Türkçeyi yeni öğrenenlere yönelik bilgisayar teknolojisini nasıl kullanabiliriz? Y.T.Ö’de (Yabancılara Türkçe Öğretimi) bilgisayar destekli sınav hazırlanması nasıl olmalıdır? Ne tür programlar kullanabiliriz? Bu sınavların yeni öğrenenlere ne gibi faydaları ve zararları vardır? Sahada kullanılan tecrübe edilen bu soruların cevaplarını...
Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesinde genellikle öğretmen merkezli ve dilbilgisi odaklı geleneksel teknikler kullanıldığı için dilin en önemli işlevlerinden biri olan iletişimsel boyut göz ardı edilebilmektedir. Bu yüzden yabancı öğrenciler Türkçeyi öğrenirken, geleneksel metotların kullanımında kendilerini güvende hissetseler...
Dünyada üç bine yakın dilin bulunmasına karşın ikinci dil olarak öğrenilen dillerin sayısı oldukça azdır. Bir dilin başka milletler tarafından öğrenilmesini önemli kılan ölçütlerin başında o dili konuşan ülkenin politik, kültürel, ticari ve ekonomik durumu gelmektedir. Dünyada en çok öğrenilen diller arasına Türkçe girmektedir....
Yabancılara Türkçe öğretiminde yaklaşım, yöntem ve teknik konuları, çok üzerinde durulmayan ve tartışılmayan hususlardır. Oysa bu yeni ve önemli alanda çok hızlı gelişmeler olmakta ve Yabancılara Türkçe öğreten merkezler hızla çoğalmaktadır. Modern iletişim araçlarının da hızla yer almaya başladığı ikinci dil öğretiminde...
27 harfli Türkçe kelimeler
Zambak-Dilset’in bu sene üçüncüsünü gerçekleştirdiği “Uluslararası Yabancılar İçin Türkçe Yarışması”nda onur konuğu olarak bulunan Belçikalı Türkolog Prof. Dr. Johan Vandawalle ile Belçika’da görüşmemiz sırasında pek çok mesele üzerinde durduk.
O, Türkçenin matematik ilmi gibi açık ve berrak bir yapıya sahip olduğunu, satranç oyunundaki birleştirmeler gibi mantıkî birleştirmeler imkânına sahip olduğunu söylüyor. “Türkçede bazı fiil köklerinden iki yüz bin civarında biçim türetilebilir. Ayrıca mesela bir görmek fiiline yapılacak eklemelerle, ‘görüştürülemeyebilecekmişiz’ kelimesinde olduğu gibi 27 harf bulunabilir. Bunu başka bir dilde yapamazsınız. Diğer dillerin ayrı yazılan müstakil ekleri ve kaidesizlikleri, hatta kaideleri olsa bile istisnaları hatta istisnaların da istisnaları çok kafa karıştırıcı. Yani onlarda Türkçedeki berraklık yok.”
35 dili bilmenin verdiği geniş ufuk ve tespitlerle Türkçemiz hakkında görüşlerini beyan eden bu ilim adamı, aksansız konuşması, hoş telaffuzu ve detayları ifade eden Türkçe kelimeleri seçişleriyle dikkatimizi çekiyor. Bu durumu nasıl kazandığını sorduğumuzda “Türkçeyi tanıyıp hayran olduğum ilk günlerden itibaren hep Türkleri bulup onlarla Türkçe konuşmaya başladım. Mesela, Aydınlı bir arkadaşla tanışmıştık, ben mutlaka her hafta, hafta sonları evlerine gider, akşam yediden öbür gün sabah beşe kadar onunla Türkçe sohbet ederdim. Bunun için de Türk dili, kültürü ve sanatı ile ilgili on tane mühim soru hazırlar öyle giderdim.” diyor.
O sırada Belçikalı Türk Parlamenter Cemal Çavdarlı ile telefonla görüşme imkanı oluyor. O, bize, Johan Vandawalle ile senelerdir tanışıp görüştüğünü söylüyor.
Türkçe, Türk sanatı ve mutfağı hayranı Prof. Dr. Johan, Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç Bey’in himayelerinde yapılan bu Türkçe yarışmasının gelecek sene bir de akademisyenler boyutunun olmasını arzuluyor. Dilimizin dünya dili olmasından dolayı sürur duyuyor. Hatta Türkiye’den Belçika’ya döndüğünde aile bu durumu fark ederek kendisine “Sîmân değişmiş, mutluluğun her halinden belli oluyor!” dediklerini ifade ediyor.
Kendisine bir rüya gibi gelen bu program için “Her sene daha görkemli olmalı... Halkınızın ilgisi çok güzel. Ben Ankara’da Maraş vs. illerden gelmiş arabaların plakalarını gördüm!” diyor.
Arkadaşlarından kendisine e-posta ile pek çok tebrik gelmiş. O, bilhassa Türkolog olan akademisyen arkadaşlarına, “Ben sizden artık, tebrik ve takdir yerine Türkçe ile ilgili ufuk açıcı yazı ve tebliğler bekliyorum.” karşılığını yazmış.
Türkçe öğrettiği öğrencilerinin, kendisinin tavsiyesi ile Türkiye’ye gittiklerini sonra da “Bizim ülkemiz, artık havası gibi bize soğuk geliyor. Türkiye’de insanlar ve insanî münasebetler sıcak!” dediklerini hatta bazılarının gidip yerleştiklerini, bazılarının da yerleşmek istediklerini söylüyor.
Türkçenin durum eklerinin çok mühim olduğunu, bunu öğrenmek istemeyip ‘ne lüzum var’ diye direnen öğrencilerinin Türkçeyi öğrenemediğini; ama teslim olanların kısa zamanda kavrayıp bellediklerini; kelimelerin doğru öğrenilip telaffuz edilmesinin çok mühim olduğunu hatta annesinin bir Türk lokantasında “bir” kelimesini yanlış kullanıp “Bana bira kola getiriniz” deyince garsonun kola yerine bira getirdiğini; Aydın taraflarında bir öğrencisinin meyve alırken satıcıya “Yıkar mısınız?” diyeceğine yanlışlıkla “Yıkanır mısınız?” deyince, “Ben pis miyim? Kirli miyim?” diye kızgın bir karşılık aldığını söylüyor.
Ayrıca kelimelerde isim seçimlerine de dikkat çeken Johan, “Napolyon, Hollanda’nın güney bölgesini alınca, ‘Herkes kendisine bir soyadı alsın’ diye emretmiş. Onlar da bu nasıl olsa geçici bir şey olur diye kendilerine gülünç soy isimleri seçmişler. Sonra da öylece yerleşip kalmış. Bu yüzden Güney Hollanda’da çok komik soy adları ile karşılaşırsınız.” diyor.
ABDULLAH AYMAZ
![]() | Bugün | 23070 |
![]() | Dün | 11854 |
![]() | Bu Ay | 417224 |
![]() | Toplam | 7939583 |