Türkçeyi yeni öğrenenlere yönelik bilgisayar teknolojisini nasıl kullanabiliriz? Y.T.Ö’de (Yabancılara Türkçe Öğretimi) bilgisayar destekli sınav hazırlanması nasıl olmalıdır? Ne tür programlar kullanabiliriz? Bu sınavların yeni öğrenenlere ne gibi faydaları ve zararları vardır? Sahada kullanılan tecrübe edilen bu soruların cevaplarını...
Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesinde genellikle öğretmen merkezli ve dilbilgisi odaklı geleneksel teknikler kullanıldığı için dilin en önemli işlevlerinden biri olan iletişimsel boyut göz ardı edilebilmektedir. Bu yüzden yabancı öğrenciler Türkçeyi öğrenirken, geleneksel metotların kullanımında kendilerini güvende hissetseler...
Dünyada üç bine yakın dilin bulunmasına karşın ikinci dil olarak öğrenilen dillerin sayısı oldukça azdır. Bir dilin başka milletler tarafından öğrenilmesini önemli kılan ölçütlerin başında o dili konuşan ülkenin politik, kültürel, ticari ve ekonomik durumu gelmektedir. Dünyada en çok öğrenilen diller arasına Türkçe girmektedir....
Yabancılara Türkçe öğretiminde yaklaşım, yöntem ve teknik konuları, çok üzerinde durulmayan ve tartışılmayan hususlardır. Oysa bu yeni ve önemli alanda çok hızlı gelişmeler olmakta ve Yabancılara Türkçe öğreten merkezler hızla çoğalmaktadır. Modern iletişim araçlarının da hızla yer almaya başladığı ikinci dil öğretiminde...
Hasker tarafından yazıldı.
|
AKIMLAR HANGİLERİDİR?
Anadolu’da Türk dilinin halk dili ve aydınlara mahsus divan dili olarak ikiye ayrılması edebiyatının engin kaynaklarında meydana gelen yüzde yüz bağımsız Türkçe’nin eserlerini oluşturur ve geliştirirken öte yandan İstanbul aydınları Osmanlıca’dan bir divan edebiyatı ve divan şiir meydana getiriyorlardı. Böylece iki büyük akım doğmuş ve yaşamıştır:
1- Divan Edebiyatı
Divan Osmanlı aydınlarının şiirlerini bir araya getiren kitaplarının adıdır. Her şairin bir divan sahibi olma hevesi divan sözcüğünün bir edebiyat akımına isim vermesini gerektirecek kadar etkili olmuştur. Divan Edebiyatının düz yazı ve şiir dili Arapça ve Farsça’nın Türkçe ile karışımından doğan her üç dilden kurallarını ve sözcüklerini bir araya getirildiği zincirleme uzun tamlamalarla örülmüş yapma bir dildir. Şiirde “aruz” ölçüsüne ve itinalı kafiye esaslarına sıkı sıkıya bağlıdır. XVII. yüzyılda kafiye merakı düz yazı divan dilini de etkilemiş ve cümle sonlarına rastlatılan kafiyelerle (seci) düz yazılar süslenmeye başlanmıştır. Arap, Fars ve Türk şairleri tarafından ortak şiir tekniği olarak kullanılan aruz ölçüsü XIX. yüzyılda Muallim Naci, Tevfik Fikret, Mehmet Akif ve Yahya Kemal ile “Türk Aruzu” haline gelmiştir. Divan Edebiyatının en büyük sanatçıları şunlardır: Şeyhi (XV), Ahmet Paşa (XV), Necati (XVI), Süleyman Çelebi (XV), Fuzûli (XVI), Bâki (XVII), Rûhi (XVII), Nef’i (XVI), Nâbi (XVIII), Ş. Yahya (XVII), Nâima (XVIII), Evliya Çelebi (XVII), Nedim (XVII), Şeyh Galip (XVIII), Kâtip Çelebi (XVII).
2- Halk Edebiyatı
Türk Halk Edebiyatı, Orta Asya’da başlayan İslâmlıktan önceki gelenekleri Anadolu’da bugüne kadar sürdürmüştür. Yabancı etkilere karşı koymak, yaşayan Türkçe’nin halk dilinin, büyük kitlelerin malı olarak Halk Edebiyatı iki kolda oluştu:
a) Anonim Halk Edebiyatı
Ortak bir edebiyat akımıdır. Saflığını, milliliğini korumuştur. Genellikle sözlü edebiyatı halinde ve çoğunlukla bestelidir. Yüzyıllar boyunca ağızdan ağza dolaşmış, halktan doğmuş, halk içinde oluşmuştur. Hece ölçüsündedir ve Orta Asya nazım biçimlerine bağlı kalmıştır. “Mani”, “Türkü”, “Bilmece”, “Masal”, “Destan”, “Atasözleri” örnekleriyle sürmüştür.
b) Aşık Edebiyatı
Ortak biçimler almış olmasına karşın, yaratıcıları, yani yazarları belli, imzasının kişiliğini taşıyan, halkın benimsediği, genellikle sözlü, besteli, hece ölçüsünde, dörtlü birimlere ayrılmış, sade ve kıvrak bir dile sahip tarafından meydana getirilmiştir. Mani (dört mısra içinde içli, ince, duyguların cinaslarla süslendiği şiirler), koşma (en az üç dörtlüklerle işlenmiş, tabiat, aşk, sevinç, acı şiirleri), varsağı (yiğitçe söylenmiş kahramanlık şiirleri) halk edebiyatının en ilginç biçimleridir. En ünlü halk şairleri şunlardır: Karacaoğlan (XVII), Aşık Ömer (XVIII), Gevheri (XVIII), Emrah (XIX), Dadaloğlu (XI), Bayburtlu Zihne (XIX), Dertli (XIX), Seyrani (XIX), Aşık Veysel (XX).
3- Mistik (Tasavvuf) Edebiyat:
İslâm uygarlığı boyunca, İslâm din ve düşüncesinin psikolojik, sosyal ve artistik yorumlarını, açıklamalarını yapan ve mistik bir dünya ve hayat görüşünü telkin ederek ruhu ve bedeni ortak bir eğilim bütünlüğü içinde disiplinli bir biçimde geliştirip olgunlaştıran tekkeler, tarikatlar aydınları ve yetişmiş halk çocuklarını toplayan birer okul olmuşlardır. Aralarında görüş ve düşünce nüansları bulunan bu mistik okullardan çok güçlü şairler yetişmiştir. Mevlevi, Kadiri, Nakşi tarikatlarında (ilâhi), Bektaşilerde (Nefes), Alevilerde (Deme) adını alan söyleyiş biçimleri gelişmiştir. Mistik edebiyat, hem divan edebiyatında, hem de halk edebiyatında yaygındır. Mevlâna Celâleddin Rûmi (XIII) Sultan Veled (XIII), Nesimi (XV), Şeyh Galip (XVIII) Divan kolunda, Yunus Emre (XIII), Kaygısız (XV), Eşrefoğlu (XV), Pir Sultan Abdal (XVI) ise halk edebiyatı kolunda en büyük imzalar olmuşlardır.
Batıya Yöneliş Çağında Türkiye’de Hangi Edebiyat Akımları Doğmuştur?
Batıya yöneliş çağında Türk Edebiyatının genel karakteristiğinde şu ana çizgileri görüyoruz:
a) Düşünüş ve yaşamda Batıya dönük bir dünya görüşü, b) Edebiyatta geleneksellikten hayata doğru bir yöneliş, c) Düz yazının şiire göre daha ağır basması ve düşünceye önem verme, d) Konu çeşitliği ve Batı örneklerine yaklaşma, e) Duygu ve düşüncede bilime, gerçeğe saygı, f) Halkla kaynaşma ve Batının ileri ülke ve toplumlarını tanıma.
Türk edebiyatının batıya yönelişi dört aşamada dört edebiyat akımı doğurmuştur: 1- Tanzimat Edebiyatı (1839-1896) 2- Edebiyat-ı Cedide “Serveti Fünûn” (1896-1901) 3- Milli Edebiyat (1908-1920) 4- Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı (1923’den sonra...)
|
![]() | Bugün | 20629 |
![]() | Dün | 11854 |
![]() | Bu Ay | 414783 |
![]() | Toplam | 7937142 |