Türkçeyi yeni öğrenenlere yönelik bilgisayar teknolojisini nasıl kullanabiliriz? Y.T.Ö’de (Yabancılara Türkçe Öğretimi) bilgisayar destekli sınav hazırlanması nasıl olmalıdır? Ne tür programlar kullanabiliriz? Bu sınavların yeni öğrenenlere ne gibi faydaları ve zararları vardır? Sahada kullanılan tecrübe edilen bu soruların cevaplarını...
Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesinde genellikle öğretmen merkezli ve dilbilgisi odaklı geleneksel teknikler kullanıldığı için dilin en önemli işlevlerinden biri olan iletişimsel boyut göz ardı edilebilmektedir. Bu yüzden yabancı öğrenciler Türkçeyi öğrenirken, geleneksel metotların kullanımında kendilerini güvende hissetseler...
Dünyada üç bine yakın dilin bulunmasına karşın ikinci dil olarak öğrenilen dillerin sayısı oldukça azdır. Bir dilin başka milletler tarafından öğrenilmesini önemli kılan ölçütlerin başında o dili konuşan ülkenin politik, kültürel, ticari ve ekonomik durumu gelmektedir. Dünyada en çok öğrenilen diller arasına Türkçe girmektedir....
Yabancılara Türkçe öğretiminde yaklaşım, yöntem ve teknik konuları, çok üzerinde durulmayan ve tartışılmayan hususlardır. Oysa bu yeni ve önemli alanda çok hızlı gelişmeler olmakta ve Yabancılara Türkçe öğreten merkezler hızla çoğalmaktadır. Modern iletişim araçlarının da hızla yer almaya başladığı ikinci dil öğretiminde...
Siteden tam faydalanmak için: Kayıt olunuz-Sign Up
Hasker tarafından yazıldı.
Hak, daima kuvvetli olanındır. Halk tabakasından olan insanlar daima sövülmeye, dövülmeye ve aşağılanmaya müstahaktır anlamında kullanılan bir deyim.
Dürüst, şerefli, hak hukuk gözeten fakat zayıf, fakir ve kimsesiz insanlar her zaman zengin, arkalı, kuvvetli ve nüfuzlu insanlar tarafından ezilmiştir. Hani derler ya, “Zenginin delisi ile fakirin velisi belli olmaz.”
Zenginliğine ve nüfuzuna güvenen insanlar her yerde fakiri, köylüyü ve zayıfı ezmişler, onlara zulmetmişlerdir. Zavallı insanları üç kuruşa çalıştırmışlardır, emeklerinin karşılığını vermeyerek onlara köle muamelesi yapmışlardır.
Eskiden zenginler çuha şalvar, fakir köylüler de aba giyerlerdi.
Şehirli, küstah ve ahlaksız bir zengin, zavallı bir köylünün karısına göz koymuş. İşin içine namus meselesi de girince olay dallanıp budaklanmış. Ağa ile köylü arasında tekme tokat, gırtlak gırtlağa bir boğuşma başlamış. Halk da kavga edenlerin etrafına toplanmış. Dükkân sahiplerinden biri kavgayı yatıştırmak için çıraklarını gönderirken arkalarından da bağırmış:
- Ulan seyre bakmayın, vurun, ayırın!
Genç çıraklar uzaktan ustalarına seslenmişler:
- Usta hangisine vuralım.
Dükkân sahibi şaşırmış, başına dert açmamak için, aklını başına toplamış, çıraklarına:
- Ulan bu da sorulur mu, abalıya vurun, abalıya vurun, demiş.
Zavallı köylü neye uğradığını bilememiş. Uğradığı haksızlığa mı, dayağa mı, alnına sürülen kara lekeye mi yansın!
![]() | Bugün | 4926 |
![]() | Dün | 6828 |
![]() | Bu Ay | 4926 |
![]() | Toplam | 5034680 |