşamalar vardır. Fakat bunlardan bir kısmı ulusal sınırları aşarak uluslararası değer ve kapsam kazanırlar. Sonra bunlar ulusal sanatları etkiler.

Edebiyat ve sanat akımlarına ekol, okul, meslek ve çığır da denilmektedir.

DÜNYA ÇAPINDA ETKİLER YAPMIŞ OLAN SANAT VE EDEBİYAT

AKIMLARININ EN ÜNLÜLERİ HANGİLERİDİR?

Uluslararası değer taşıyan etkili edebiyat akımlarını şöyle sıralayabiliriz:

1-     İlkel edebiyat

2-     Doğu edebiyatı

3-     Anadolu edebiyatı

4-     Arap edebiyatı

5-     Batı edebiyatı

6-     Mistik edebiyat

7-     Hıristiyan edebiyatı

8-     İslâm edebiyatı

9-     Hümanist edebiyat

10- Rönesans

11- Klasisizm

12- Romantizm

13- Realizm

14- Natüralizm

15- Parnassizm

16- Sembolizm

17- Kübizm

18- Fütürizm

19- Dadaizm

20- Sürrealizm

21- Egzistansiyalizm

Dil Nedir? -9- Edebiyat Akımları

YENİ ÇAĞLARA KADAR GELEN ESKİ EDEBİYAT

AKIMLARININ ÖZELLİKLERİ NASIL ÖZETLENEBİLİR?

 Bir önceki sayımızda yaptığımız sıralamaya göre bu akımların özelliklerini kısaca belirtmeye çalışalım:

A)    İLKEL EDEBİYAT

İnsanlığın ve toplumların en eski tarihlerinde yazı diline geçmeden önce, ezberlenen, anlatıla anlatıla gelişen anonim, özel biçimler kazanarak nesnelleşen, içeriğinde dinsel, ulusal temalar, savaş kahramanlık ve aşk menkıbeleri bulunan destanlar, masallar, yiğitlemeler, ağıt ve türküler ilkel edebiyat örnekleridir. Genellikle söyleyiş biçimi, motifler, ritim, hava ve öğeler bakımından hemen hemen her toplumda birbirine benzer.

Hayvan, ya da bitki motifli bütün masallar, aşk hikâyeleri, binbir gece sohbetleri, tekerlemeler en eski destanlar henüz yazıya geçmeden önceki biçimleriyle Gılgamış (Sümer), İlyada ve Odise (Batı Anadolu), Kalavelâ (Fin), Mete, Hun, Ergenekon, Türeyiş, Altın-Işık (Türk) destanları hep ortak, evrensel genellikler taşımaktadır.

B)    DOĞU EDEBİYATI

Tarih, genellikle Doğudan Batıya bir akışla başlamış ve devam etmiş gibidir.

En eski uygarlıklara, insana ait en eski izlere Doğuda rastlanmıştır.

Asya, Mezopotamya, Anadolu, Mısır ve sonra Avrupa...

Doğu Çin’den Hind’e, Mezopotamya ve Mısır’dan Anadolu’ya kadar yazıdan önce, o büyülü, mistik, destani, masalımsı edebiyatın vatanı olmuştur. Şaman yakarışları, Budist duaları, yazının icadından sonra Doğu mistizminin ilk metinleri olan Veda Manzumeleri, Uygur şiirleri, Mısır ve Mezopotamya tabletleri tarih boyunca gelişen biçimler altındaki derin ve çok duygulu içerikler ve step kahramanlıklarını anlatan destanlarla, şairane masallar, içli ağıtlarla Batının çok yararlandığı, halâ daha yararlanmakta olduğu güçlü edebiyat hazinelerini bağrında saklayan Doğu, belli başlı akımların kaynağı halindedir.

Uzak Asya’dan Batı Anadolu’ya kadar çok geniş bir coğrafyada oluşan Doğu edebiyatı, mistik, hümanist, romantik, realist, sembolik, kübik, sürrealist ve egzistansiyalist motifler ve öğeler taşıyan çok çeşitli zengin bir sanat dünyasıdır.

Tarih içinde geliştikçe;

-                    Arap edebiyatı

-                    İlk Hıristiyan edebiyatı

-                    İslam edebiyatı

-                    Eski ve Ortaçağ Mistik edebiyatı

-                   Türk, Hint, İran edebiyatı

biçim ve dallarında oluşan Doğu edebiyatı üzerine bilimsel araştırmalar ve incelemeler ilerledikçe bu konuda dünya çok şey öğrenecektir.

Çin, Hint, Mısır, Sümer, Uygur, Hitit, Türk sanat ve edebiyatı alanlarındaki çalışmaların tarihi daha yarım yüzyılı bile doldurmamıştır.

Eski Batı edebiyatının ilk kaynakları ise, Batı Anadolu uygarlıklarında yani yine Doğu edebiyat, sanat ve felsefesi uzantılarında saklıdır.

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATINDA BÜTÜNLÜK NE DEMEKTİR?

Türk dili (Türkçe) ve Türk edebiyatı, bilinen en eski Türk tarihinin yazılı (belgeli) kaynaklarında bir ve beraber doğmuş bir ve beraber oluşmuş, aynı aşamaları bir ve beraber geçirmiştir.

Bu birlik, beraberlik ve bütünlük Türk dili gibi edebiyatının da milli, milliyetçi, toplumcu bir niteliğe sahip olduğunu Türk toplumlarının ekonomik, sosyal, moral, siyasal tarihinin bir aynası olduğunun da ispatıdır.

Türkçe’nin en eski yazılı belgesi olan (Orhun Yazıtları) aynı zamanda Türk edebiyatının da en eski örnekleridir. Bunlar Türk yazı dilinin ilk metinleri, eski Türkçe’nin ne kadar iyi işlenmiş bir uygarlık dili olduğunu, Türk toplumunun ekonomik, sosyal, siyasal, askeri yapısını yansıtan belgeler olarak dil ile toplum düzeni arasındaki ilişkileri dilin sosyal yaşamı düzenlemekteki rolünü ortaya koymaktadır. Orhun anıtları üzerindeki yazılar aynı zamanda çok güzel söylenmiş, edebi değeri cidden çok yüksek nutuklardır. (Bilge Kağan MS. 732)

Türk tarih sahnesine gelişmiş, olgun bir dil ve seviyeli bir edebiyatla çıkmıştır.

Türk dili ve edebiyatı Orhun yazıtlarından bugünlere kadar bütün aşamalarda aynı paralelde bulunmuşlardır. Tarih boyunca Türk edebiyatı Türk dilini, Türk dili de edebiyatını koruyarak geliştirmiştir.

Bunda Türkçe’nin ve Türk edebiyatının toplum dili ve edebiyatı olarak halk yığınlarının engin ve vefalı sinesinde zenginleşmesinin büyük ölçüde rolü olmuştur.

Halk dili ve edebiyatı, halktan kopuk zümreler elinde edebiyatın da, dilin de yozlaşmasına karşı koymuş, biri saptığı zaman diğeri, öteki saptığı zaman beriki işe karışarak milli ve milliyetçi çizgiden ayrılmamayı sağlamıştır.

Bu çok önemli özellik, Türk dili sorunlarının anlaşılmasında ve çözümlenmesinde dilini kendi sosyal ve psişik fakat aynı zamanda doğal kaynaklarında oluşturan, geliştirip zenginleştiren, (yaşayan Türkçe’nin) yaratıcısı, koruyucusu ve sahibi bulunan Türk halkının, Türk milletinin gerçek kaynak olarak esas alınmasını zorunlu kılar.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin bir dünya dili olması dileğiyle...