Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.
Geçtiğimiz pazar günü İstanbul’da çok anlamlı bir tören vardı. Gazetemiz, haberi: “Türkçeyi en güzel konuşan yabancı öğrencilere ödül yağdı” başlığıyla verdi.
Dilset ve Zambak Yayınları tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen “Uluslararası Yabancılar İçin Adım Adım Türkçe Öğreniyorum” yarışmasının ödül törenine TBMM Başkanı Sayın Bülent Arınç da katılmış ve duygularını şöyle ifade etmiş: “Kendilerine ‘Işık Süvarileri’ adını veren genç öğretmenleri tebrik ediyorum. Dünyanın dört bir tarafından gelen çocukların Türkçe konuştuğunu görüyoruz. Bu bir destandır...”
Evet, derin Türkiye’nin destanıdır bu. Destanlar yıllar sonra yazıya dökülür ve okunurlar. Biz ise destanları yaşıyoruz. Amerika’dan Rusya’ya, Makedonya’dan Gürcistan’a, Moğolistan’dan Güney Afrika’ya 24 ülkenin çocukları İstanbul’da, Türkçeyi doğru kullandıkları ve güzel Türkçe konuştukları için madalyalar alıyor.
Derin Türkiye, “bizim insanlığa vereceğimiz, alacağımızdan daha fazladır” inancını taşıyanların Türkiye’sidir. Bu inancı taşıyan ve “insanlık yarışında biz de varız” diyerek, gönüllü kuruluşlar eliyle şirketler ve vakıflar kurarak dünyanın dört bir yanına çil çil Türk okulları serper derin Türkiye’nin mimarları, aynı zamanda Türkçenin bir dünya dili olmasına da tarihî bir destek veriyorlar. Nitekim İstanbul’daki törende konuşan Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, bu hususun altını çizerek; “Türkçe’nin dünya dili olması yolunda çaba gösteren öğretmenleri ve proje mimarlarını tebrik ediyorum.” demiştir.
Yurtdışındaki Türk okullarında İngilizce öğretim verildiği için zaman zaman tenkit yönetenler çıkıyor. İş, ekonomi, bilim ve turizm dünyasından İngilizcenin bugünkü önemini anlatmaya gerek yok. Hele Avrasya coğrafyasındaki Türk okullarında İngilizce öğretim öylesine isabetli olmuştur ki, dünya ile entegre olmaya başlayan Türk cumhuriyetlerinde İngilizce bilen eleman ihtiyacını, neredeyse bütünüyle Türk okullarının mezunları karşılamıştır. Devletlerin doktora ve mastır için Batı’ya gönderdiği öğrencilerin büyük bir bölümü yine bu okulların mezunları olmuştur.
Ancak söylemek istediğim asıl şudur; Türk okullarında İngilizce öğretimi tenkit edenler, bu okulların Türkçenin yayılmasına yaptığı hizmeti nedense görmezden geliyorlar. Şahsen 1976’da Ankara’da Gerçek dergisinde tanıdığım Sayın Oktay Sinanoğlu’nun ve eski Kültür Bakanımız Sayın Namık Kemal Zeybek’in, İstanbul’daki törende bulunmalarını ve dünya gençlerini Mehmet Akif Ersoy’un “Çanakkale Şehitleri”ni okurken, onları dinlemelerini çok arzu ederdim.
Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.
Bu konuda bir hususu daha belirtmeden geçemeyeceğim. Kendi köklerinden koparılan nesiller için yabancı dil, millet otağından uzaklaşma vasıtası olabilir. Onları yabancı kültürlerin yörüngesine çekebilir. Ama, kendi milli değerlerine ve özüne bağlı nesiller için, her yabancı dil yeni bir imkan, yeni bir vasıta demektir.
Türkiye’nin Türk dünyası ile tanışıp kaynaşması, Avrupa, Amerika ve Avustralya’da yaşayan Türk nesillerinin mevcudiyeti, Türkçemizin bir dünya dili haline geleceğinin emareleridir. Milletimizin, kendini dünyaya anlatabilmesi, yeniden ispat-ı vücût edebilmesi bir açıdan Türkçenin dünya dili haline getirilmesine bağlıdır.
Yazımı Türk okullarının en büyük mimarı Muhterem Fethullah Gülen’in bir sohbetinde dinlediklerimle bitirmek istiyorum:
“Sübjektif bir değerlendirmemi arz etmek istiyorum. Benim eskiden beri Türkçeye karşı ayrı bir sevgim, hatta özlemim vardır. Mesela bana Arapça -ki Kur’an dilidir- ile Türkçe arasında her iki dilde de aynı ölçüde yazı yazma kabiliyeti verilseydi, ben Türkçe’yi seçer ve Sultanu’s-şuara Baki’nin şairane ifadesini, Şeyh Galib’in mânâdaki derinliğini ve Mehmet Akif’in samimiyetini satırlarım arasında cem etmek isterim.”
08.07.2004







