değerlendirme

Bir Dünya Dili Olma Açısından Türkçemiz Üzerine Genel Bir Değerlendirme

I. Üzerinde duracağımız konuya, dünya dili ne demektir? sorusuna verilecek bir yanıtla başlamak istiyorum.

Bir dile dünya dili denebilmesi için o dilin sıradan öteki dillere bakarak üstün bir niteliğe ve birtakım ayrıcalıklı özelliklere sahip olması gerekir. Bu özellikleri, kısaca o dilin tarihî bir derinliğe, yani eskiliğe ve zenginliğe, çok geniş bir coğrafî yaygınlığa, bu yaygınlıkla orantılı bir kültür ortaklığına; ayrıca sistem yapısındaki gelişmeye elverişli mükemmelliğe, tarih boyunca taşıdığı kültürel değerlere, söz varlığındaki dolgunluk ve zenginliğe, kavram ve anlam değerleri açısından ulaştığı yapı mükemmelliğinin sonucu olan geniş bir kavramlar alanına ve söz varlığına sahip olması ve bütün bu özelliklerin birleşkesi olarak da köklü ve güçlü bir kültür, sanat, bilim ve felsefe dili olabilme niteliklerine sahip bulunması diye tanımlanabilir.

II. izmir Dokuz Eylül Üniversitesince düzenlenen “III. Uluslararası Sempozyum”un ana başlığı “Dünya Dili Türkçe” olduğuna göre, acaba Türkçemiz bir dünya dili olabilme açısından yukarıda sıralanan nitelik ve özelliklerden hangilerine sahip bulunmakta ve nasıl bir durum sergilemektedir? Bu soruyu, Türk dili üzerinde şimdiye kadar yapılagelen çeşitli bilimsel araştırmalara dayanarak yanıtlamaya çalışmak uygun olacaktır.

III. Türk dilinin tarihî akışında, coğrafî yayılışında, yapı ve işleyişinde, söz varlığında ve
kültürel değerlerinde var olan temel özellikler ana çizgileri ile şu noktalarda toplanabilir:

1. Türkçe, çok eski bir tarihî varlığa, dolayısıyla öteki önemli dillere kıyaslanınca zengin bir tarihî derinliğe sahiptir. Türkçenin tarihî derinlik ve eskiliği, elbette onu konuşan Türklerin tarihteki varlıkları ve eskiliği ile orantılıdır.

Bugün elimizde arkeolojik kazılarla elde edilen belgelerin ve bu kazılardan çıkarılan tabletlerin ortaya koyduğu sonuçlara göre, Türklerin tarihteki varlıkları, zaman açısından Türk dilinin bütün kollarına kaynaklık eden ve MÖ birkaç yüzyıl öncesine kadar uzanan Büyük Hun Devletini oluşturan Türk kavimlerinin varlığından çok daha eskilere, en az milattan 3500-4000 yıl öncelerine (Ercilasun, 2004:36) kadar uzanmaktadır. Sümerce üzerinde çalışan bilim adamlarının ortaya koyduğu verilere göre, Sümerler ile Türklerin ataları arasında söz varlığı alış verişinin bulunması, bu konuda her iki dil arasında 168 Türkçe kelimenin ortaklaşması ve bazı ek benzeşmelerinin bulunması (Tuna, 1997:5-15; Tosun-Yalvaç, 1981), Türklerin daha MÖ 3500 yıllarında Yakın Doğu‟da muhtemelen Doğu Anadolu‟da yaşadıklarını ve bu iki dil arasındaki söz varlığı alış verişinin de bu döneme rastladığını ortaya koymuştur. Bu konuda Afif Erzen, Doğu Anadolu ve Urartular (1986) adlı eserinde MÖ 4000‟lerde başlayan çok güçlü bir kültür birliğinin varlığına işaret ederek bu kültürü yaratanların Asyalı bir kavim olan ve dilleri Altay diline benzeyen Hurriler olduğunu, bu kültüre de “Erken Hurri Kültürü” dendiğini bildiriyor. Hurrilerin torunları da Doğu Anadolu‟da yurt tutmuş olan Urartulardır. A. Ercilasun da Avrupalılar; Anadolu, iran ve Hindistan‟a uzanmadan önce Anadolu‟dan ta Kuzey Hindistan‟a kadar uzanan bir eklemeli dil kuşağının varlığına işaret etmiştir (2004:33). Bu konuda M. Erdal ise, “Türkçenin Hurrice ile Paylaştığı Ayrıntılar” adlı bildirisinde, arkeolojik verilere dayanarak Hurrilerin Yakın Doğu‟ya MÖ 2000 yıllarında Orta Asya‟nın batısından geldiklerini ve dillerinin eklemeli ve Oğuzca ile akraba bir dil olduğu, hatta Tibet kaynaklarında Tibetlilerin Batı Türkistan‟daki Oğuzlara Hor dediklerini dikkate alarak Hurriler ile Oğuzlar arasında ayniyet bağlantısı kuran bir teori de ortaya atmış (2004:929-937) bulunmaktadır.

Öte yandan Mezopotamya‟daki Sumerler ile Doğu Anadolu‟da yurt tutmuş Türkler arasındaki ilişkiyi aydınlatacak bir başka belge de Eski Çağ tarihi ile ilgili kaynaklarda yer almıştır. Anadolu‟da yapılan arkeoloji kazılarında, Hititlerin merkezi olan Hattuşaş(Boğazköy)‟ta ele geçirilen bir arşivde, Akkad kralı Naram-sin‟e ait “Şartamhari Metinleri” diye bilinen çivi yazılı metinler elde edilmiştir. Bu metinlerden öğrenildiğine göre, imparator Naram-sin MÖ 3000 yıllarında Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgesini ele geçirmiştir. O zaman bu bölgede, şehir devletleri hâlinde yurt tutan 17 krallık vardı. Bunlardan biri de adı 15. sırada yer alan Türkî kralı İlşu-Nail‟dir (ayrıntılar için Korkmaz 2010:33-37). Bu bilgilere daha başka kaynaklarda yer alan veri ve bilgiler de eklenebilir. Görülüyor ki, Türkler ve konuştukları dil olan Türkçe, bugün elde var olan verilere göre Orta Asya‟dan önce Yakın Doğu ve Anadolu‟ya kadar uzanan bir eskiliğe sahiptir. Ancak, ne yazık ki, bugün elimizde bu dönemlere ait Türkçe bir metin yoktur.

Milattan birkaç yüzyıl öncesini içine alan Büyük Hun Devleti dönemi ile onun parçalanmasından sonra oluşan dönem ve alanlar, genellikle Çin kaynaklarındaki kayıtlardan izlenebilmektedir. Halen elimizde mevcut en eski Türkçe metin, Esik kurganı buluntuları arasında ele geçen ve MÖ 4. yüzyıla ait olduğu bilinen, Orhun yazısına benzer harflerle yazılmış olan iki satırlık bir metindir. Ayrıca, Çin kaynaklarında MS IV. yüzyıla ait tek beyitlik bir metin de bilinmektedir (Tekin, 1993).

Türkçeye ait düzenli ve sağlam metinler, bilindiği üzere, ancak milattan sonraki yüzyılları içine alan Türk devletleri dönemlerine girmektedir. Nitekim VI. yüzyıldan başlayarak Köktürk, Uygur, Karahanlı, Harezm, Altınordu, Kıpçak, Çağatay, Osmanlı dönemlerini içine alan tarihî akış ise, doğrudan doğruya belgelerle izlenebilmektedir. Elimizde artık bu dönemlere ait yüzlerce eser ve yazılı metinler vardır. Bu eserler, bir yazı ve edebiyat dili olarak, Türkçenin çok yönlü değerlerini sergilemektedir. Bu zengin tarihî dönemlerin devamı da biraz sonra üzerinde durulacağı üzere, çok geniş bir coğrafyayı içine alan günümüz Türk yazı dilleri ve lehçeleri ile varlığını sürdüre gelmektedir.

2. Burada Türklerin tarihteki eskiliği dolayısıyla, Türkçenin milattan önceki tarihî dönem-leri ile ilgili bir soruna da parmak basarak açıklığa kavuşturma durumu ortaya çıkıyor.

Yukarıda işaret edildiği üzere, yapılan arkeoloji kazılarından elde edilen veri ve bilgiler, Türklerin tarihini MÖ 3000-3500 yıllarına kadar götürebildiği hâlde, elde bu dönemleri aydınlatacak metinlerin bulunmaması, Türkçenin bu tarihî derinliğe koşut bir eskiliğinin ve gelişmişliğinin var olup olmadığı hususunu tartışma konusu yapabilir ve yapmıştır da… Bu noktada düğümü çözecek yöntem, Türk dilinin yaşı konusundaki araştırmaların ortaya koyduğu sonuçlardır.

Bilindiği gibi, bugün için bizim en eski yazılı metinlerimiz MS VI-VIII. yüzyıllar arasına giren Köktürk Yazıtlarıdır. Bu yazıtların dil yapısı üzerinde yapılan araştırma ve çalışmalar, yazıtlardaki dilin gerek söz varlığı, gerek içerdiği kavramlar, kavram alanları ve özellikleri açısından hayli gelişmiş, sanatlı ve edebî bir dil yapısına sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu dilin böyle gelişmiş bir düzeye ulaşabilmesi için ne kadar zaman geçmesi gerektiğini dikkate alan dil bilimci ve dilciler, Eski Türkçenin yaşının 2000 yıl daha gerilere götürülebileceğini belirtmişlerdir (Aksan, 1975-76:133-141; 1987:45-48). Biz bu konudaki bir makalemizde, Eski Türkçeden günümüze uzanan yazılı dönemlerdeki gelişmeleri dikkate alarak Eski Türkçenin yaşının 2500-3000 yıl daha gerilere çekilebileceği görüşüne ulaştık (Korkmaz, 1989, 1994:353-370; 2005/I, 217-231). Hatta bu yaşı 4000, 5000 ve 6000 yıl eskiliğe götüren araştırma ve görüşler de vardır (Sertkaya, Kormuşin, 2006). Demek oluyor ki, Türk dili de gelişme koşulları açısından çok eski bir tarihî derinliğe sahip bulunmaktadır.

3. Coğrafî genişlik konusuna gelince:

Tarihî açıdan çok eskilere uzanan Türk dili, coğrafî bakımdan da kapsamlı bir genişlik ve yaygınlığa sahiptir. Nitekim, yine arkeoloji kazılarına dayanan buluntuların ortaya koyduğu verilere göre, Türklerin Orta Asya‟daki yaygınlığı ta taş devrinden başlayıp demir ve tunç devirleri ile bozkır kültürünü içine alan bir coğrafî genişliğe dayanmaktadır (Kafesoğlu, 1996:48, 210-211; Koca, 2003:13-15; Esin, 1978:11-12; Ercilasun, 2004:39-42).

Her ne kadar Çin kaynaklarında Hun adı Hiyungnu biçimiyle ilk kez MÖ 318 tarihli bir anlaşmada kayda geçmişse de yine bu kaynaklarda, Türklerin Çin‟deki ve Asya‟daki yayılma alanlarını MÖ 1700 yıllarına kadar indiren bilgiler yer almaktadır (Kafesoğlu, 1996:58; Ögel, 1981:117-121; Ercilasun, 2004:51-52). Çin‟in

batı kesimine doğru uzanan ve Asya Hunları diye adlandırılan bu büyük Hun Devletinin içinde Türk ya da Türk olmayan birçok kavim yer almaktaydı. Zaman içinde çeşitli efsaneler ile de karışıp kaynaşarak mitolojik unsurları ve farklı katmanları içine alan Oğuz Kağan Destanı da aslında Hun devrinin ve Hun coğrafyasının destanıdır (Ercilasun, 2004:55-59). Zamanla Hun tarihinin siyasî yapısında kendini gösteren değişme ve parçalanmalar dolayısıyla, bir yandan Asya‟nın doğusundan batısına uzanan göç dalgaları ile Türkler, Batı Türkistan, Afganistan ve Hindistan‟a kadar uzanırken (MÖ 170), bir yandan da milattan sonraki IV. yüzyılda (374), Hunların İdil Irmağını geçerek Karadeniz kuzeyindeki Germen kavimlerini yerinden oynatıp Doğu ve Batı Roma sınırlarına dayanması, Avrupa tarihinde bir dönüm noktası oluşturmuştur. Bu göç dalgası, Roma imparatorluğunu ikiye ayırdığı gibi, Batı Roma imparatorluğunun yıkılışına (MS 476), dolayısıyla Eski Çağ‟ın kapanıp Orta Çağ‟ın başlamasına da yol açmıştır (Ercilasun, 2004:69).

Büyük Hun Devletinin dağılmasından sonra tarih sahnesine çıkan ve birbirini izleyen Köktürk, Uygur, Karahanlı, Harezm, Altınordu, Çağatay, Selçuklu, Osmanlı gibi Türk devletlerinin coğrafî alanları, doğuda Moğolistan ve Çin sınırından başlayıp Orta ve Batı Asya‟yı aşarak Balkanlar‟a kadar uzanan bir genişlik ve yaygınlık kazanmıştır. Ayrıca, Karadeniz‟in kuzeyinden Batıya doğru yol alan Peçenek, Kıpçak, Kuman vb. Türk göçleri de coğrafya alanlarını Macaristan içlerine kadar genişletmiştir. Bugün Macaristan‟ın Kumanova diye anılan bölgesi ve bu bölgeye ait Kumanca yer adları o dönemin yadigârıdır. Aynı genişlik kuzeyde Sibirya içlerinden güneyde Hint Okyanusu‟na ve Afrika‟ya kadar uzanmıştır. 1453 yılında Fatih‟in istanbul‟u zaptı ile de yine Türkler aracılığında tarihin Orta Çağ dönemi kapanmış ve Yeni Çağ dönemi başlamıştır. Bundan sonraki coğrafî yayılımlar günümüze kadar uzanmış bulunmaktadır.

Görülüyor ki çok eski çağlardan başlayıp günümüze kadar uzanan farklı zaman dilimlerinde; Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarında çok geniş bir coğrafyaya yayılmış olan Türklerin elbette bu yayılışla orantılı olarak dil coğrafyalarında da aynı genişlik söz konusudur.

Günümüz Türk dünyasına gelince:

Dil sınıflaması bakımından Moğol, Mançu, Kore ve Japon dillerini de içine alan Altay dil ailesinin nüfus yoğunluğu açısından en önemli kolunu oluşturan Türkçe, kendi içinde Güneybatı, Kuzeybatı, Güneydoğu ve Kuzeydoğu Lehçeleri diye adlandırılan dört büyük lehçe grubunu oluşturmakta; bunların her birinde önemli yazı dilleri, lehçe ve ağızlar yer almaktadır. Böylece, Türk dili bugün yine doğuda Çin Halk Cumhuriyeti içerisinden başlayıp batıda Atlas Okyanus‟una; kuzeyde Kuzey Buz denizinden Hindistan kuzeyine kadar uzanan bölgelerde, birbirlerine oranla temel yapıyı değiştirmeyen ancak, bazı ses bilgisi, şekil bilgisi ve söz varlığı ayrılıklarıyla 12 milyon kilometrelik bir coğrafya alanında 220 milyon insan tarafından konuşulan ve yapılan hesaplamalara göre, yalnız Türkiye Türkçesinde bile konuşma dilini, yazı dilini, edebiyat ve bilim dili ile ağızları içine alan 600 binden fazla söz varlığına sahip olan (Akalın, 2009:196-204) bir dünya dili durumundadır. Büyüklük açısından da dünyada 5. sırada yer almaktadır.

Genel olarak Türk Dili başlığı altında topladığımız bu dil, bugün Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Türkmen, Özbek, Kazak, Kırgız, Yeni Uygur Türkçesi gibi, her biri bağımsız birer yazı dili oluşturan kolları dışında, Rusya Federasyonunun doğu ve batı kesimleri ile Kafkas ve Balkan‟lara yayılmış olan Altay, Hakas, Tuva, Başkurt, Gagavuz, Karakalpak, Balkar, Kumuk, Karaçay, Nogay Türkçeleri ile Çuvaş ve Yakut Türkçeleri sıralanabilir. Türk dilinin coğrafyası açısından bunlara bugün Kuzey Kıbrıs, Suriye, Irak, iran, Romanya, Bulgaristan, Makedonya ve Kosova gibi ülkelerde yaşayan Türk nüfusu ve konuştukları Türkçe de eklenebilir. Ayrıca, 1960‟lı yıllardan başlayarak iş bulma, eğitim görme, dil öğrenme, ticarî ve teknik alanlara açılma gibi çeşitli nedenlerle dünyanın beş kıtasına yayılan Türk nüfusu da altı milyonun üzerindedir. Bu konuda yapılan araştırma ve incelemelere göre, günümüzde Türkiye dışında 34 ülkede daha Türkiye Türkçesi konuşanlar tespit edilmiştir (Akalın, 2009:202). Çağımızın ortaya koyduğu gelişmeler ve Türk nüfusunun yaygınlığı dolayısıyla ihtiyaca göre, orta ortaöğretim kurumlarında Türkçenin öğretildiği 87 ülke vardır (Akalın, 2009:202).

Sonuç olarak Türkçenin coğrafî sınırları Asya dışında, Avrupa‟da Atlas Okyanusu‟na, Amerika kıtasında Kanada ve Birleşik Amerika ile Avustralya kıtasına kadar uzanan bir yayılma da göstermiştir. Ben 2005 yılında Güney Amerika‟daki Kolombiya‟nın 3. büyük ili olan Cali(Kali)‟nin dağ turizmine açılan bir bölgesinde ihtişamlı bir tabela ile Hotel Ankara yazısını görünce heyecanlı bir sevinç duygusuna kapılmaktan kendimi alamamıştım. Aynı bölgede yemyeşil dağlar arasına serpiştirilmiş bir çiftlik evinin Villa Antalya diye adlandırılmasına da tanık oldum.

Dönelim kendi ülkemize… Cumhuriyet döneminde Türk kültürüne, Türk dil ve edebiyatına verilen büyük önem dolayısıyla, önce istanbul ve Ankara Üniversitelerinde başlayan Türklük bilimi çalışmaları bugün Türkiye çapında bütün üniversitelerimize yayılmış; çok verimli çalışma ürünleri ortaya konmuş bulunmaktadır. Hele Türk Dil Kurumu‟nun bu alandaki çok yönlü ve kapsamlı çalışmaları başlı başına bir dönüm noktası oluşturmaktadır.

20. yüzyılın ilk yıllarından başlayarak Rusya, Almanya, Macaristan gibi ülkelerde sistemli Türkoloji çalışmalarının yapılması ve yaygınlaşması sonunda bugün dünyanın 28 ülkesinde kurulmuş olan Türkoloji bölümlerinde Türk dili, Türk edebiyatı ve Türk kültürü çalışma ve araştırmaları yapılmakta, değerli yayınlar ortaya konmaktadır.

4. Türk dilinin sistem yapısındaki özelliklere gelince:

Zaman darlığı dolayısıyla bu konuda fazla ayrıntıya girmeden örnek olarak Türkiye Türkçesini ele alıp özet halinde açıklama ve değerlendirmeler yapmak gerekirse, şu hususlar dile getirilebilir:

a- Dilimiz ses yapısı açısından ünlüler ile ünlüler ve ünsüzler ile ünsüzler arasındaki benzeşme kuralları dolayısıyla uyumlu ve mükemmel bir görünüm sergilemektedir. Ağacın dallarından tutacaksınız; bizim ilimizin çevresindeki ilçeler örneklerinde görülen ve ünlüleri ünlüler ile dengeleyen ünlü benzeşmesi ile; keskin, yaprak, dizgin, tutsak, gözcü örneklerinde görüldüğü üzere ünsüzlerle ünsüzler arasında boğumlanma (articulation) özellikleri açısından var olan ünsüz benzeşmesi kuralları bu dilin ses yapısına uyumlu bir akıcılık kazandırmıştır (Korkmaz, 2010/1:38-39). Aynı düzenli durum Türkçenin hece yapısında da ortaya çıkar. Türkçe sözlerin tek doruklu birer hece yapısına sahip olması, ona uyumlu bir özellik kazandırmıştır. Dilin uyarlama gücü, bu özelliğe uymayan yabancı sözleri de kurala uydurmuştur. Skumbri>uskumru, scala/iskele, film>film, vasf>vasıf örneklerinde görüldüğü (Banguoğlu, 1990:123 ve öt.) gibi. Dilimizde ayrıca,konuşmayı bazı dalgalanmalara uğratarak cümleleri türlü ses perdesinden geçirmek yoluyla onlara çeşitli duygu ve anlam incelikleri katan bir tonlama özelliği de vardır. Konuşma dilinde kendini gösteren bu tonlar yükselen ve alçalan tonlar biçimindedir. “Yanıma gelir misiniz?” soru cümlesinde söz yükselen bir tonla sonuçlanırken Artık dışarı çıkmayınız gibi bir yargı cümlesinde alçalan bir ton yer almıştır. Bu tonlara elbette sözcükler üzerindeki vurgular da eklenmelidir. Vurgu ve tonda dilin anlam yapısına göre ayarlanan iniş ve çıkışlar, dilde bir müzikalite ortaya koymuştur. Yabancıların Türkçeyi kulakta müzik etkisi bırakan bir dil olarak değerlendirmeleri, bu dilin nice yüzyılların süzgecinden geçerek durulmuş uyumlu ve müzikal bir nitelik kazanmış olmasından kaynaklanan önemli bir özelliğidir. Türkçenin bu uyumlu yapısı yalnız günlük konuşmalarda kalmamış; birer halk bilimi ürünü olan maniler, türküler, ninniler, atasözleri ve destanlara da yansıyarak dile uyumlu bir değer ve zenginlik katmıştır.

b- Bir dilin, çağın gereksinimlerini karşılayabilecek düzeyde bir gelişim gösterebilmesi, o dilin yapısının ve türetme olanaklarının işlek ve yaratıcı olmasına bağlıdır. Bilindiği üzere, Türkçe, çok çeşitli türetme olanaklarına sahip bir dildir. Addan ad, addan fiil, fiilden ad, fiilden fiil türetme yolu ile ortaya koyduğu binlerce söz varlığı dışında, iki ayrı sözcüğün birleştirilmesi ile ortaya çıkan gecekondu, imambayıldı, düşeyaz-, bırakıver- gibi birleşik kelimeler ve yine dilin kendi kendine oluşturduğu akça „para‟, dolmuş, gözde „sevgili‟, tanıdık „ahbap‟, yazın, kışın gibi örneklerde göze çarpan ek kalıplaşması yolu ile ortaya koyduğu sözcükler, dilin yaratıcılığından kaynaklanan ve yeni yeni kavramlar elde etmek için başvurduğu değişik bir türetme yoludur. Dilimizin kökü sabit tutan ve yeni türetmeleri köke eklenen çok çeşitli yapım ve sözleri birbirine bağlayan çekim ile karşılayan eklemeli (iltisaklı, agglutinative) bir dil olması, ona gerçekten sitemli ve mantıklı bir matematik değer kazandırmıştır.

5. Dilimizin söz varlığı, anlam bilimi özellikleri açısından da üzerinde durulmaya değer bir zenginlik gösterir. Türk dili, coğrafî yaygınlığı, tarihî derinliği ve eskiliği, geçirdiği çeşitli kültürel süreçlerle orantılı olarak zengin bir kavramlar dünyasına da sahip bulunmaktadır. Bu konuyu bir bildiri çerçevesinde birkaç örnekle değerlendirmek gerekirse, şunları söyleyebiliriz: Türk dili, onu konuşanların dış ve iç dünyasındaki binlerce kavramı anlamlı birer söz varlığına dönüştürebilmek için, biçim bilgisi kuralları dışında, anlam bilimi açısından da birtakım yollara başvurmuştur. Söz gelişi aslanağzı, ateş çiçeği ballıbaba, keçiboynuzu, devetabanı „bir bitki türü‟ gibi söz varlıkları, anlam bilimi açısından çeşitli nesneleri doğadaki nesnelere benzetme ve somutlaştırma yoluyla ortaya konmuş sözlerdir. Benzetme ve somutlaştırma yolunun daha zengin örneklerini ceviz yeşili, dede yeşili, deve tüyü, kahverengi, gülkurusu, kavuniçi, vişneçürüğü gibi başka dillerde örneklerine pek rastlanmayan ve renklere ton incelikleri katan çeşitli renk adlarında da görmekteyiz. Bunlara dilberdudağı,   hünkârbeğendi,   imambayıldı,   kadınbudu   köfte,   kalburabasma gibi   ince   nüktelerle bezenmiş yemek ve tatlı adları da eklenebilir (Aksan, 1987:55-57).

Bunlar dışında, insan vücudundaki bazı organların dış dünyadaki bazı nesnelere kaydırılması yoluyla yapılan adlandırmalar da vardır: Boğaziçi, Çanakkale Boğazı, İstanbul Boğazı, dolap gözü, dört yol ağzı, Beşparmak dağları, kapı kolu, masa ayağı vb.

Türkçede, kavramları söz varlığına dönüştürme yollarından biri de anlaşılması güç soyut nitelikteki kavramların somut aktarmalarla karşılanmasıdır. Söz gelişi canı sıkılmak, işi kavramak, bir işte pişmek, kafası bozulmak, yüreği yanmak gibi söylemlerdeki sıkılmak, kavramak, pişmek, bozulmak, yanmak fiilleri mecazlı kullanım yoluyla somuttan soyuta uzanan anlam kayması örnekleridir.

Somutlaşmanın pek belirgin kalıplarından biri de dilimizde çok kapsamlı bir yer tutan deyimlerde yer almaktadır. Birbirinden farklı dil bilgisi kalıplarına başvurularak bir araya getirilmiş olan  birden  çok  söz   ya   da   söz  grubunu  yine  mecazlı  kullanımlar  yolu  ile  kaynaştıran  deyimler,aslında anlaşılması güç soyut kavramları somutlaştırma yolu ile karşılayan, dile anlam derinliği ve güzellikler katan özgün (orijinal) sözlerdir: Aba altından değnek göstermek; ağzını bıçak açmamak; başı dara gelmek; dişini tırnağına takmak; havanda su dövmek; turnayı gözünden vurmak; şeytana pabucu ters giydirmek; yüz bulup astar istemek (ayrıntılı bilgi için Korkmaz, 2007/III:259-268) gibi yüzlerce deyim aynı zamanda dilimizin kavram alanını genişleten söz kalıplarıdır.

Bunlara, halkın yüzyıllar boyunca geçirdiği deneme sonuçlarına dayanan, inandırıcılığı genel kural niteliği taşıyan ve bilgece düşünceleri özlü birer cümle kalıbı hâlinde anlatan Ak akça kara gün içinde; bakarsan bağ, bakmazsan dağ; balık baştan kokar; denize düşen yılana sarılır; dilim seni dilim dilim dileyim, başıma ne gelirse senden bileyim; el elden üstündür; doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar; Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır; mum dibine ışık vermez; üzüm üzüme baka baka kararır gibi yüzlerce atasözü de dilimizi hem şekil yapısı, hem de anlam derinliği ve zenginliği ile süsleyen çok değerli söz kalıplarıdır.

Türkçeye söz varlığı açısından zenginlik, çeşitlilik ve anlam niceliği katan öğelerden biri de ikiz kelimelerdir. ikiz kelimeler ev ev dolaşmak, demet demet maydanozlar, öbek öbek çiçekler, yığın yığın karpuzlar örneklerinde görüldüğü gibi, ya aynı sözün tekrarı ile anlam dolgunluğu ve zenginliği sağlayan sözlerdir. Yahut da vara yoğa üzülmek; dereden tepeden konuşmak; kolu kanadı kırılmak örneklerinde görüldüğü gibi, zıt anlamlı sözlerin yinelenmesine dayanır.

Türkçenin söz varlığını zenginleştiren, ona anlam incelik ve derinliği katan daha nice özelliklerden de söz edilebilir. Bu durum yalnız Türkiye Türkçesinde değil, bugün Türk dilinin yaşayan öteki yazı dilleri ve lehçelerinde de görülen bir durumdur. Lehçe farkları dolayısıyla bazı şekil değişiklikleri söz konusu olsa da genel durum aynı zenginlik ve derinliği yansıtır niteliktedir.

Türk dili çok eski dönemlerden başlayarak tarihî, sosyal, ticarî ve kültürel nedenlerle hem başka toplumlara kendi bünyesinden birçok söz vermiş, hem de birlikte yaşadığı ya da ilişkide bulunduğu komşu veya komşu olmayan başka toplumlardan (yani onların dillerinden) birtakım sözler alarak da kendi söz varlığına katmış bulunmaktadır. Dilimize bu yolla eski dönemlerde Çince, Moğolca, Sogotça ve Tibetçeden başlayarak daha sonraki dönemlerde de genellikle Arapça, Farsça gibi Doğu dilleri ile Fransızca, ingilizce, italyanca gibi Batı dillerinden epey söz girmiştir. Bunlara daha sınırlı sayıda Rusça, Yunanca, Ermenice, Almanca gibi sözler de katılabilir. Türkçe yabancı dillerden aldığı bu sözlerin büyük bir kısmını kendi dilinin ses ve söyleyiş kalıplarına yerleştirerek kendi söz varlığına katmış ve varlığını bu yolla da genişletip zenginleştirmiştir. Bugün Türkçede yerleşmiş bulunan acemi, âciz, ambar, anahtar, baston, boğaça, cadde, çerez, çılbır, düven, evlek, damat, fakir, fukara, inci, kent, marangoz, papatya, parça, postal, pulluk, reçete gibi nice nice sözler artık Türkçeleşmiş ve dilin kendi malı durumuna girmiştir.

Buna karşılık, özellikle aydınlar kanalı ile, yazı dilinde, Türkçenin yapısına ters düşen ve dile kendi kuralları ile birlikte girerek kullanımda yabancılık damgasını yitirmemiş olan bir kısım yabancı sözler de vardır. Onlar ayrı bir konuşma konusu oluşturduğu için burada o nitelikteki sözlere dokunmadan geçiyoruz. Yalnız şurasını da belirtelim ki bu nitelikte olup da dilimize sinmemiş olan yabancı kökenli sözlerin pek çoğu, önce dilde sadeleşme ve yeni lisan akımları, daha sonra da Dil Devrimi süreçlerinden geçerek dilde Türkçeleştirme çalışmaları yolu ile atılmış ve yerlerine Türkçeleri konarak benimsenmiş bulunmaktadır. Bu konuda elbette dili kullanan aydınlara düşen önemli bir görev de vardır.

6. Sözlerimizi bitirirken Türk dilinin bir özelliğini daha belirtme gereğini duyuyoruz. O da dilin bir kültür hazinesi olarak sergilediği durumdur. Her dil gibi Türk dili de tarihin derinliklerinden günümüze uzanan dönemlere ait bütün sözlü ve yazılı değerlerini, yani edebiyat, sanat, felsefe, bilim ve düşünce ürünlerini hep dil hazinesine aktarmış bulunmaktadır. Bu bakımdan bir milletin, bir toplumun, bir kavmin dili, o milletin, o toplumun kültür varlığının aynası durumundadır. Dolayısıyla Türk dili yazılı ve sözlü binlerce ve binlerce eseriyle bu açıdan da bir kültür zenginliği sergilemektedir.

Dilin bir toplumun bireyleri arasında yalnızca karşılıklı anlaşmayı sağlayan bir araç olmayıp aynı zamanda duygu ve düşünceleri en iyi dışa vurma ve toplumu oluşturan bireyleri birbirine kenetleme aracı olması, sosyal bir olgudur. Dolayısıyla toplumun yüzyıllar boyunca biriktiregeldiği kültürün en iyi koruyucusu ve kuşaktan kuşağa aktarıcısıdır. işte dilin insan ile toplumu, toplum ile kültürü birbirleri ile kaynaştıran bu özelliği, ona sıradan bir iletişim aracı olma dışında, üstün ve önemli bir nitelik kazandırmıştır. Onu tarihi boyunca biriktiregeldiği sözlü ve yazılı bütün kültür değerleri ile de taçlandırmıştır.

Sonuç olarak görülüyor ki, Türk dili bugün yukarıda belirtilen temel özellikleri dolayısıyla hem edebiyat, sanat, bilim ve felsefe alanlarını temsil edebilen bir kültür dili, hem de bir dünya dili özelliklerine sahip bulunmaktadır.

Ancak, binlerce yılın süzgecinden geçerek ve işlenerek günümüze ulaşan Türk dilinin her zaman çağdaş gelişmelere ayak uyduran bir yapı sergileyebilmesi için, hiç şüphe yok ki dili işleyenler açısından da onu konuşan ve yazanlar açısından da gerekli ilgi ve duyarlığın gösterilmesi kaçınılmazdır. Bu duyarlık yediden yetmişe hepimizin boynunun borcudur.

Konuşmamızı ulu Atatürk‟ün pek isabetli olarak dile getirdiği “Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür” (inan, 1959:261); ve “Türk dili dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil şuurla (bilinçli olarak) işlensin ” yani ona sahip çıkılsın sözleri ile bitiriyoruz.

III. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (16-18 Aralık 2010 İzmir)

Prof. Dr. Zeynep KORKMAZ Emekli Öğretim Üyesi

 

KAYNAKLAR

AKALIN, ġükrü Halûk (2009), “Türk Dili Dünya Dili”, Türk Dili, S.687 (Mart), s. 195-204.

AKSAN, Doğan (1975-1976), “Eski Türk Yazı Dilinin Yaşıyla ilgili Yeni Araştırmalar”

AKSAN, Doğan (1987), Türkçenin Gücü, Türkiye iş Bankası Yayınları, Ankara.

AKSOY, Ömer Asun (1971), Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü I, TDK yay., Ankara.

BANGUOĞLU, Tahsin (1990), Türkçenin Grameri, TDK yay., Ankara.

ERCiLASUN, Ahmet Bican (2004), Başlangıçtan Yirminci Yüzyıla Türk Dili Tarihi, Ankara, s. 39-42; 51-52; 69.

ERCiLASUN, Ahmet Bican (2007), “Türkçenin En Eski Komşuları”, Makaleler, Akçağ yay., Ankara.

EREN, Hasan (2001), “Türklerin Ana Yurdu Sorunu”, Türk Dili, S.: 600 (Aralık), s. 665-688.

ERDAL, Marcel (2004), “Türkçenin Hurrice ile Paylaştığı Ayrıntılar”, V. Uluslararası Türk Dili Kurultayı Bildirileri, Ankara, TDK yay., s. 929-938.

ERZEN, Afif (1986), Doğu Anadolu‟da Urartular, Ankara , TTK yay., s. 1-17.

ESiN,  Emel  (1978), İslamiyet‟ten  Önceki  Türk Kültürü Tarihi ve İslamiyet‟e  Giriş, istanbul.

GOLDEN, Peter (2002), Türk Halkları Tarihine Giriş, (Çev: Osman Karatay), Ankara.

GÜRSOY, Kenan (2009), “Türkçe Felsefeye, Düşünceye Çok Elverişli Bir Dildir”, Türk Dili, S.:693 (Eylül), s. 261-271.XLV

III. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu (16-18 Aralık 2010 İzmir)

HATiPOĞLU, Vecihe (1981), Türk Dilinde İkileme, TDK yay., Ankara.

iNAN, Afet (1959), Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Ankara, s. 261.

KOCA, Salim (2003), Türk Kültrünün Temmelleri, II. cilt, Ankara.

KORKMAZ, Zeynep (1989), “Tarihî Devirlerdeki Gelişmelere Göre Eski Türkçenin Yaşı”, TDAY-Belleten 1989 (1994), s. 353-370.

KORKMAZ, Zeynep (1994), Türkçede Eklerin Kullanılış Şekilleri ve Ek Kalıplaşması Olayları, TDK yay., Ankara.

KORKMAZ, Zeynep (2005), Türk Dili Üzerine Araştırmalar, I. cilt, TDK yay., Ankara, 12-84.

KORKMAZ, Zeynep (2007), Türk Dili Üzerine Araştırmalar, III, TDK yay., Ankara.

KORKMAZ, Zeynep (2009), Türkiye Türkçesi Grameri: Şekil Bilgisi, TDK yay., 3. baskı, Ankara.

KORKMAZ, Zeynep (2010/1), “Türkçe, Nasıl Bir Dildir?”, TD, S. 697 (Ocak, 2010), s. 38-39

KORMUġiN, igor (2007), 75. Dil Bayramı Konuşmaları Dünden Bugüne Türkçe Oturumu, TDK yay. (baskıda)

MEMiġ, Ekrem (2007), Eskiçağ Türkiye Tarihi, 7. baskı, Konya.

SERTKAYA,  Osman (2007),  75.  Dil Bayramı Konuşmaları Dünden Bugüne Türkçe Oturumu, TDyay., (baskıda)

TEKiN, Talat (1993), Hunların Dili, Doruk yay., Ankara.

TOSUN, Mebrure - Kadriye YALVAÇ (1981), “Sümer Dili ve Grameri/ Sümerceden Örnekler”, TTK yay., Ankara.

TUNA, Osman Nedim (1997), Sümer Ve Türk Dillerinin Tarihî İlgisi İle Türk Dilinin Yaşı Meselesi, TDK yay., Ankara.XLVI

Müzikli Öğretim Değerlendirme Formu

ÖRNEK DEĞERLENDİRME FORMU-1

  1. Verilen kelimeleri kullanarak boşlukları uygun şekilde doldurunuz. 

menekşeleri                  turnalar            tozlu                kalp                 deprem            sana pembe      götür                asudeyim         türlü                 irem                 sevgi

Avareyim,............................... yorgunum

Bilmiyorum neden.................. vurgunum

Daha dokunmadan.........................kurudu

Çöllere bir...........................yağamıyorum

Yeni bir koşunun başlangıcında

Biraz..............................sonrası

Biraz şehir hülyası

Bir............................yangınından geriye kalan

Siyah gözlerine beni de...................................

Artık bu yerlere sığamıyorum

.............................uçurtmalar yolladığından beri

Sarardı tiryaki.........................................

Sonbaharın...............................kafeslerinde

..................................turnaları yakalıyorum

..................................gidiyor ben kalıyorum

Avareyim,.............................yorgunum

Bilmiyorum neden.............. .vurgunum

 

  1. Aşağıdaki boşlukları dinlediğiniz şarkıya göre doldurunuz.

Erzurum.................. banklar üstünde

....................... tutmuyor karanlıkları

...................... düşlerimi kovalıyorum

Gölgeler gidiyor; ben......................... .

 

  1. Aşağıdaki kelimeleri dinlediğiniz parçaya göre eşleştiriniz.

A- Umutlar kalıyor                              1- sardığım yüreğimle

B- Siyah gözlerine                               2- gönderiyorum

C- Baharın koynundan                        3- beni de götür

D- Binbir türlü                         4- ben gidiyorum

E- Şehzade gülleri                               5- koparıp sana

F- İpek bir mendile                              6- kokuyorsa yaylalar

 

  1. Şarkıyı dinledikten sonra yanlış yazılan kelimelerin doğrusunu yazınız.

Bütün yelkenleri, deniz fenerlerini

Kaptanları sorgulatan

Yakınından geçen küheylanların

Korku tufanına yakalandığı

Siyah gözlerine beni de götür

 

  1. Verilen kelimeleri dinlediğiniz şarkıya göre sıralayınız.

irem, tufan, bank, şehir, tiryaki menekşeleri, pembe, yitik, deprem, gölgeler, turnalar

...............................................................................................................................................................

...............................................................................................................................................................

 

  1. Dinlediğiniz parçaya göre aşağıdaki karışık kelimelerden anlamlı cümleler kurunuz.

güneş- gelen –yiğitler- olmayan- benzeri- bir- kursun -dünya -ülkesinden

ayrılığın- vursun-boynunu-cellat.

usul -çürüten -diken –usul- çılgın- intizarı –hercai- bu -arzu -bu

vadilerini- imkânsız- eşiğine- muştuların- sürüklüyor- gönül

 

  1. Parçada yer almayan kelimeyi çiziniz.

Bir ağaçtan düşen sarı yapraklar gibi

Düşüyorum bu tan yerine

Ya topla yaralı kırlangıçları bir bir

Ya da bu vefasız şarkıyı bir an önce bitir

Özgürlüğe giden kimi tutsaklar gibi

Özgürlüğe giden kimi tutsaklar gibi

Siyah gözlerine beni de götür

Siyah gözlerine beni de götür

 

  1. Aşağıdaki soruları dinlediğiniz parçaya göre cevaplayınız.

A-    Dinlemiş olduğunuz parça hakkında ne düşünüyorsunuz?

B-    Sizce bu şiir kim için yazılmış olabilir?

C-    Sizce şair, bu şiiri yazdığında nasıl bir ruh hâline sahiptir?

D-    Size şiir üzerinde değişiklik yapma yetkisi verildiğini düşünün. Hnagi mısraları, hangi şekilde değiştirirdiniz?

 

  1. Parçada kullanılan fiilleri, zamanlarını ve kişilerini yazınız.

...............................................................................................................................................................

...............................................................................................................................................................

...............................................................................................................................................................

...............................................................................................................................................................

...............................................................................................................................................................

Müzikli Öğretim Değerlendirme Formu

ÖRNEK DEĞERLENDİRME FORMU-1

  1. Verilen kelimeleri kullanarak boşlukları uygun şekilde doldurunuz. 

menekşeleri                  turnalar            tozlu                kalp                 deprem            sana pembe      götür                asudeyim         türlü                 irem                 sevgi

Avareyim,............................... yorgunum

Bilmiyorum neden.................. vurgunum

Daha dokunmadan.........................kurudu

Çöllere bir...........................yağamıyorum

Yeni bir koşunun başlangıcında

Biraz..............................sonrası

Biraz şehir hülyası

Bir............................yangınından geriye kalan

Siyah gözlerine beni de...................................

Artık bu yerlere sığamıyorum

.............................uçurtmalar yolladığından beri

Sarardı tiryaki.........................................

Sonbaharın...............................kafeslerinde

..................................turnaları yakalıyorum

..................................gidiyor ben kalıyorum

Avareyim,.............................yorgunum

Bilmiyorum neden.............. .vurgunum

 

  1. Aşağıdaki boşlukları dinlediğiniz şarkıya göre doldurunuz.

Erzurum.................. banklar üstünde

....................... tutmuyor karanlıkları

...................... düşlerimi kovalıyorum

Gölgeler gidiyor; ben......................... .

 

  1. Aşağıdaki kelimeleri dinlediğiniz parçaya göre eşleştiriniz.

A- Umutlar kalıyor                              1- sardığım yüreğimle

B- Siyah gözlerine                               2- gönderiyorum

C- Baharın koynundan                        3- beni de götür

D- Binbir türlü                         4- ben gidiyorum

E- Şehzade gülleri                               5- koparıp sana

F- İpek bir mendile                              6- kokuyorsa yaylalar

 

  1. Şarkıyı dinledikten sonra yanlış yazılan kelimelerin doğrusunu yazınız.

Bütün yelkenleri, deniz fenerlerini

Kaptanları sorgulatan

Yakınından geçen küheylanların

Korku tufanına yakalandığı

Siyah gözlerine beni de götür

 

  1. Verilen kelimeleri dinlediğiniz şarkıya göre sıralayınız.

irem, tufan, bank, şehir, tiryaki menekşeleri, pembe, yitik, deprem, gölgeler, turnalar

...............................................................................................................................................................

...............................................................................................................................................................

 

  1. Dinlediğiniz parçaya göre aşağıdaki karışık kelimelerden anlamlı cümleler kurunuz.

güneş- gelen –yiğitler- olmayan- benzeri- bir- kursun -dünya -ülkesinden

ayrılığın- vursun-boynunu-cellat.

usul -çürüten -diken –usul- çılgın- intizarı –hercai- bu -arzu -bu

vadilerini- imkânsız- eşiğine- muştuların- sürüklüyor- gönül

 

  1. Parçada yer almayan kelimeyi çiziniz.

Bir ağaçtan düşen sarı yapraklar gibi

Düşüyorum bu tan yerine

Ya topla yaralı kırlangıçları bir bir

Ya da bu vefasız şarkıyı bir an önce bitir

Özgürlüğe giden kimi tutsaklar gibi

Özgürlüğe giden kimi tutsaklar gibi

Siyah gözlerine beni de götür

Siyah gözlerine beni de götür

 

  1. Aşağıdaki soruları dinlediğiniz parçaya göre cevaplayınız.

A-    Dinlemiş olduğunuz parça hakkında ne düşünüyorsunuz?

B-    Sizce bu şiir kim için yazılmış olabilir?

C-    Sizce şair, bu şiiri yazdığında nasıl bir ruh hâline sahiptir?

D-    Size şiir üzerinde değişiklik yapma yetkisi verildiğini düşünün. Hnagi mısraları, hangi şekilde değiştirirdiniz?

 

  1. Parçada kullanılan fiilleri, zamanlarını ve kişilerini yazınız.

...............................................................................................................................................................

...............................................................................................................................................................

...............................................................................................................................................................

...............................................................................................................................................................

...............................................................................................................................................................

Türkçe Öğrenen Yabancıların Sözlük Kullanma Becerileri Üzerine Bir Araştırma

 

          Sözlük, yeni kelimelerin öğreniminde başvurulan ana kaynaktır, denilebilir. Bu nedenle Türkçenin yabancılara öğretiminde de oldukça önemli bir materyaldir. Türkçenin yabancılara öğretimi üzerine pek çok çalışma bulunmaktadır. Ancak sözlük kullanımı üzerine oldukça sınırlı sayıda çalışma olduğu anlaşılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkçe öğrenen yabancıların, kelime hazinesinin gelişiminde sözlük kullanma becerilerini tespit etmektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2011-2012 eğitim öğretim yılında Gazi TÖMER'de A2 kurunda bulunan öğrenciler oluşturmaktadır. Bu çalışma, betimsel modelde tasarlanmıştır. Araştırmada nicel veri toplama tekniklerinden yararlanılmıştır. Nicel veriler, "Yabancı Öğrencilerin Sözlük Kullanma Becerilerini Belirleme Anketi" ile toplanmış ve verilerin analizinde SPSS 15.0 istatistik programı kullanılmıştır. Analiz sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda Türkçe öğrenen yabancılar için seviyeler göz önüne alınarak bir sözlük oluşturulması gerektiği şeklinde birtakım öneriler sunulmuştur. 

            Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde dinleme, okuma, konuşma ve yazma temel becerilerinin kazandırılması hedeflenmektedir. Ancak bu becerilerin kazandırılabilmesi için öncelikle bazı ön öğrenmelere ihtiyaç vardır. Budak (2000:19), bunlardan birisinin kelime bilgisinin geliştirilmesi olduğunu ifade etmektedir.

Yabancı dil öğretiminde kelime bilgisinin önemini Nation (2001: 362), "Kelime bilgisi yabancı dil öğretiminde amaç değil dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerisinin gelişmesini sağlayan araçtır." şeklinde ifade etmektedir. Gass (1999:325) da yeni bir dil öğrenmenin yeni kelimeler öğrenme anlamına geldiğini söyler. Bu nedenle dil öğretimi kelimelere bağımlı hâle gelir, denilebilir.

Hulstijin vd. (2005:54), öğrencinin metinde bilmediği kelimelerle karşılaşmasının metni anlamada ciddi engeller oluşturduğunu söylemektedir. Bu engellerin ortadan kaldırılabilmesinin ilk şartı, öğrencinin kelime hazinesinin zenginleştirilmesidir. Örneğin, okuduğunu ya da dinlediğini anlamada kelime hazinesi önemli bir faktördür.

Kelime hazinesini zenginleştirme çalışmalarından biri de öğrenciye sözlük kullanma alışkanlığının kazandırılmasıdır (Demirel, 1999:139; Hameau, 1988:303; Pehlivan, 2003:89). Yeni öğrenilen kelimelerin kalıcı hâle gelmesi için ifade edilen bu çalışma şeklinin etkili olduğu söylenebilir. Çünkü herhangi bir kelimenin, kelime grubunun, deyimin veya terimin öğrenciye kazandırılmasında doğru yazım (imlâ), doğru seslendirme (telaffuz) ile doğru anlam ve ona uygun doğru kullanım göz önünde bulundurulan hususlardır. Cemiloğlu'na (1998:138) göre kelime ile ilgili bu üç yön yapılacak çalışmalarla bir arada gerçekleştirilir ve bütünlük içerisinde bir kazanım sağlanmaya çalışılır. Kısaca aynı anda kelimenin hem anlamı ve kullanımı hem yazımı hem de nasıl telaffuz edileceği gösterilir. Sözlükler, bu kullanım esaslarının hepsini içinde barındıran kaynaklardır.

Sözlük, "Bir dilin bütün veya belli bir çağda kullanılmış kelime ve deyimlerini alfabe sırasına göre alarak tanımlarını yapan, açıklayan, başka dillerdeki karşılıklarını veren eser" şeklinde açıklanmaktadır (TS, 2005). Kelime öğretimi maksatlı ve tesadüfî olarak iki türlü gerçekleşir. Sözlükler, tesadüfî kelime öğrenmek için en elverişli araçlardır (Hummel, 2010; Macizo ve Bajo, 2006; Bruton, 2007). Türkçe öğrenen yabancılar özellikle de Türkiye'de hedef dili öğrenen öğrenciler için ders dışında başka bir ifadeyle günlük hayatlarında sözlük kullanmak bir zorunluluk hâlini almaktadır. Nation (2006), yeni bir dil öğrencisinin dinlemek ve konuşmak için 8000 ilâ 9000; konuşmak içinse 6000 ilâ 7000 arasında kelime bilmesi gerektiğini söylemektedir. Bu da sözlük kullanımını zorunlu kılmaktadır. Huang (2003), yabancı dil öğrenenler için sözlüğün vazgeçilmez bir araç olduğunu söylemekte ve sözlüğü uzun yol arkadaşı şeklinde nitelemektedir.

Göğüş (1978; 366-367), sözlük yardımıyla yapılacak kelime öğretimiyle ilgili etkinlikleri şöyle özetlemektedir:

  1. 1.Yapıca inceleme: "gözlük, gözcü, gözlem" gibi aynı köke dayanan kelimeler sözlükten tespit edilip ek-kök ayrımı yapılır.
  2. 2.Bir kelimenin kaç farklı anlama geldiği belirlenir (sökmek kelimesi, TS (2005)'te on bir farklı anlama gelmektedir.).
  3. 3.Yabancı kelimelere Türkçe karşılıklar buldurulur (münakaşa-tartışma gibi).
  4. 4.Bir kelimenin gerçek ve mecaz anlamı ayırt ettirilir (ses: 1. Kulağın duyabildiği titreşim, seda, ün. 2. Ciğerlerden gelen havanın ses yolunda yaptığı titreşim. 3. mec. Duygu ve düşünce. 4. mec. Herhangi bir davranış, tutum karşısında uyanan ruhsal tepki. 5. müz. Aralarında uyum bulunan titreşimler)
  5. 5.Deyimlerin anlamları üzerinde durulur. Türkçe Sözlük (2005)'te kelimelerin anlamı ifade edildikten sonra kelime ile ilgili yaygın kullanılan deyimlerden örnekler sunulur (el: el açmak, el atmak, el bağlamak, el el üstündür gibi.).
  6. 6.Bir kavramla ilgili kelimeler taranır (sahil, plaj, deniz, dalga, güneş, yüzmek, kum, kumsal...).
  7. 7.Bir kelimenin hangi kelimelerle kullanılabileceği belirlenir (teşekkür, teşekkür etmek.).

Sıralanan bu uygulamalar, özellikle temel seviyede ders işleme sürecinde Türkçe öğrenen yabancıların sözlüklerini nasıl kullanmaları gerektiği konusunda onlara pratik kazandıracaktır. Arı (2006:328), kelime öğretiminden önce öğrencilere sözlük kullanmayı öğretmek gerektiğini savunur. Süreç, öğrencinin bilmediği ya da merak ettiği kelimeleri sözlükten bulmaya ve öğrenmeye çalıştığı bireysel bir faaliyete dönüşmesi ile sonuçlanacaktır.

Türkçe öğrenen yabancıların sözlük kullanımları üzerine Özcan (2006) tarafından yapılan bir çalışma bulunmaktadır. Araştırmada Türkçe öğrenen yabancılar için bir sözlük bulunmayışından yola çıkılarak temel seviyede öğrencilerin bilmesi gerektiği düşünülen kelimelerden hareketle çok dilli bir sözlüğün geliştirilmesi hedeflenmiştir. İlgili literatürde sözlük kullanımı üzerine yeteri kadar çalışma bulunmamaktadır. Türkçe öğrenen yabancıların, kelime hazinesinin gelişiminde grup şeklinde ve bireysel olarak kendinden yararlanma imkânı sunan sözlükleri kullanma becerilerini tespit etmek bu çalışmanın amacıdır. Bu amaç doğrultusunda öğrencilerin sözlük kullanma becerilerinin cinsiyete ve ülkeye göre farklılaşıp farklılaşmadığı da ortaya konmaya çalışılmıştır.

Araştırmada nicel veri toplama tekniklerinden yararlanılmıştır. Nicel veriler, "Yabancı Öğrencilerin Sözlük Kullanma Becerilerini Belirleme Anketi" ile toplanmıştır. Anketin hazırlanması sürecinde ilk aşama, konuyla ilgili kaynakların taranmasıdır. Bu tarama sonucunda Türkçe öğrenen yabancı öğrencilerin sözlük kullanma becerilerini ortaya çıkarabilecek ifadelerden bir madde havuzu oluşturulmuştur. Bu ifadelerde dil bilgisi bakımından herhangi bir anlatım bozukluğu olup olmadığını belirlemek için oluşturulan maddeler Türkçenin kurallarına uygunluk açısından kontrol edilmiştir. Böylece yabancı öğrencilerin sözlük kullanma becerilerini ortaya çıkarabilecek 25 ifade yazılmıştır. Deneme maddelerinin sayısının olabildiğince fazla olmasına dikkat edilmiş ve sonunda 22 madde üzerinde karar kılınmıştır. Hazırlanan anketin kapsam (içerik) geçerliğine de bakılmıştır.

İçerik geçerliği, ölçme aracının kullanılacağı amaç için uygun olup olmadığına dair uzman görüşlerine başvurularak ölçülmek istenen alanı temsil edip etmediğinin kararlaştırılmasıdır (Karasar, 2002). Araştırmada ölçeğin kapsam (içerik) geçerliliğine bakılmıştır. Hazırlanan 22 madde, araştırmacılar dışında yedisi Türkçe Eğitimi, biri de Ölçme Değerlendirme alanında çalışan sekiz uzman tarafından biçim, anlatım özelliği, yanlış anlamalara sebep olabilecek ifadelerin bulunup bulunmadığı ve sözlük kullanma becerisini belirtip belirtmediği şeklinde incelenmiş, gerekli düzeltmeler yapılmıştır. Uzman görüş ve önerileri doğrultusunda içerik ve biçim açısından düzeltmeler yapılarak 4 madde çıkarılmış ve 18 maddelik taslak anket ön deneme aşamasına hazırlanmıştır. Hazırlanan ölçme aracının kapsam (içerik) geçerliği bu sayede sağlanmıştır.

Uzmanların görüş ve önerileri doğrultusunda geliştirilen taslak anketteki maddelerin Türkçe öğrenen yabancıların sözlük kullanma becerilerini ortaya koyup koymadığı, Gazi TÖMER'de öğrenim gören 30 öğrenciden oluşan bir öğrenci grubuna sorulmuştur (Bu öğrenciler, asıl uygulamada çalışma grubuna dâhil edilmemiştir.). Bu uygulamanın ardından öğrencilerin yanıtladığı her bir anket maddesi için görüş ve önerileri dikkate alınmış ve gerekli düzeltmeler yapılmıştır (Örneğin, birinci madde taslak ankette "Kendime ait bir sözlüğüm var." şeklindeyken ön uygulamada öğrencilerin bu maddeyi anlamaması sonucu "Benim bir sözlüğüm var." ifadesine dönüştürülmüştür.). Anketin geneli için Cronbach Alpha katsayısı 77,16'dır.

Yabancı öğrencilerin seviyeleri dikkate alınarak araştırmacılar tarafından bu maddelere yönelik iki seçenekli bir ölçme formu hazırlanmış ve öğrencilerin sözlük kullanma becerileri tespit edilmeye çalışılmıştır.

Verilerin Analizi

Araştırma kapsamında toplanan verilerin analizinde SPSS 15.0 istatistik programı kullanılmıştır. Anket maddelerinin dağılımında frekans ve yüzde değerleri alınmıştır. Maddelere verilen dönütlerin ülke değişkenine göre anlamlı bir fark taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde tek yönlü varyans analizinden (ANOVA) yararlanılmış; farkın anlamlı olduğu maddelerde farkın hangi grup ya da gruplardan kaynaklandığını tespit etmek amacıyla da Tukey testi yapılmıştır. Ayrıca cinsiyet değişkeni için t-testi yapılmış; anlamlı fark bulunan maddeler yorumlanmıştır.

Devamını okumak için tıklayınız...

Türkiye Ve Dünyadaki Türkçe Öğretim Merkezleri Ve Türkoloji Bölümleri Üzerine Bir Değerlendirme

Bugün Türkiye'de ve yurt dışında değişik amaçlarla açılmış olan pek çok Türkçe öğretim merkezi ve Türkoloji bölümü bulunmaktadır. Buralarda öğrenim görenler ya akademik bir alan olarak Türkçe, Türk dili ve edebiyatı, Türk tarihi gibi alanları seçen yabancılar ya da iki dilli ve iki kültürlü olarak nitelendirebileceğimiz yurt dışındaki Türklerdir. Ayrıca diğer Türk devletlerinden ülkemize gelen öğrenciler ve Romanya, Yunanistan, Bulgaristan ve Makedonya gibi ülkelerde yaşayan soydaşlarımız da bu merkezlerde öğrenim görmektedirler. Türkçenin, dolayısıyla Türk kültürünün de öğretildiği bu merkezlerle ilgili olarak söylenebilecek en önemli husus, bunlar arasında bir koordinasyon olmaması ve ders materyallerinin farklılık göstermesidir. Ülkemizde Millî Eğitim Bakanlığı bu konuyla ilgili olarak bir koordinasyon birimi kurmalı ve bu merkezlerle sürekli bilgi alışverişinde bulunmalıdır. Çalışmamızda ayrıca Türkiye'de ve dünyadaki Türkçe öğretim merkezlerinden tespit edebildiklerimizin bir listesi de verilmiştir.

Türkçe, bugün konuşulduğu coğrafyanın genişliği ve konuşanların sayısı bakımından dünyanın en büyük dilleri arasında yer almaktadır. Dilimiz bazı kaynaklara göre dünyanın en büyük ilk beş dili içinde değerlendirilmektedir. Ancak kaynaklarda bu konuda bir uzlaşma yoktur. Bunun sebebi, kanaatimizce, elde yeterli ve doğru istatistikî bilgilerin olmaması veya mevcut demografik bilgilerin güncel hâle getirilmemesidir.

Türkler dünya üzerinde çok geniş bir coğrafyada yaşamaktadır. Doğuda Moğolistan ve Çin içlerinden, batıda Bosna-Hersek içlerine; kuzeyde Yakutistan'dan ve Moskova yakınındaki Kazan şehrinden, güneyde Bağdat, Lübnan sınırı ve Kıbrıs içlerine kadar uzanan büyük bir coğrafyaya yayılmışlardır. 20-90 doğu boylamları ile 33-65 kuzey enlemleri arasında yer alan bu coğrafya, kuş uçuşu, doğudan batıya 6-7 bin, kuzeyden güneye 3 bin kilometrelik bir alanı içine alır (Ercilasun, 1997:55).

Dünyada Türkçe konuşanların sayısı yaklaşık olarak 150 milyon, Türkiye Türkçesini konuşanların sayısı ise yaklaşık 70 milyondur. Türkiye Türkçesi, Türkiye'nin yanı sıra Irak, Suriye, Kıbrıs, Yunanistan, Bulgaristan, Avrupa, Amerika, Okyanusya, Arap ülkeleri, eski Yugoslavya, Rusya ve SSCB'den ayrılmış olan Türk cumhuriyetlerinde konuşulmaktadır (Ercilasun, 1997:57-60). Böylesine geniş bir coğrafyada konuşulan Türkiye Türkçesi de diğer dünya ülkeleri ve insanları için büyük bir önem arz etmektedir. Çalışmamız sonucu elde ettiğimiz bilgilere dayanarak Türkiye Türkçesinin, dünyanın pek çok ülkesindeki üniversitelerde, akademilerde, Türk kültür merkezlerinde, enstitülerde, özel lise ve dershanelerde, büyük elçiliklerimizde, vakıflarda ve internet sitelerinde yabancılara öğretildiğini söyleyebiliriz.

Tespit edebildiğimiz 57 ülkedeki 223 merkezde daha ziyade akademik ve eğitim amaçlı olmak üzere ticarî ve turistik amaçlarla da Türkçe öğretimi yapılmaktadır. Bu bölüm ve merkezlerde öğrenim görenler ya akademik bir alan olarak Türkçe, Türk dili ve edebiyatı, Türk tarihi gibi alanları seçen yabancılar ya da iki dilli ve iki kültürlü olarak nitelendirebileceğimiz yurt dışındaki Türklerdir. Ayrıca diğer Türk devletlerinden ülkemize gelen öğrenciler ve Romanya, Yunanistan, Bulgaristan ve Makedonya gibi ülkelerde yaşayan soydaşlarımız da bu merkezlerde öğrenim görmektedirler. Türkiye Türkçesi, Türkçe öğretimi yapılan üniversite, enstitü ve akademilerde Türkçe Araştırmaları Programı, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, TÖMER Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi, Türk Dili ve Kültürü Merkezi, Türkçe Öğretim Merkezi, Türkçe Araştırmaları Merkezi, Türkçe Araştırmaları Bölümü, Türk Filolojisi Bölümü, Türkoloji Bölümü, Türkçe Bölümü ve Türk Dili Bölümü gibi değişik adlar altındaki bölüm ve merkezlerde öğretilmektedir. Büyük elçilik, dershane, vakıf ve diğer bazı merkezlerde de Türkiye Türkçesini öğretmek için belli aralıklarla ve talebe göre kurslar açılmaktadır.

Türkiye Türkçesinin öğretildiğini tespit edebildiğimiz ülkeler ve merkezlerin sayısı şu şekildedir: Amerika Birleşik Devletleri (20), Afganistan (1), Almanya (13), Arnavutluk (1), Avustralya (1), Azerbaycan (1), Belarus (6), Belçika (4), Bosna-Hersek (2), Bulgaristan (6), Çin Halk Cumhuriyeti (2), Danimarka (1), Endonezya (2), Estonya (1), Filipinler (1), Finlandiya (2), Fransa (2), Güney Kore (6), Güney Kıbrıs Rum Kesimi (1), Gürcistan (1), Hollanda (3), Irak (2), İngiltere (6), İran (1), İspanya (4), İsveç (2), İsviçre (1), İtalya (3), Japonya (6), Kazakistan (1), Kırgızistan (8), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (6), Litvanya (2), Lübnan (1), Macaristan (2), Mısır (3), Moğolistan (1), Moldova (3), Özbekistan (1), Pakistan (1), Polonya (2), Romanya (8), Rusya (14), Sırbistan (1), Singapur (1), Suriye (2), Tayland (2), Tayvan (2), Türkiye (17), Türkmenistan (1), Ukrayna (13), Ürdün (4), Yakutistan (1), Yugoslavya (1), Yunanistan (5) ve internet siteleri (16).

Adı geçen ülkelerde yer alan merkezlerde dinleme, okuma, konuşma ve yazma becerilerine yönelik olarak başlangıç, orta ve ileri seviye Türkçe dersleri verilmekte; bu derslerin yanı sıra Osmanlı Türkçesi, Türk Kültürü, Türk Tasavvufu, Osmanlı Metinleri Üzerine Araştırmalar, Türk ve Osmanlı Edebiyatı, Metin Okuma gibi dersler de yer almaktadır.

Türkçe öğretim merkezlerinin Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Ukrayna ve Almanya'da yoğunlaştığı görülmektedir. Bu dört ülkede toplam altmış merkez tespit edilmiştir. Türkçe öğretimiyle ilgili 16 adet internet sitesinin bulunması da Türkçe öğretiminin internet dünyasında önem kazanmaya başladığını göstermektedir.

    Bu arada Hengirmen'in (1993: 5-8) yaptığı bir araştırmaya da temas etmemiz gerekmektedir. Hengirmen, çalışmasında Türkiye'de Türkçeyi yabancı dil olarak öğreten kurumlardan ve kullandıkları eğitim araçlarından kısaca bahsetmiştir. Ayrıca "Yurt Dışında Türkçeyi Yabancı Dil Olarak Öğreten Kurumlar" başlığı altında tespit ettiği 48 ülkeyi alfabetik olarak sıralamış, bu ülkelerde bulunan kurumların sayısını vermiş, ancak kurum isimlerini vermekten kaçınmıştır.

Türkiye'deki üniversitelerin Fen-Edebiyat Fakülteleri ile Eğitim Fakülteleri bünyesindeki bölümler hakkında kolaylıkla bilgi edinileceği düşüncesiyle çalışmamızda bu bölümlere yer verilmemiştir. Bu bakımdan yurt dışındaki merkezler ve Türkiye'de yabancılara yönelik Türkçe öğretimi veren merkezler çalışmamızın temelini oluşturmaktadır.

Türkçenin, dolayısıyla Türk kültürünün de öğretildiği bu merkezlerle ilgili olarak söylenebilecek en önemli husus, bu merkezler arasında bir koordinasyon olmaması ve kullanılan ders materyallerinin farklılık göstermesidir. Ulaşabildiğimiz kaynaklardan tespit ettiğimiz 223 rakamına bizim ulaşamadıklarımız da eklenirse dünyadaki Türkçe öğretim merkezlerinin sayısının küçümsenemeyecek rakamlara vardığı görülür. Bu kadar yekûn tutan merkezlerle ilgili olarak ülkemizde Millî Eğitim Bakanlığı bir koordinasyon birimi kurmalı ve bu merkezlerle sürekli bilgi alışverişinde bulunmalıdır. Ayrıca yine Bakanlık tarafından oluşturulan uzmanlar kurulunun hazırlayacağı ders kitabı ve diğer materyaller bu merkezlere gönderilmelidir. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile işbirliği yapılarak ülkemizin tarihî ve turistik mekânlarında çekilecek eğitici filmlerden de Türkçe öğretiminde yararlanılabilir. Bu sayede hem Türkiye Türkçesi daha sistemli bir şekilde öğretilecek hem de ülkemizin tanıtımına önemli katkılarda bulunulacaktır. Dünyanın değişik bölge ve ülkelerinde Türkçe öğretimiyle ilgili olarak belli aralıklarla da olsa kongre, sempozyum ve kurultaylar düzenlenerek fikir alışverişinde bulunulmalı ve edinilen tecrübeler paylaşılmalıdır. Bu arada Ankara Üniversitesi TÖMER'in, düzenlediği Türkçe öğretimi sempozyumlarıyla bu işin öncülüğünü yaptığını da belirtmemiz gerekir.

Bir dili öğrenmenin en güzel yollarından biri de bilindiği gibi, kulak alışkanlığı kazanmaktır. Bu bakımdan televizyon yayınlarının önemi büyüktür. Yurt dışından takip edilebilen resmî veya özel televizyon kanallarımızın bu hususu dikkate alarak yapacakları yayınlar, hiç şüphesiz ki Türkçeyi öğrenmeye çalışan yabancılar için de vazgeçilmez bir kaynak olacaktır. Dolayısıyla televizyon kanallarında yayımlanacak programlarda Türkçenin kullanımına azamî dikkat gösterilmeli ve bu tür programları Türkçe öğrenen yabancıların da seyredeceği unutulmamalıdır.

Tespit ettiğimiz merkezlerin sayısına bakarak, dünyanın dört bir tarafındaki Türkçe öğretim merkezlerini ve Türkoloji bölümlerini içine alan ve bunlar arasındaki ilişkileri geliştirmeyi amaçlayan bir birlik kurulması gerektiğini de belirtelim.

İnternetteki arama motorlarından ve diğer bazı kaynaklardan yararlanarak tespit ettiğimiz, dünyada ve Türkiye'de Türkiye Türkçesi öğretimi yapılan merkezler aşağıda sıralanmıştır. Tebliğimizin sınırlarını aşacağı için bu merkezler hakkında ulaştığımız bilgiler verilmemiş; sadece kurum isimleri belirtilmiş ve bazılarının yanına da internet adresleri eklenmiştir.

A. Türkiye Türkçesinin Yurt İçinde ve Yurt Dışında Öğretildiği Kurumlar (Üniversiteler, Akademiler, Enstitüler, Vakıflar, Dernekler, Liseler, Kültür Merkezleri, Kurslar ve Büyük Elçilikler) ABD- American Association of Teachers for Turkic Languages (AATT) ABD- Binghamton University

ABD- Colombia University, Middle East Institute ABD- Georgetown University

ABD- Harvard University, Department of Near Eastern Languages and Civilisations, The Turkish Studies Program

http://www.fas.harvard.edurnelc/ lang dept/ turkish.html

http://www.fas.harvard.edu/~nelc/modernturkish/ ABD- Indiana University, Department of Near Eastern Languages and Cultures, Middle Eastern and Islamic Studies Program

ABD- Maryland University

ABD- New York University, Department of Middle Eastern Studies ABD- Portland State University

ABD- Princeton University, Department of Near Eastern Studies

http://www.princeton.edu/~ehgilson/ ABD- The University of Arizona, Department of Near Eastern Studies

http://www.u.arizona.edu/ic/babur/ ABD- The University of Chicago, Near Eastern Languages and Civilisations, The Graham School of General Studies

ABD- The University of Michigan at Ann-Arbor, Department of Near Eastern Studies

ABD- The University of Texas at Austin, Department of Middle Eastern Languages and Cultures

http://uts.cc.utexas.edu/~melc/ ABD- University of California, Center for Middle Eastern Studies, Berkeley ABD- University of California, Los Angeles ABD- University of Utah, The Middle East Center

ABD- University of Washington, The Middle East Center, Department of Near Eastern Languages and Civilisations ABD- University of Wisconsin, Madison

ABD-The Ohio State University, Middle East Studies Center

http://oia.osu.edu/mesc/courses.html AFGANİSTAN- Kabil Üniversitesi, Dil ve Edebiyat Fakültesi, Türk Dili Bölümü ALMANYA- Berlin Üniversitesi, Türkoloji Bölümü

ALMANYA-Essen Üniversitesi, Dil ve Edebiyat Fakültesi, Türkçe Öğretmenliği Bölümü ALMANYA- Essen Üniversitesi, Rotterdam Eğitim Bilimleri Fakültesi, Türkçe Bölümü ALMANYA- Freiburg Üniversitesi ALMANYA- Giessen Üniversitesi

ALMANYA- Giflen Justus-Liebig Üniversitesi, Türkoloji Kürsüsü, Türkçe Ana Dili Dersleri Öğretmenliği Bölümü ALMANYA- Hamburg Üniversitesi, Türkoloji Bölümü ALMANYA- Heidelberg Üniversitesi ALMANYA- Karlsruhe Pedagoji Yüksek Okulu

ALMANYA- Ludwig Maximilians Universitât, Instıtut fur Geschichte und Kultur des Nahen Orients Sowie Turkologie

ALMANYA- Mainz Üniversitesi, Türkoloji Bölümü ALMANYA- Saarland Üniversitesi, Dil Merkezi, Berlin ALMANYA- Tübingen Üniversitesi

ARNAVUTLUK- Tiran Üniversitesi, Yabancı Diller Fakültesi, Türk Dili Bölümü AVUSTRALYA- Avustralya Millî Üniversitesi, Türkoloji Bölümü

AZERBAYCAN- Bakü Devlet Üniversitesi, Şarkiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü BELARUS- Belarus Devlet Üniversitesi BELARUS- Belarus İdarî Bilimler Akademisi BELARUS- Çağdaş Bilimler Üniversitesi

BELARUS- Drujba Dostluk Eğitim Vakfı BELARUS- Minsk Devlet Üniversitesi

BELARUS- Minsk Devlet Yabancı Diller Üniversitesi, Tercümanlık Fakültesi, Türk Kültür Merkezi BELÇİKA- Ghent Üniversitesi, Slav ve Doğu Avrupa Dilleri Bölümü BELÇİKA- Ghent Üniversitesi, Yabancı Dil Öğretim Merkezi

BELÇİKA- Hasselt Modern Diller Merkezi

BELÇİKA- Leuven Üniversitesi

BOSNA-HERSEK- Sarajevo Üniversitesi, Felsefe Fakültesi, Türkoloji Kürsüsü BOSNA-HERSEK-Tuzla Üniversitesi, Felsefe Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

BULGARİSTAN- Bulgar Bilimler Akademisi, Balkanistika Enstitüsü

BULGARİSTAN- Filibe Üniversitesi, Kırcaali İlk ve Ortaokul Öğretmen Enstitüsü, Türkçe Elemanı Yetiştirme Sınıfları

BULGARİSTAN- Shoumen University "Bishop K. Preslavsky", Yabancı Diller Fakültesi, Türk Filolojisi Bölümü

BULGARİSTAN- Sofya "Kliment Ohridski" Üniversitesi, Türkoloji Bölümü

BULGARİSTAN- Sofya Üniversitesi, Klâsik ve Modern Filolojiler Fakültesi, Doğu Dilleri ve Kültürleri Merkezi, Türkoloji ve Altayistik Kürsüsü

BULGARİSTAN- Şumnu Yüksek Pedagoji Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı

ÇİN- Pekin Milletler Üniversitesi, Türkoloji Fakültesi ÇİN- Pekin Yabancı Diller Üniversitesi, Türkoloji Bölümü

DANİMARKA- Aarhus Öğretmen Okulu ENDONEZYA- Jakarta Üniversitesi ENDONEZYA- Jokjakarta Üniversitesi

ESTONYA- Tallinn Pedagoji Üniversitesi

FİLİPİNLER- Filipinler Türk Lisesi FİNLANDİYA- Tampere Üniversitesi FİNLANDİYA- Turku Üniversitesi

FRANSA- Institut National des Langues et Civilisations Orientales (INALCO)

FRANSA- Universite de Paris 3 - Sorbonne Nouvelle, DEA Didactologie des Langues et des Cultures

GÜNEY KIBRIS- University of Cyprus, Faculty of Humanities and Social Sciences, Department of Turkish Studies

GÜNEY KORE- Hankuk Üniversitesi

GÜNEY KORE- Hankuk Yabancı Bilimler Üniversitesi, Türkçe Bölümü

GÜNEY KORE- Kore Üniversitesi, Dil Bilimi Bölümü

GÜNEY KORE-Pusan Yabancı Bilimler Üniversitesi, Doğu Dilleri Fakültesi, Orta Asya Araştırmaları Bölümü

GÜNEY KORE- Seul Devlet Üniversitesi, Dil Bilimi Bölümü GÜNEY KORE- Seul Üniversitesi, Türkçe Bölümü

GÜRCİSTAN- T.C. Dışişleri Bakanlığı Tiflis Büyükelçiliği HOLLANDA- Leiden Devlet Üniversitesi, Türkoloji Ana Bilim Dalı HOLLANDA- Utrecht Devlet Üniversitesi, Türkoloji Ana Bilim Dalı HOLLANDA- Tilburg Üniversitesi, Dil-Edebiyat Fakültesi IRAK- Bağdat Türk Kültür Merkezi

IRAK- Bağdat Üniversitesi, Diller Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü İNGİLTERE- Londra Belediyeleri Akşam Enstitüleri İNGİLTERE- Manchester Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü İNGİLTERE- Oxford Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

İNGİLTERE- University of London, Faculty of Languages and Cultures, Department of Languages and Cultures of Near and Middle East

İNGİLTERE-Redbridge Yetişkin Eğitimi Enstitüsü, Londra

İNGİLTERE- University of Durham, Institute for Middle Eastern and Islamic Studies, Türkçe Araştırmaları Merkezi

İRAN- Tahran Türkiye Büyük Elçiliği Kültür Merkezi İSPANYA- Alicante Üniversitesi

İSPANYA- Autonoma Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Madrit İSPANYA- Complutense Üniversitesi, Madrit İSPANYA- Sevilla Üniversitesi İSVEÇ- Stokholm Dil Merkezi

İSVEÇ- Uppsala Üniversitesi, Türkoloji Bölümü

İSVİÇRE- Bern Üniversitesi, İslâm Bilimleri Bölümü

İTALYA- Venedik Üniversitesi, Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölümü

İTALYA- Lecce Üniversitesi

İTALYA- Universita Ca' Foscari Venezia, Facoltâ di Lingue e Letterature Straniere, Dipartimento di Studi sull'Asia Oriantale (www.unive.it)

JAPONYA- Japon Asia Cultural Centre(JACC) JAPONYA- Japon-Türk Derneği

JAPONYA- Osaka Üniversitesi, Türkçe Bölümü JAPONYA- Takashoka Üniversitesi

JAPONYA- Tokyo Yabancı Diller Üniversitesi, Türkçe Bölümü JAPONYA- Türkiye Orta Asya Kültür Merkezi KAMBOÇYA- Kamboçya Türk Lisesi

KAZAKİSTAN- Ahmet Yesevî Üniversitesi, Türkoloji Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü (www.yesevi.edu.tr)

KIRGIZİSTAN- Kırgız Bilimler Akademisi, Dil ve Edebiyat Enstitüsü, Türkoloji Bölümü KIRGIZİSTAN- Kırgız Devlet Üniversitesi, Filoloji Fakültesi KIRGIZİSTAN- Bişkek Gumanitardık Üniversitesi KIRGIZİSTAN- Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi

KIRGIZİSTAN- Atatürk Alatoo Üniversitesi

KIRGIZİSTAN- Kırgızistan- Slovyan Üniversitesi KIRGIZİSTAN- Kırgızistan Millî Pedagoji Üniversitesi KIRGIZİSTAN- Kırgızistan Millî Üniversitesi

KKTC- Yakın Doğu Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü (www.neu.edu.tr)

KKTC- Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü (www.ciu.edu.tr) KKTC- Girne    Amerikan Üniversitesi, Eğitim Fakültesi,  Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü (www.gau.edu.tr)

KKTC- Doğu Akdeniz Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü (www.emu.edu.tr)

KKTC- Doğu Akdeniz Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Türkçe Öğretmenliği Bölümü

KKTC- Lefke Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü (www.lefke.edu.tr)

LİTVANYA- Litvanya-Türk Dostluk Derneği

LİTVANYA- Vilniaus Üniversitesi, Filoloji Fakültesi, Türkçe Bölümü LÜBNAN- Lübnan Üniversitesi, Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü MACARİSTAN- Budapeşte Üniversitesi, Türkçe Bölümü MACARİSTAN- Peter Pâzmâny Katolik Üniversitesi

MAKEDONYA- Üsküp Yahya Kemal Koleji

MAKEDONYA- Kiril ve Metodi Üniversitesi, Pedagoji Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

MISIR- El-Ezher Üniversitesi, Diller ve Tercüme Fakültesi, Türkoloji Bölümü, Kahire

MISIR- İskenderiye Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arap ve Şark Dilleri Bölümü

MISIR- Kahire Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Doğu Dilleri Bölümü, Türk Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı

MOĞOLİSTAN- Moğolistan Millî Üniversitesi, Moğol Dili ve Kültürü Fakültesi, Türkoloji Bölümü

MOLDOVA- Kişinev Devlet Üniversitesi, Yabancı Diller Fakültesi, Türkçe-İngilizce Mütercim-Tercümanlık Bölümü

MOLDOVA- Kişinev Devlet Üniversitesi, Türk Kültür Merkezi

MOLDOVA- Komrat Devlet Üniversitesi, Millet Kültürü Fakültesi, Türkoloji Bölümü

ÖZBEKİSTAN- Semerkant Devlet Yabancı Diller Enstitüsü

PAKİSTAN- Modern ve Yabancı Diller Yüksek Okulu, Türkçe Bölümü, İslâmâbâd

POLONYA-Uniwersytet Jagiellonski W Krakowie, Instytut Filologii Orientalnej (Krakov Yagellon Üniversitesi, Doğu Dilleri Enstitüsü, Türkçe Bölümü)

http://www.filg.uj.edu.pl/ifo/turkologia.php POLONYA- Varşova Üniversitesi, Doğu Dilleri Enstitüsü, Türkoloji Bölümü ROMANYA- Bükreş Üniversitesi, Dil ve Edebiyat Fakültesi, Türk Dili Bölümü ROMANYA- Bükreş Üniversitesi, Yabancı Diller Bölümü, Türk Dili Kürsüsü ROMANYA- Köstence "Ovidius" Üniversitesi, Edebiyat ve Teoloji Fakültesi, Türk Dili Bölümü ROMANYA- Köstence Halk Üniversitesi

ROMANYA- Köstence Üniversitesi, Romence-Türkçe Bölümü, Köstence

ROMANYA- Milletler Arası Bükreş Lisesi (The International School of Bucharest)

ROMANYA- Ovidius Üniversitesi, Dil ve Edebiyat Fakültesi, Yabancı Diller Bölümü, Köstence

ROMANYA- Romanya Halk Üniversitesi

RUSYA- Başaran Türk Kültür Merkezi, Novorisibirsk

RUSYA- Irkutsk Baykal Türk Kültür Merkezi, Irkutsk

RUSYA- Irkutsk Devlet Üniversitesi, Milletler Arası Ekonomi Fakültesi RUSYA- İşkirt Türk Kültür Merkezi, Omsk

RUSYA- Tataristan/ Kazan Devlet Üniversitesi, Şarkiyat Fakültesi, Türkoloji Bölümü RUSYA- Krasnoyarsk Devlet Üniversitesi RUSYA- Modern Bilimler Enstitüsü

RUSYA- Moskova Devlet Dil Üniversitesi, Türkoloji Bölümü

RUSYA-Moskova Devlet Üniversitesi, Asya ve Afrika Ülkeleri Enstitüsü, Türkoloji Bölümü RUSYA- Rostov Devlet Üniversitesi

RUSYA- Rostov Yabancı Diller Enstitüsü

RUSYA- Saint-Petersburg Üniversitesi, Türkçe Bölümü RUSYA- Şarkiyat Arabik Bilimleri Enstitüsü RUSYA- Türk-Rus Koleji, Moskova

SIRBİSTAN- Priştine Üniversitesi, Filoloji Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Kosova SİNGAPUR- Türk Kültür Merkezi

SURİYE- Halep Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü SURİYE- Halep Üniversitesi, Türkçe Öğretim Merkezi

TAYLAND- Türk Lisesi

TAYVAN- Millî Chengchi Üniversitesi

TAYVAN- Taiwan Üniversitesi, Türkoloji Bölümü TÜRKİYE- Active Languages

TÜRKİYE- Ankara Üniversitesi, TÖMER Türkçe ve Yabancı Dil Araştırma ve Uygulama Merkezi, Ankara

www.tomer. ankara. edu.tr TÜRKİYE- Boğaziçi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, İstanbul TÜRKİYE- Dicle Üniversitesi, Yabancı Diller Uygulama ve Araştırma Merkezi

TÜRKİYE- Ege Üniversitesi, TÖMER, İzmir

TÜRKİYE- Ege Üniversitesi, Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü, İzmir

TÜRKİYE- EKAV TÖMER, TÖMER Dil Öğretim Merkezi

TÜRKİYE- Gazi Üniversitesi, Türkçe Öğrenim Araştırma ve Uygulama Merkezi (TÖMER)

www. tomer. gazi .edu.tr TÜRKİYE- İstanbul Üniversitesi, Yabancı Diller Bölümü TÜRKİYE

TÜRKİYE- Kafkas Üniversitesi, TÖMER (KAÜTÖMER)

TÜRKİYE- Medikasev Yabancı Diller

TÜRKİYE- Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Ankara

TÜRKİYE- Prizma FEM Yabancı Dil ve Türkçe Kursu, Turkish Language Centre TÜRKİYE- Taksim Dilmer

http://www. dilmer.com/ TÜRKİYE- Concept Languages, İstanbul

www.turkishcourses.com, www.conceptlanguages.com TÜRKİYE- Distance Learning Turkish Center, Bilkent Merkez Kampüsü-Ankara

www.turkish-center. com/default. asp

TÜRKMENİSTAN- International Turkmen Turkish University

http://www.ittu.edu.tm/en/turkish.php UKRAYNA- Harson Devlet Üniversitesi, Türk Dili ve Kültürü Merkezi UKRAYNA- Harkov Üniversitesi, Türkoloji Bölümü

UKRAYNA- Kiev Bilgisayar Dil Bilimi Okulu

UKRAYNA- Kiev Devlet Dil Bilimi Üniversitesi, Yakın Doğu Dilleri Bölümü UKRAYNA- Kiev Doğu Dilleri ve Hukuk Üniversitesi

UKRAYNA- Kiev Milletler Arası Dil Bilimi ve Hukuk Üniversitesi, Doğu Dilleri Bölümü UKRAYNA- Kiev Milletler Arası Üniversitesi

UKRAYNA- Kiev Millî Taras Şevçenko Üniversitesi, Türkoloji Bölümü UKRAYNA- Kiev Üniversitesi, Türkoloji Bölümü

UKRAYNA- Odesa Meçnikov Üniversitesi, Türk Dili ve Kültürü Merkezi

UKRAYNA-Kiev Devlet Üniversitesi, Türk Kültür Merkezi

UKRAYNA- Tavriyski Üniversitesi, Türkoloji Bölümü

UKRAYNA- Ukrayna Bilim Akademisi, Doğu Dilleri Üniversitesi

ÜRDÜN- Âl-i Beyt Üniversitesi, İslâm Bilimleri Merkezi, Türkçe Bölümü

ÜRDÜN- Amman Türk Kültür Merkezi

ÜRDÜN- Ürdün Üniversitesi, Yabancı Diller Bölümü

ÜRDÜN- Yarmuk Üniversitesi, Şarkiyat Bölümü

YAKUTİSTAN- Saha-Türk Anadolu Koleji

YUGOSLAVYA-Belgrad Üniversitesi, Filoloji Fakültesi, Doğu Dilleri Kürsüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

YUNANİSTAN- Aristotelion Üniversitesi

YUNANİSTAN- Girit Akdeniz Araştırma Enstitüsü, Türkoloji Bölümü YUNANİSTAN- Girit Üniversitesi

YUNANİSTAN- Güneydoğu Avrupa Ülkeleri İnceleme Enstitüsü, Atina YUNANİSTAN- Turizm Bakanlığı Rehber Okulu, Panorama Kültür Merkezi

Arş. Gör. Salih Kürşad DOLUNAY

Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi

XIV. Ulusal Eğitim Bilimleri Kongresi Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi 28-30 Eylül 2005 DENİZLİ

KAYNAKÇA

Abbas, Zerrin Bedri. (1999). "Makedonya'da Türklerin Eğitimi (1912-1996)", Balkan Ülkelerinde Türkçe Eğitim ve Yayın Hayatı Bilgi Şöleni (20-24 Nisan 1998) Bildiriler, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 283-300. Altun, Kudret. (2001). "Ürdün'de Türkçe Öğretimi ve Buradaki Türk Nüfusu", IV. Uluslararası Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu, Sempozyum Bildirileri, 10-11 Mayıs 2001-İzmir, Ankara: Ankara Üniversitesi TÖMER, 58-61.

Avrupa'da Yaşayan Türk Çocuklarının Ana Dili Sorunları Toplantısı, 24-26 Eylül 1998. (2000). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Beşinci Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu, Sempozyum Bildirileri, 9-10 Mayıs 2002-Side-Çolaklı.

(2002). Ankara: Ankara Üniversitesi TÖMER.

Birinci Ulusal Çocuk Kitapları Sempozyumu (Sorunlar ve Çözüm Yolları), 20-21 Ocak 2000. (2000). Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi ve TÖMER Dil Öğretim Merkezi Yayınları.

Dördüncü Uluslararası Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu, Sempozyum Bildirileri, 10-11 Mayıs 2001-Izmir. (2001). Ankara: Ankara Üniversitesi TÖMER.

Dünyada Türkçe Öğretimi Özel Sayısı. (1988). Dil Dergisi, S. 1, Mart 1988

Emin, Emel. (1999). "Romanya'da Türk Dilinin Yabancı Dil Olarak Öğretimi", Dil Dergisi, Dünyada Türkçe Öğretimi Özel Sayısı, S. 82, Ağustos 1999, 96-102.

Ercilasun, Ahmet B. (1997). "Türk Dilinin Bugünkü Durumu ve Yayılma Alanları", Yükseköğretim Öğrencileri İçin Türk Dili ve Kompozisyon Bilgileri (Hzl.: Zeynep Korkmaz vd.), 4. Baskı, Ankara: Yükseköğretim Kurulu Matbaası, 55-63.

Hayber, Abdülkadir. (1999). "Makedonya'da Türkçe Öğretimi (Üniversite Düzeyinde) ", Balkan Ülkelerinde Türkçe Eğitim ve Yayın Hayatı Bilgi Şöleni, (20-24 Nisan 1998) Bildiriler, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 301-307. Hengirmen, Mehmet. (1993). "Türkiye 'de Türkçeyi Yabancı Dil Olarak Öğreten Kurumlar ve Eğitim Araçları ", Dil Dergisi, S. 11, Haziran 1993, 5-8.

Horata, Osman. (1996). "Romanya'daki Türkoloji Çalışmaları", Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi, S. 2, Güz 1996, 388-398.

Kırchner, Mark. (2004). "Almanya 'da Türkoloji ve Bologna Süreci", V. Uluslararası Türk Dili Kurultayı Bildirileri IL.20-26 Eylül 2004, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 1965-1969.

Kim, Hyo-Joung. (2000). "Yabancı Dil Olarak Kore 'deki Türkçe Öğretimine Bir Bakış ", Dil Dergisi, S. 98, Aralık 2000, 47-51.

Mıkolayoviç, Pidvoyniy Volodımır. (2004). "Ukrayna'daki Türkoloji Gelenekleri", V. Uluslararası Türk Dili Kurultayı Bildirileri II, 20/26 Eylül 2004, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 2461-2464.

Nureddin, Mohammed. (2000). "Lübnan Üniversitesinde Türkçe Öğretimi", Uluslararası Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu, 11-13 Mayıs 2000, İstanbul, Sempozyum Bildirileri, Ankara: Ankara Üniversitesi TÖMER Dil Öğretim Merkezi, 136-138.

Oralalp, Füsun. (1997). "Essen Üniversitesi Bir 'İlk'e İmza Attı", Dil Dergisi, S. 54, Nisan 1997, 85-87. Schipper, Joanna. (1994). "Hollanda Eğitiminde Türk Dilinin Durumu", Dil Dergisi, S. 20, Haziran 1994, 17-21. Senna, Zeynep Saad Zağlul Abu. (2002). "Mısır Üniversitelerinde Türkçe Öğretiminde Karşılaşılan Güçlükler", V. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu, Sempozyum Bildirileri, 9-10 Mayıs 2002-Side-Çolaklı, Ankara: Ankara Üniversitesi TÖMER, 74-76.

Şanlı, Cevdet. (2004). "Kosova 'da Türkçe Eğitim ve Öğretim ", V. Uluslararası Türk Dili Kurultayı Bildirileri II, 20­26 Eylül 2004, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 2733-2757.

Temizyürek, Fahri. (2005). "Son Gelişmeler Işığında Dünyada Türkçe Öğretimi", Çağdaş Türklük Araştırmaları Sempozyumu, 7-11 Haziran 2005, Ankara, 1-7.

Turatbek Kızı, Venera. (2004). "Kırgızistan 'da Türk Dili Öğretimi Hakkında Kırgız Yayınları", V. Uluslararası

Türk Dili Kurultayı Bildirileri II, 20-26 Eylül 2004, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 2973-2978.

Uluslararası Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu. 11-13 Mayıs 2000-Istanbul, Sempozyum Bildirileri.

(2000). Ankara: Ankara Üniversitesi TÖMER Dil Öğretim Merkezi.

Yenisoy Süleymanoğlu, Hayriye. (1999). "Başlangıcından Bu Yana Bulgaristan'da Türkçe Eğitim", Balkan Ülkelerinde Türkçe Eğitim ve Yayın Hayatı Bilgi Şöleni, (20-24 Nisan 1998) Bildiriler, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 109-165.

Zhelyazkova, Zhana. (2002). "Sofya Üniversitesinde Türkçe Öğretiminde Konuşma Becerisini Geliştirme Üstüne" , V. Dünyada Türkçe Öğretimi Sempozyumu, Sempozyum Bildirileri, 9-10 Mayıs 2002-Side-Çolaklı, Ankara: Ankara Üniversitesi TÖMER, 32-36.

Yabancı Dil Olarak Türkçenin Öğretiminde Sözcük Öğretimi Üzerine Bir Değerlendirme

 Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi, son yıllarda büyük bir önem kazanmıştır. Türkçenin yabancılara öğretimi genel olarak temel, orta ve üst olmak üzere üç düzeyde gerçekleşmektedir. Dünyada dil öğretim sistemlerinin, dil becerilerinin ortak bir noktada birleşmesini ve bireylerin öğrendikleri dili iletişim kurmada kullanabilmelerini sağlamak amacıyla geliştirilen Diller için Avrupa Ortak Başvuru Metninde de aynı sınıflama yapılmıştır. Metinde temel dil becerilerinin (okuma, konuşma, yazma, dinleme) her bir düzeydeki kazanımlarına yer verilmiştir. Avrupa genelinde ortak ölçüt sağlamak için A (temel), B (orta) ve C (üst) olmak üzere üç ana yeterlilik düzeyi belirlenmiştir. Yabancılara Türkçe öğretilirken belirtilen düzeylerde bireylerin dil becerilerini geliştirebilmeleri için bu sınıflama takip edilmektedir. Türkçe öğrenen bireylerin bütün dil becerilerini etkin bir şekilde kullanması ve sağlıklı bir şekilde iletişim kurması ancak etkin bir sözcük öğretimiyle mümkün olacaktır. Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde; ders kitaplarından, yardımcı kitaplardan ve diğer teknolojik materyallerden faydalanılmaktadır. Bu çalışmada, Türkçenin yabancılara öğretiminde sözcük öğretiminin rolü, sözcük öğretiminde nasıl bir yöntem kullanılması gerektiği ve ne tür materyallerden faydalanılması gerektiğini belirleyebilmek amaçlanmıştır.

1. Giriş

       Günümüzde insanların birbirleriyle iletişim kurma ihtiyaçları hızla artmaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte iletişim kurulacak alanlar da genişlemektedir. Bunun için toplumu oluşturan bireylerin sağlıklı iletişim kurmalarını sağlayacak gerekli dil becerilerini kazanmış olması gerekmektedir.

Bireylerin sağlıklı bir iletişim süreci içinde olmaları için duygu ve düşüncelerini özgürce ifade edebilmeleri, okuduklarını ve duyduklarını doğru anlayabilmeleri, konuştuklarının ve yazdıklarının açık bir şekilde anlaşılabilir olması gerekmektedir. Ayrıca insanların daha geniş bir iletişim içinde bulunmaları için sadece kendi dillerini bilmeleri yetmemektedir. İnsanların kendi dilleri dışında yabancı dilleri de öğrenmeleri, bu iletişimin daha geniş bir ağa ulaşması için son derece önemlidir. Barın (1992:6), insanların yabancı dil öğrenme sebeplerini iyi bir eğitim almak, dil politikasındaki evrensellik, değişik kültürleri tanımak, göçler, ticaret ve turizm başlıkları altında sınıflandırmıştır. Son yıllarda Türkçeye olan ilginin giderek artmasının bir sonucu olarak Türkçe de Türkiye'de ve dünyada yabancılar tarafından farklı amaçlarla öğrenilmektedir. Dolunay (2005: 267), çalışmasında Türkiye'de ve dünyada Türkçe öğreten merkezleri ve internet sitelerini belirlemiştir. Bu çalışmaya göre 57 ülkede 223 Türkçe öğretim merkezi bulunmaktadır. Bu durum Türkçenin yabancılara öğretiminin yalnız Türkiye'de değil, Türkiye dışında birçok ülkede de büyük bir hızla ilerlediğinin bir göstergesidir.

Bu gelişmelere paralel olarak Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesi, önemle üzerinde durulması gereken bir konu hâline gelirken, Türkiye'deki ve dünyadaki Türkçe öğretim merkezlerinde çalışanların ve Türkçe öğrenenlerin eğitimi için çalışmalar yapmak bir zorunluluk hâline gelmiştir.

Dünyada dil öğretim sistemlerinin, dil becerilerinin ortak bir noktada birleşmesi ve bireylerin öğrendikleri dili iletişim kurmada kullanabilmelerini sağlamak amacıyla; Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni (The Common European Framework of Reference for Languages) geliştirilmiştir. Başvuru metni, yabancı dil öğrenenlerin öğrenme sürecinde gerçekleştireceği ilerlemeyi ve öğrenmenin her aşamasında yaşam boyu öğrenme temeliyle ölçülmesini sağlayan dil yeterlilik düzeylerini de tanımlamaktadır (CEF, 2001: 1).

        Genel olarak yabancı dil öğretiminde dil düzeylerinin temel, orta, yüksek olmak üzere üç ana seviyeden oluştuğunu söylemek mümkündür. Ortak Başvuru Metni'nde de aynı sınıflama yapılmıştır. Belirlenen bu düzeyler, tüm Avrupa dillerinde ortak bir nokta oluşturmak için A, B, C olmak üzere üç ana bölüme ayrılmış; ancak her düzey de kendi içinde alt düzeylere bölünmüştür. Ayrıca her düzeyde bireylerin bütün dil becerilerinde elde etmesi gereken kazanımlar ayrıntılı bir şekilde belirtilmiştir. Avrupa Konseyi bu çalışmayla, bireylerin öğrendikleri dildeki okuma, yazma, konuşma ve dinleme yeterliliklerini, belirlenen bu standartlara göre değerlendirmeyi planlamıştır. Yapılan tanımlamalar sayesinde dil öğrenen bireyler, öğrenim sürecinin neresinde olduklarını, hedeflerine ulaşmak için neleri öğrenmeleri gerektiğini belirleyebilirler. Bununla beraber bu tanımlamalar sayesinde dil öğreticileri de hedeflerine ulaşıp ulaşamadıklarını belirleyebilir ve neleri nasıl öğreteceklerinin planlamasını yapabilirler. Tablo 1'de belirlenen genel dil düzeylerinin tanımlamalarına yer verilmiştir.

Tablo 1: Genel Dil Düzeyleri

İleri Düzey Kullanıcı

C2

Okuduğu ve duyduğu hemen hemen her şeyi kolayca anlayabilir. Farklı yazılı ve sözlü kaynaklardan edindiği bilgileri tutarlı bir biçimde özetleyerek yeniden oluşturabilir. Kendini son derece akıcı ve kesin olarak ifade edebilir ve karmaşık konularla bağlantılı ince ayrıntıları fark edebilir.

 

C1

Uzun ve karmaşık metinleri anlayabilir ve örtük anlamları kavrayabilir. Kendini sözcüklerini çok fazla aramadan doğal ve akıcı bir biçimde ifade edebilir. Sosyal, akademik ve mesleki amaçlar için esnek ve etkili bir dil kullanabilir. Karmaşık konularda iyi yapılandırılmış, anlaşılır, ayrıntılı metinler üretebilir.

Ara Düzey Kullanıcı

B2

Kendi uzmanlık alanındaki teknik tartışmalar dâhil somut ve soyut konulardaki karmaşık metinlerin ana fikrini anlayabilir. Her iki taraf için de zorlanmadan ana dil konuşucusuyla akıcı bir ölçüde ve rahatlıkla iletişim kurar. Geniş bir konuda açık ve detaylı bir metin üretebilir, güncel bir konuya ilişkin görüş bildirebilir ve çeşitli olasılıkların olumlu ve olumsuz yanlarını ortaya koyarak bir konu hakkındaki görüşlerini açıklayabilir.

 

B1

Açık ve standart bir dil kullanıldığında iş, okul, eğlence, vb. gibi bildik şeyler hakkındaki ana konuları anlayabilir. Dilin konuşulduğu ülkede seyahat ederken ortaya çıkabilecek sorunların üstesinden gelebilir. Bildik ya da ilgi alanına giren konularla bağlantılı metin üretebilir. Tecrübelerini, olayları, hayallerini, umutlarını ve hedeflerini anlatabilir, görüşlerinin ve planlarının sebeplerini kısaca açıklayabilir.

Temel Düzey Kullanıcı

A2

Sık kullanılan ifadeleri ve kendini ilgilendiren yakın konularla ilgili (en temel kişisel ve ailevi bilgiler, alış veriş, yakın çevre, iş) cümleleri anlayabilir. Bilinen ve rutin konularda basit ve doğrudan bilgi alış verişi gerektiren iletişim kurabilir.

Kendi geçmişini, yakın çevresini ve acil ihtiyaçlarını basit ifadelerle tanımlayabilir.

 

A1

Bil inen günlük ifadeleri ve somut ihtiyaçları karşılamaya yönelik çok temel kalıpları anlayabilir ve kullanabilir. Kendini veya başkasını tanıtabilir ve kişisel detaylar, yaşadığı yer, sahip olduğu şeyler vb. konular hakkında sorular sorabilir ve cevaplayabilir. Kendisiyle konuşan kişi yavaş, anlaşılır ve kendisine yardımcı olacak biçimde konuşuyorsa basit bir şekilde iletişim kurabilir.

Tablo 1'de görüldüğü gibi genel olarak dil düzeyleri altı basamak hâlinde belirlenmiş ve düzeylere ait tanımlamalara yer verilmiştir. Dil öğrenecek bireylerin hangi aşamada hangi becerilere sahip olması gerektiği açıklanmıştır. Ortak Başvuru Metni'nde bu düzeylerin ülkelere göre belirlenmesinde farklılıklar olabileceği, belirtilen bu sınıflamaya bağlı kalınmaması gerektiği vurgulanmaktadır.


2. Yabancılara Türkçe Öğretiminde Sözcük Öğretiminin Yeri

Sözcük, dilin örgüsünü oluşturması açısından söz varlığının önemli bir ögesidir. Sözcüğün değişik kaynaklarda farklı tanımları yapılmaktadır. Konuya açıklık getirmesi açısından bu tanımlardan bazılarına yer vermekte fayda vardır.

Türkçe Sözlük'te, "Anlamlı ses veya ses birliği, söz, kelime" (tdk.gov.tr) olarak tanımlanan sözcük, Kantemir (1997: 178)'e göre anlam taşıyan ve cümlenin kurulmasında etken rol oynayan ses ya da sesler topluluğudur. Sözcük; anlamı olan ya da tümce kuruluşuna yarayan anlatım aracı (Gencan, 2001: 78), manası veya gramer vazifesi bulunan ve tek başına kullanılan ses veya sesler topluluğu (Ergin, 2002:95), anlamı ya da cümlede bir dilbilgisi görevi bulunan bir ya da birkaç heceli ses işaretidir (Ediskun, 1999:87).

Bir ya da birden çok ses biriminin oluşturduğu, yazıda iki boşluk arasında yer alan, çoğu kez anlamsal bir birim oluşturan, söylemde belli bir biçimsel birlik sunan, çeşitli dizimsel kullanımlarında biçim olarak hiç değişmeyen ya da bir bölümüyle değişim gösteren ses ya da sesler öbeği (Vardar, 1998: 190) olan sözcük ile kavram arasında sıkı bir ilişki vardır. Kavramlar genel bir tanımlamayla çevredeki nesne, olay ya da durumlara ait kişisel gözlem ve deneyimlere dayanan, tasarımların bilişsel bir soyutlamayla dile dönüşen yönüdür ve bir dilin sözvarlığı temel alındığında "bir sözlükte madde başı olarak yer alan sözcükler" biçiminde tanımlanabilmektedir (Aksan, 1998:41). Her kavramın dil dizgesi içinde bir göstereni, ses imgesi bulunmaktadır. Bu ses imgesi, kavramın o dil ile somuta dökülmüş biçimini oluşturmaktadır. Kavram ve göstereni ayrı olarak betimlemek olası değildir. Kavramlar ancak somut bir biçimde sözcükle gösterildiklerinde ayrı ve açık seçik bir birim biçimine dönüşmektedir. İnsanın düşünce boyutunda olan kavramlar ağından seçilen kavramların ses imgeleri, insanın edindiği dilin işleyiş kuralları aracılığıyla söze dökülmektedir (Ergenç, 2002:129). Böylece sözcük, söylendiğinde onu karşılayan kavram akla gelir. Bunların oluşması için de nesnenin beyinde tasavvurunun bulunması ve bunu ifade eden bir sözün olması gerekir (Alperen, 2001: 39).

Bireyin etkin bir şekilde kullandığı veya etkin bir şekilde kullanmasa da bildiği sözcüklerin tümü onun sözcük dağarcığını oluşturur. Sözcük dağarcığı, bireyin öğrenme yaşantısı sonucunda bellekte depolanan birikimi ifade etmektedir (Güleryüz 2002: 13) ve bireyin sahip olduğu kelime sayısı, onun anlama ve anlatma yeteneğini etkiler. Bu nedenle kelime öğretiminin, dil eğitiminde ayrı bir yeri olduğu söylenebilir (Özbay ve Melanlıoğlu, 2008: 49). Sözcük dağarcığının genişliği, kişiye konuşma akıcılığı ve kolaylığı sağlar. Aynı zamanda bireyin diğer dil becerilerinin gelişimini de etkiler. "Dört temel dil becerisi olan okuma, yazma, konuşma ve dinlemenin bireye kazandırılması, bireyin bu becerileri aktif olarak kullanılabilmesi, edinilmiş sözcük dağarcığı ile yakından ilişkilidir" (Karatay, 2004:21). Çünkü sözcük dağarcığının, insanların söylenenleri anlamasında ve duygularını, düşüncelerini anlatmasında önemli bir işlevi vardır. Bunun için sözcük öğretimi, öğrencilerin dört temel beceriyi tam ve eksiksiz olarak kullanabilmeleri açısından büyük önem taşımaktadır.

Bireyin okuduklarını anlaması, gördüklerini anlatması sözcüklerle gerçekleşir. Sözcük dağarcığı geniş olan bireyler, duygu ve düşüncelerini daha kolay ve anlaşılır ifade edecektir. Sözcüklerin tam anlamıyla öğrenilmesi ve kullanılması, ancak sözcüklerin yerli yerinde kullanılmasıyla mümkün olacaktır. Sözcükler, anlamın küçük parçaları olduğundan onları sözlükteki anlamları ile öğrenmek yerine cümle içindeki anlamlarıyla öğretmek daha faydalı olacaktır (Karatay, 2004: 23). Böylece bireyler sözcüğün sadece temel anlamını değil, farklı kullanımlarındaki anlamlarını da kavramış olacaktır. Bu da onların hedef dildeki iletişim sürecine olumlu katkı sağlayacaktır.

Kelimelerin açıklanmasında, sözcüğün bildirdiği varlığın gösterilmesi, resmiyle tanıtılması, hareketinin yapılması, eş veya zıt anlamının verilmesi gibi yöntemler uygulanabilir (Göğüş, 1968: 19). Bir sözcüğü tam olarak bilmek, onu bütün anlamlarıyla tanımak demektir. Bir sözcüğü bilmek demek, yalnızca metindeki anlamını bilmek demek değildir. Sözcüğü bilmenin yolu, onun her yönüyle öğrenilmesinden geçer. Yani sözcüğün gerçek, mecaz, yan, eş ve zıt anlamlarını bilmek gerekir. "İnsan, sözcüğün anlamsal ağ bağlantılarını kurarak somut ve soyut kavramlarla ilişkisini daha kolay sezebilecektir." (Alperen, 1990: 145). Böylelikle bireylerin anlama ve anlamlandırma becerileri de gelişmiş olacaktır.

Sözcük öğretimi de öğretim etkinlikleri içerisinde bir araç olmakla birlikte dil öğretiminde oldukça fazla zaman almaktadır. "Kelime öğretiminde düzey, ilgi ve ihtiyaçlar göz önüne alındığında kelime öğretim yolları çeşitlilik gösterebilir." (Özbay ve Melanlıoğlu, 2008:50). Dil öğretimine ve bunun içerisinde sözcük öğretimine uygun yöntem ve tekniklerin belirlenmesi için sözcük öğretiminde hedefler iyi belirlenmeli ve bu hedefler doğrultusunda eğitim yapılmalıdır. "Temel söz varlığının kitaplarda verilmesi, kullanım derecesine göre kelimelere öncelik tanınması, her şeyden önce, öğretmenin yalnız kitaba bağlı olmaması, öğrencilerin ihtiyaçlarına uygun olarak kelime seçimine dikkat etmesi gerekir"( Barın, 1992: 86). Ancak bu şekilde etkili ve iletişime yönelik bir sözcük öğretimi gerçekleşmiş olur.

Sözcük öğretiminin doğru ve uygun tekniklerle yapılması, bireyin yeni öğrendiği sözcükleri dilin bütün kullanım alanlarında yerinde kullanmasını sağlayacaktır. "Kelime öğretiminin sağlıklı yapılabilmesi, öğrencinin hem anlama hem de anlatma etkinliklerinde oldukça önemli bir yer tutar. Yabancı dil öğretiminde hizmet veren bir öğretmenin en temel görevi; bir konuyu, yapıyı veya kelimeyi en kısa sürede ve en kalıcı biçimde öğrencilerine aktarmasıdır" (Benhür, 2002: 120). Dil öğretiminde önemli bir yer tutan sözcük öğretiminin nasıl olması gerektiği ile ilgili birçok araştırma yapılmıştır. Öğrencilerin yabancı dil bilgisi düzeyleri, ilgileri ve gereksinmeleri farklı olduğundan sınıf içi etkinliklerde sözcük öğretimine yönelik pek çok farklı tekniklere yer verilebilir. Benhür, (2002:120) ve Demirel, (2004: 107-108) bu tekniklerden birkaçını aşağıdaki gibi sıralamaktadır:

Devamını okumak için tıklayınız...

Yabancılara Türkçe Öğretimi Kitaplarındaki Okuma Parçaları ve Diyaloglar Üzerine Bir Değerlendirme

        Bu çalışma, Türkçe öğretim kitaplarındaki birtakım sorun ve eksiklikleri ele almaktadır. Türk Dili, Sibirya'dan Adriyatik kıyılarına kadar uzanan geniş bir bölgede konuşulduğu, önemi ve değeri günden güne arttığı için, bu dili öğretmek maksadıyla çok sayıda kitap yazılmaktadır. Ancak bu kitaplar, arzulanan seviyede değildirler. Amacımız, bu kaynakların değerini düşür­mek değildir; ama Türkçe öğretim kitaplarının daha özenli ve dikkatli yazılması gerektiğine işaret etmektir.. Kitaplardaki metinler, cümleler ve örnekler, dilbilgisi kurallarına uymalı, ger­çek yaşamdan kesitler sunmalıdır. Bu nedenle çabamız, bariz hataların altını çizerek onların kalitesini yükseltmek ve daha iyi birer örnek olmalarını sağlamak olacaktır.

        Bugün yaklaşık 11 milyon kilometrekare alanda, 250 milyon insan tarafın­dan konuşulan Türkçe, dünya dilleri arasında hak ettiği yere henüz gelememiş­tir. Bu durumun ekonomik ve siyasî sebepleri yazımızın konusu dışındadır. Ancak bu 250 milyon Türkçe konuşanın yaklaşık 1/10'u bugün girmeye uğraş­tığımız Avrupa Birliği'nde yaşamaktadır. Avrupa Birliği'nde yaşayan Türkçe konuşanların sayısı 1994 sayımına göre aşağıdaki şekildedir:

AB ülkeleri

Türk kökenli sakinler

Belçika

88,302

Danimarka

34,658

Almanya

1,918,395

Yunanistan

3,066

İspanya

301

Fransa

197,712

İtalya

3,656

Hollanda

202,618

Portekiz

65

Finlandiya

995

İsveç

23,649

İngiltere

41,000

Toplam

2,514,417

 

Tablo 1. On iki Avrupa Birliği ülkesinde Türk kökenli sakinlerin Ocak 1994 yılına ait, ulus kriterine dayanan resmî nüfusu (EuroStat 1997).

Bu sayım 1994 yılına aittir ve bulundukları ülkenin vatandaşlığını almış Türkler bu sayıya dahil edilmemiştir. Verilen rakamların doğum oranları ve vatandaşlık almış olanlarla birlikte bugün 3 milyonu geçmiş olması uzak bir tahmin sayılmamalıdır. Avrupa Birliği nüfusu içerisinde 3 milyon kişi aslında önemli bir güçtür. Diğer yandan, Türkiye, Avrupa Konseyine 1949 yılında ka­tılmıştır. Konsey, 2001 yılını Avrupa Diller Yılı olarak kutlamış ve bu bağlamda çok kültürlü, çok dilli Avrupalı olma bilincini yayarak tüm Avrupa vatandaşla­rının birden çok dil öğrenmesi amacıyla Avrupa Dil Gelişim Dosyası adı altında bir çalışmayı başlatmıştır. 2002 yılından itibaren uygulamaya konulan bu çalış­mayla her Avrupa vatandaşı bir Dil Pasaportu'na sahip olacak, bu pasaportla Avrupa'nın her yerinde yaşayabilme ve çalışabilme olanağına kavuşabilecektir. Bu pasaport, kişinin bildiği Avrupa dillerini, bu dildeki yeterlilik düzeylerini gösteren bir belgedir. Avrupa Birliği içerisinde 3 milyon insanın konuştuğu Türkçe de bu pasaportla eğer doğru uygulamalar ve politikalar yürütülürse daha da önem kazanacaktır.. Tabii Türkçenin yabancılara öğretimi açısından bakıldığında tek kriterimiz Avrupa olmamalıdır. Afrika ve Arap ülkeleri, Rusya ve Çin de Türkçenin öğretimi açısından önemli bir potansiyeli barındırmakta­dır. Bugün bu ülkelerle yürüttüğümüz ticarî ve siyasî ilişkilerimiz sonucunda artan oranda Türkçe öğrenme talebiyle karşı karşıyayız. İngiltere ekonomisinin belkemiğini, dünyada ve kendi ülkelerindeki İngilizce öğretimi ve bu alanın yan kaynakları oluşturmaktadır. Türkçe için hedeflerimizi büyük tutmak ve çalışmalarımızı o yönde istikrarlı bir şekilde yürütmek zorundayız.

Son yıllarda gelişmekte olan önemli alanlardan biri de Türkçenin Yabancılara Öğretimidir. Artık lisans düzeyinde Türkçe Öğretmenliği Bölümlerinde ders olarak okutulan bu alanda, Yüksek Lisans Programları da bulunmaktadır. Bu­gün gelinen noktada Türkçenin yabancılara öğretiminde önceleri çekilen kay­nak sıkıntısı artık yerini kaynak bolluğuna bırakmış durumdadır. Piyasada özel ve resmî kuruluşlar tarafından bu amaçla hazırlanmış pek çok set raflarda yer­lerini almıştır. Renkli ve resimli baskılarıyla batıdaki benzerlerini aratmayan bu setlerin, içerik açısından kalitesi ise tartışılabilir. Bilindiği gibi ders kitapları eği­timin amaçlarını gerçekleştirmek üzere, öğrencinin öğrenme yaşantılarına kay­naklık eden öğretim materyallerinden biri hatta birçok durumda tek öğretim materyalidir. Öğrencilerin istenilen dil becerilerini edinmelerinde ders kitapla­rının kolay ulaşılabilir olması, tüm öğrenciler tarafından yaygın bir şekilde kul­lanılması, tema ve konulara uygun metinlerden oluşması, öğrenci seviyesine uygunluğu, görsel özelliği, öğrenci çalışma kitabıyla uyumu ve ölçme-değerlendirme bölümleriyle önemi daha da artmaktadır. İçerdikleri bilgi ve görsel ögelerle öğrenenlerin ilgisini çekmede ve öğretilecek konulara yöneltme­de, bilgiye bizzat öğrencilerin ulaşmalarına ortam hazırlama ve yönlendirmele-riyle öğretimi bireyselleştirme gibi önemli işlevleri vardır. Demirel bu konuda şu açıklamayı getirir "ders kitaplarında öğrencileri çalışmaya, araştırmaya, dü­şünmeye özendirici araştırma konuları ve hazırlık soruları yer almalıdır (Demi-

rel, 2000: 40).

Çalışmamız Türkiye'de yabancılara Türkçe öğretirken en yaygın olarak kullanılan üç set ve bir kitap üzerinde yaptığımız değerlendirmelere dayan­maktadır. Aşağıdaki bu eserler, metin içinde kısaltmalarla gösterilmiştir.

  1. İki okuma ve bir dilbilgisi kitabı olmak üzere üç kitaptan oluşan Gazi Üniversitesi TÖMER tarafından yayımlanmış olan Yabancılar İçin Türkçe seti.
  2. Ankara Üniversitesi TÖMER tarafından yayınlanmış olan Yeni HİTİT seti ki bu set, bir ders ve birer çalışma kitabından oluşan üç seviye için hazırlanmış altı kitap ve bir öğretmen kılavuz kitabından oluşur.
  3. TİKA (Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı) tarafından yayım­lanan Türkçe Öğreniyoruz ORHUN setidir. Bu set de bir çalışma ve birer ders kitabı olmak üzere üç seviyede altı kitap ve bir öğretmen kılavuz kitabından oluşur.
  4. Yabancılara Türkçe Öğretim Kılavuzu (Temel Seviye), Yrd. Doç.Dr.Mustafa ARSLAN, IBU Publications, Sarajevo, 2010.

Alanında bir boşluğu dolduran önemli bir amaca hizmet eden her çalışma bir emek ürünüdür ve değerlidir. Tespitlerimiz, ne bir çalışmayı övmek ne de yermek anlayışıyla ortaya konmuştur. Bu çalışmadaki temel çıkış noktamız, yukarıda sözü edilen kitapları hazırlayanların gözünden kaçtığını düşündüğü­müz noktaların düzeltilmesi ve hatalardan arınmış daha faydalı yayınlar hâline gelmelerine yardımcı olmaktır. Tespitlerimizi aşağıdaki başlıklarda toplamaya çalıştık:

I-Dilbilgisinde Seyrek Kullanılan ya da Hiç Kullanılmayan Yapılara Ve­rilen Zorlama Örnekler

Yabancılara Türkçe öğretmek amacıyla hazırlanan kitaplarda uyulması ge­reken en temel kurallardan biri basitten karmaşığa, kolaydan zora ilkesini göz önünde bulundurmak ve günlük konuşma dilinin sınırları içerisinde kalabil­mektir. Oysa incelediğimiz çalışmalarda Türkçe dilbilgisinde seyrek kullanılan ya da hiç kullanılmayan yapıların sadece kuralı verebilmek adına zorlama ka­lıplarla örneklendirildiği görülmüştür.

Gazi Üniversitesi TÖMER'in Yabancılar İçin Dilbilgisi Kitabı'nda şart kipi­nin olumlu ve olumsuz soru çekimi örneklerle verilmeye çalışılmış ve bu yapı­nın seyrek kullanıldığı da belirtilmiştir. Oysa verilen örneklerdeki kullanımlar Türkçede yer almaz. Verilen örnekler aşağıdaki gibidir:

Güzelsek mi?

Çalışkansan mı? İnatçıysam mı? Yorgunsanız mı?

Temiz değilse mi? Yağmurlu değilse mi? Sinirli değilsek mi?

Uyumsuz değilsem mi? (GT,YİTD,105)

Yine Türkçe dilbilgisinde istek kipinin rivayeti, yazılı Türkçede hemen he­men hiç kullanılmazken konuşma dilinde ise seyrek kullanılan bir yapıdır. Ya­zılı Türkçede bu yapı yerine şart kipinin rivayeti kullanılır. Bu yapının da zor­lama örneklerini eserlerde bulmak mümkündür.

Yeteri kadar para biriktireymiş o arabayı alabilirmiş.

Keşke doktor olaymışım sana bakardım. (GT;YİTD,143)

Şart kipinin olumsuz soru şekli de az kullanılan yapılardandır. Yazılı Türk-çede bazı şahıslarda çekimi kullanılmaz.

Çok yoruldular biraz oturup dinlenmeseler mi? (Orhun2,82)

Şart kipinin rivayet birleşik çekiminde soru biçimi de benzer bir zorlama yapıya örnek kabul edilebilir.

Pijamalarımızı giyse miymişiz? (YTÖK,189)

Işıkları yaksa mıymışsın, karanlık oldu. (YTÖK,189)

Yine birleşik kiplerde olumsuz soru çekiminde de benzer zorlama örnekler görülmüştür.

Seni aramazsam mı bana küseceksin? (Geniş Zamanın Olumsuz Şart Kipi Soru Çekimi)

Yemeğini yemezsen mi annen kızar? (GT;YİTD,149)

Alıştırmalardan birinde "Bu tepkiye gerek var mıydı?" yapısının olumsuz so­ru şeklinde yapılması istenmiştir. Bu yapının olumsuz soru şekli yoktur. (GT;YİT2, 215)

II-Anlatım Bozukluğu Olan Cümleler

Çalışmamızda incelediğimiz eserlerde en sık rastladığımız hatalardan biri de anlatım bozukluğu taşıyan cümle örnekleridir. Zaman uyumsuzlukları, özne ve nesne eksiklikleri gereksiz veya yanlış yerde sözcük kullanımı gibi anlatım kusurları dikkatimizi çekmektedir.

Hafta sonu evi temizlemeyi istiyor. (GT,YİTD,120) (Kimin evi temizlenecektir? Kendi evi mi? Bir başkasının evi mi?)

Çok kitap okumasından dolayı dili iyi kullanır. (GT,YİT2,26) (Yanlış sözcük kul­lanımı: Okumasından dolayı yerine okuduğu için/okuması sebebiyle olmalı).

Dozundan fazla alınan ilaçlar önü alınmaz bir felakete neden olabi-lir.(GT,YİT2,199) (Yanlış sözcük kullanımı: Neden ol- yerine sebep ol- olmalı ayrıca önü alınmaz felaket yanlış tamlama örneğidir).

Genetik bilimi daha fazla gelişirse ileride değişik gelişmeler olabilir. (GT,YİT2,201) (Tekrar sözcük kullanımı, geliş- fiil kökünden iki sözcük kullanılmıştır.)

Ayşe bir akşam balkonda oturuyor ve gökyüzüne bakmış. (GT,YİT2,44) (Zaman Uyumsuzluğu: Doğrusu oturuyor... bakıyor ya da oturmuş... bakmış olmalı.)

Bu mevsim için uygun kıyafetler giymeden evden çıkmak da hasta olmamıza neden oluyor. Onun dışında beslenmeye dikkat etmemek de vücudumuzun güçsüz olmasına neden oluyor. (Hitit I, 139) (Yanlış sözcük kullanımı, neden ol- yerine sebep ol- ol­malı.)

Marka ürünler her zaman için iyi ve kaliteli midir? (Hitit 2,49) (Tamlama yan­lışlığı: Doğrusu: markalı ürün olmalı.)

Savaş konusunda olası gelişmelere karşı uyanık ve hazır olmalıyız. (Orhun 2,121) (Yanlış sözcük seçimi :Savaş bir gerçekliktir konu değildir. Doğrusu: savaş du­rumunda olabilecek gelişmelere... olmalı )

Yani burada insanı daha iyi gözleme fırsatı oluyor ve bu daha sonraki iş hayatları­na olumlu yansıyor öyle mi? (Orhun 2,123) (Tamlayan eksikliği ve uyumsuzluğu, Doğrusu: insanların bundan sonraki iş hayatlarına. olmalıydı.)

Birçok yerde görülen demir dövme ve ateşten atlama geleneği bu bayramın ne kadar tarihin derinliklerine doğru uzandığının bir belirtisidir. (Orhun 3,131) (Yanlış yerde sözcük kullanımı: Doğrusu: ne kadar tarih. olmaz tarihin derinliklerine ne kadar uzandığı olmalı.)

Alerji için kullanılan ilaçlar uyku getirebiliyor bu yüzden bu ilaçları alırken dikkat gerektiren işleri yapmak sakıncalı hâle geliyor. (Orhun 3,138) (Yanlış sözcük kulla­nımı sakıncalı hale gel- olmaz sadece sakıncalıdır demek yeterlidir.)

Okulda öğrenciler tarafından şiirler okunuyor. (Orhun2,68) (Yanlış yerde söz­cük kullanımı: Doğrusu: Okulda şiirler öğrenciler tarafından okunuyor olmalı.)

Sende kedi var mı?

Evet bende kedi var. (YTÖK, 43) (Hâl ekinin yanlış kullanımı: Doğrusu: Evet benim kedim var olmalıdır.)

Onu tanımıyorsun sanki hep soğuk davranır.(YTÖK,171) (Bağlacın yanlış seçi­mi ve özne eksikliği, sanki bağlacı tahmin bildirir bu cümlede kesin bir yargı sözkonusudur, ayrıca ikinci cümlenin öznesi eksiktir. Tanımayan ve soğuk dav­ranan aynı kişi değildir, ikinci cümlede "o" öznesinin mutlaka kullanılması ge­rekir.

İster gündüz ister gece çalışıp borçlarımı ödeyeceğim. (YTÖK, 176) (İster.. ister bağlacı yanlış bir seçimdir: Doğrusu: hem gündüz hem gece çalışıp.. olmalıdır.)

Paketleri sen taşımalıysan ben oturayım. (YTÖK, 192) (Kip zaman uyumsuzlu­ğu: Gereklilik kipiyle istek kipi bir arada kullanılmaz: Doğrusu: "Taşımalıysan" yerine "taşıyacaksan" veya "taşırsan" olmalıdır.)

-Çocuk neyi kırdı?

-Herhangi bir şeyi kırdı. (YTÖK, 135) (Gereksiz sözcük kullanımı: Doğrusu: "Herhangi" sözcüğü kullanılmamalıdır.)

Ayhan'ın nişanına herkesler gelmişti.(YTÖK, 136) (Çoğul ekinin gereksiz kul­lanımı: Doğrusu: herkes gelmişti olmalıdır.)

-Onu neresinden tanıdın?

-Onu burasından tanıdım. (YTÖK,121) (Cümlede tanımak fiiline verilen ce­vap belirli bir tümleci ifade etmelidir yani onu gözlerin­den/bakışlarından/elbisesinden vb. tanıdım olmalıdır.)

-O, fakülteye neyle gittiler?

-O, fakülteye dolmuşla (dolmuş ile )gitti. (YTÖK,83) (Özne ile yüklemdeki şahsın uyumsuzluğu: Doğrusu: O, fakülteye neyle gitti? olmalıdır.)

III- Eş Görevli Yapıların ve Sözcüklerin Anlam Farklılığından Kaynak­lanan Yanlışlıklar

Türkçede bazı yapı ve sözcükler birbirinin yerine kullanılabilmektedir. Ör­neğin, ama, fakat, lakin bağlaçları veya rağmen/karşın edatları gibi. Ancak bu du­rum bütün örnekler için geçerli olmayabilmektedir. İncelenen eserlerde bu hu­susun, bilgi eksikliğinden gözden kaçtığı örneklere de rastlanmıştır.

Bulunma durumu eki ve vasıta durumu eki bazı örneklerde birbirinin yeri­ne kullanılabilir. Örneğin güzde/güzün, baharda/baharın gibi. Ancak bazı durumlarda bu iki ekten yalnızca biri tercih edilir. Aşağıdaki örneklerde bu özelliğin dikkate alınmadığını, eş görevli yapılar gibi değerlendirildiğini görmekteyiz.

Ne zaman denize gideceğiz?

Yazda (yazın) denize gideceğiz. (Yazda şekli kullanılmaz.) Ne zaman kar yağacak?

Kışta (kışın) kar yağacak. (Kışta şekli kullanılmaz) (YTÖK,81)

Bence, sence, bizce, sizce yapıları bana göre, sana göre, size göre yapılarının eş görevli karşılıklarıdır. Ancak +CE eki o ve onlar zamirleriyle kullanılmaz, çün­kü onca ve onlarca yapıları zamir değil belirsiz sayı sıfatıdır. Tespit edilen örnek­lerde bu durumun dikkate alınmadığı, zamir ve sayı sıfatı ayrımının yapılma­yarak eş yapıymış gibi verildiği görülmüştür.

Bizce (bize göre) sen yanlış yapıyorsun.

Bence (bana göre) bugün yağmur yağabilir.

örneklerinin ardından,

Ona göre bu doğru değil.

Onca insan aç kaldı.

Onlara göre bankayı hırsızlar soymadı.

Onlarca öğrenci yeni kanunu protesto etti. (YTÖK,160)

+CE yapım ekinin birliktelik anlamı sağladığı bilinmektedir. Bu yapı bazen bütün sıfatının karşılığı olarak kullanılır. Örneğin okulca geziye gittiler// bütün okul geziye gitti gibi.

İncelediğimiz kitapların birinde, bu özellik ve örnekler verilerek öğrenci­lerden aşağıdaki örnekleri de benzer şekilde yapmaları istenmiştir. Oysa verilen örneklerin bir kısmında fiilin edilgen veya dönüşlü çatıya dönüştürülmesi ge­rekir. Eğer bu dönüşüm yapılmazsa ifade yanlışlığı meydana gelebilmektedir.

Yapılması istenen örnekler şunlardır:
.................................................................. Bütün toplum yanlış yapıyor.

(Toplumca yanlış yapılıyor) olmalı.
................................................................. Bütün millet bayramı kutluyor.

(Bayram milletçe kutlanıyor) olmalı. (YTÖK,161)

Türkçede doğru ve karşı sözcükleri zaman anlamı verdiklerinde birbirlerinin yerine kullanılabilirler. Örneğin, sabaha doğru/sabaha karşı gibi. Ancak bu yapılar yön/taraf anlamı verdiklerinde birbirlerinin yerine kullanılamazlar. Bu bilginin gözardı edilip bu iki sözcüğün aynı ifadeyi veriyormuşçasına kullanıldığı cüm­le örnekleri de görülmektedir.

Parka doğru (karşı) biraz yürüyelim.

Size doğru (karşı) geliyorum. (YTÖK,168)

İncelenen eserlerde bir yerde .. ister...ister... bağlacı yanlış kullanılmıştır. Verilen örneğin hem...hem.. bağlacıyla olması gerektiğini düşünmekteyiz. Çün­kü ister... ister.. bağlacı iki durum arasında tercih bildirirken kullanılan bir bağ­laçtır, zorunluluk bildirmez. Oysa verilen örnekte geçen borç öde- fiili, anlam olarak zorunlu bir durumu ifade etmektedir.

İster gündüz ister gece çalışıp borçlarımı ödeyeceğim. (YTÖK,176)

IV-Yabancı Sözcük Kullanma Merakı

Amacımız Türkçeyi öğretmekse, yabancı sözcükleri mümkün olduğunca kullanmamalıyız. Dilimize yerleşmiş radyo, televizyon, pantolon, ikram gibi söz­cükler dışında Türkçe sözcüklerin seçilmesi gerekir. Bilgisayar yerine computer kullanılmamalı, faks yerine belgegeçer, printer yerine yazıcı, scanner yerine tara­yıcı tercih edilmelidir. Özellikle, "Kendine iyi baki" gibi İngilizce kalıp sözler Türkçe öğretimi için hazırlanan kitaplarda yer almamalıdır. İncelediğimiz eser­lerde karşılaştığımız hatalardan biri de yabancı sözcük kullanma merakıdır. Tespit edilen örnekler şunlardır:

"Hazır giyim firmaları "Gelecekte ne moda olacak?" sorusuna yanıt bulmak için pek çok ajansın tahminlerinden yola çıkıyor. Bu ajanslarda çalışanlara ise "trend avcıla­rı" deniyor. Trend avcıları toplumun eğilimlerini inceliyor, ve yorumluyor'."(Hitit 2, 48)

Bu sene ise yine örgü krizim tuttu. (Hitit 2, 64)

"Bunca yıldan sonra bile kadınları iyi, yüksek konumlara yakıştırmıyor bazı insan­lar. Ne mi yapıyorum ? Onları tiye alıyorum" (Hitit 2, 61)

Sınıflar bilgisayarlarda on-line'a dönüşürken sınavlar da elektronik ortamda yapı­lacak. (Orhun2, 116)

Günlük rutinin yerini çalışma sistematiği alacağından şirketlerin yönetim modeli de değişecek. (Orhun2, 117)

Onlar meslek içi eğitimi kapsamında trophy yapıyor. Türkiye'de özel şirketler artık personel eğitiminde outdoor, yani doğa sporlarını tercih ediyor.(Orhun2:124)

Daha sonra da bilgisayar oyunundaki gibi hareket ettirdiği joysticklerle ameliyatı gerçekleştirdi. (Orhun2:162)

Orhun Türkçe Öğreniyoruz Seti'nin ikinci kitabında Mimar Sinan ile ilgili bir parça yer almaktadır. Bu parçada geçen Arapça ve Farsça sözcükleri bugün Türk gençleri bile anlayamazken yabancılara Türkçe öğretim setinde hiçbir açıklama yapılmadan verilen bu kelimelerle nasıl Türkçe öğretilecektir? Söz konusu metnin bölümü şu şekildedir: "evet, 84 camii, 52 mescit, 7 darülkurra, 22 türbe, 17 imaret,darüşşifa, 6 su yolu kemeri....vs"(Orhun 2,78) Yine Orhun Türk­çe Öğreniyoruz Seti'nin 3. kitabında kalem şuarası terimi de Kırgızların cazgıç akın kelimesinin karşılığı olarak verilmektedir. Metin şöyledir: "Cazgıç akın de­dikleri akınlar bizim anladığımız kalem şuarasıdır" (Orhun, 3,15)

Orhun Türkçe Öğreniyoruz Seti'nin 1. kitabında yer alan aşağıdaki şiir Türkçeyi yeni öğrenmeye başlayanlar için oldukça ağırdır. Çünkü aşk odu"aşk ateşi", mülk-i fena "yokluk ülkesi", aşk hânı gibi hem tasavvufî hem de anlaşılması zor sözcükleri barındırmaktadır.

Mülk-i fenâdan geçeyim, dost iline uçayım,

Dalayım aşk ummanına, denizlerin boylayayım,

Aşkın od urdu canıma, gelsin âşıklar yanıma,

Dökeyim aşk hânını, âşıkları toplayayım. YUNUS EMRE (Orhun1,73)

V-Yardımcı Fiillerin Yanlış Kullanımı

Yabancılara Türkçe öğretimi için hazırlanan eserlerde bazen batı dilerinden yapılan çevirilerin bazen de öğretimde günlük konuşma dilinin esas çıkış nok­tası olarak kabul edilmesinin yol açtığını düşündüğümüz yardımcı fiillerin yanlış kullanımları da dikkati çekecek ölçüdedir.

Hitit Seti'nde yer alan artı kazanmak fiili Türkçe'ye batı dillerinden yapılan çevirilerle girmiş bir fiildir. Yine bu sette kafayı tak-, gıcık ol- gibi argo sayılabi­lecek kullanımlara da rastlamaktayız.

Dış görünüşünüzle bir artı kazanarak mı yavaş yavaş kendinizi göstererek mi in­sanları etkilemek istiyorsunuz? (Hitit 2,52)

A: of! Hocanın biri kafayı taktı bana...

B:Güzel kızım durup dururken hocan niye kafayı taksın sana? Sen iyi çalışmamış-sındır onun için de kötü not almışsındır?

A: Anne, anlamıyorsun çalışsam da çalışmasam da geçirmez beni! Gıcık oluyor ba­na! Ben de ona gıcık oluyorum tabii (Hitit 2, 63)

Orhun Türkçe Öğreniyoruz Seti'nde ise trophy yap- ; trophyyi tamamla-, outdoor sporları tercih et- gibi örnekleri görmek mümkündür.

Onlar meslek içi eğitimi kapsamında trophy yapıyor. Türkiyede özel şirketler artık personel eğitiminde outdoor yani doğa sporlarını tercih ediyor. (Orhun2,124)

Tüm bunları başarırsanız kaslarınızdaki tatlı sızılar ve zaferin keyfi ile trophyyi tamamlıyorsunuz.(Orhun2, 125)

VI-Olay Sıralamalarında Yapılan Yanlışlar

Konuşma parçalarında dikkatimizi çeken yanlışlardan biri de olay sırala­malarında yapılan yanlışlardır. Örneğin Orhun Türkçe Öğreniyoruz Seti'nde yer alan bir dinleme metninde bunun örneğini görmek mümkündür. İş Disiplini adını taşıyan parçada önce Müdür ve Ferhat Bey'in konuşmalarına şahit oluyo­ruz. Burada Ferhat Bey, müdüre Halûk Bey adında birinin işe geç kalmasını şikayet etmekte ve Halûk Bey'e bir daha işe geç gelmemesini söylediğini de müdüre ifade etmektedir. Oysa parçanın üçüncü bölümünde müdürle konuş­tuktan sonra biz Halûk Bey'le Ferhat Bey'in konuşmalarını okuyoruz. Burada olay sıralamasında hata yapılmıştır. Ayrıca Ferhat Bey'in Halûk'la konuşma­sında geç gelmesiyle ilgili olarak Ferhat Bey, "bu da müdürün dikkatini çekti" cümlesini söylemektedir. Oysa müdürün dikkatini çeken herhangi bir olay ol­mamıştır (Orhun 1:138-139).

Orhun Türkçe Öğreniyoruz Seti'nde şöyle bir diyalog yer alır:

Aygül: Daha önce Türkiye'ye geldin mi?

Asel: Hayır ilk defa geldim.

Aygü:Antalya ve Bodrum'a gittin mi?

Asel:Evet, Bir kez Antalya'ya gittim. (Orhun1:29)

Yukarıdaki diyalogda daha önce Türkiye'ye gitmediğini söyleyen bir kişi­nin bir kez Antalya'ya gittiğini söylemesi olay örgüsü açısından çelişmektedir.

VII- Zaman Uyumsuzlukları

Gelecek zaman ifade eden şimdiki zaman ekli örneklerin bir kısmında ge­lecek zamanın kullanılması daha uygunken yine bir zorlama örneği olarak olay, şimdiki zamanlı diyaloglarla verilmiştir.

Ezgi : Cumartesi ne yapıyorsun seninle buluşmak istiyorum?

Selen: Sabah saat onda dişçiye gidiyorum. Dişçiden çıktıktan sonra da annem ile alışveriş yapıyoruz. (Hitit,1, 30)

Orhun Türkçe Öğreniyoruz Seti'nde aşağıdaki şekilde diyalog örneği bu­lunmaktadır. Burada görülen zaman uyumsuzluğu, aynı zamanda bir anlatım bozukluğu örneğidir. Düşünmüşüz yapısı yerine düşünmüştük yapısını kullan­mak daha doğru olacaktır.

Gelin: Anneciğim, dün akşam "Bize gelirsiniz."diye düşündük. Evlilik yıl dönü­mümüzdü biliyorsun.

Annesi Babanla ben de önce "Haydi gidip birlikte kutlayalım."diye düşünmüşüz. İkimiz de aynı şeyleri söyledik. Ama sonra, "çocuklar baş başa kalsın. Biz daha sonra tebrik ederiz."diye karar verdik ve size gelmekten vazgeçtik. (Orhun1,119)

VIII- Bilgi Yanlışlıkları

Evimizin Salonu adlı parçada bir evin salonu tarif edilmektedir. "Resimdeki evimizin salonudur "denildikten sonra "koltuktaki yaşlı kadın ninemdir. Torununa kazak örüyor" diye devam eden okuma metnine ait resimde ne nine ne de koltuk görülmektedir. (GT,YİT1, 67)

Atasözü ve deyimlerin öğretilmesi amacıyla verilen örneklerdeki yanlışları da bu deyim ve atasözlerinin anlamını tam kavrayamamaktan kaynaklanan bilgi yanlışları olarak değerlendirmek mümkündür.

Gündüz okuyor gece çalışıyor yani bir taşla iki kuş vuruyor. (İki işi birden yap­mak) (YTÖK, 208)

Bu deyim için verilen cümle örneği yanlıştır, bir taşla iki kuş vurmak "bir şey yaparak birden fazla sayıda çıkar sağlamak" anlamına gelir. Burada bir koltukta iki karpuz taşıyor deyimi daha uygun bir örnek olurdu.

Fil tarihinde bir kahraman yaşarmış. (çok eski zaman)(YTÖK, 209)

Bu deyimin doğrusu fi tarihinde olmalı.

+CE ekinin öğretiminde bu ekin "millet adlarının sonuna eklenerek dil isimleri türettiği"(YTÖK, 159) belirtilmiş, örnekler verilerek okuyuculardan boşlukları tamamlamaları istenmiştir. Örneğin, Almanlar, Almanca konuşurlar gibi. Örneklerde ciddi bilgi yanlışları görülmektedir. Bu örnekten yola çıkan yabancı öğrenci, alıştırmadaki boşlukları İranca, Pakistanca, Brezilyaca gibi tü­retmelerle dolduracaktır. Oysa, İranlılar Farsça, Pakistanlılar Urduca, Brezilyalı­lar Portekizce konuşmaktadırlar.

İranlılar................... konuşurlar.

Pakistanlılar.         konuşurlar. (YTÖK, 159)

-me/ma İsim Fiili (YTÖK,164) şeklinde bir başlıkla verilen isim fiil eki için alınan örnekler arasında -madan zarf fiil ekinin bulunması bilgi yanlışlıklarının ulaştığı boyutu göstermesi açısından oldukça düşündürücüdür.

Ödevlerinizi yapmadan derse gelmeyiniz. (YTÖK,164)

IX- Okuma Parçalarıyla İlgili Yanlış Sorular

Yine Gazi Üniversitesi TÖMER'in İş Hayatı adını taşıyan okuma parçasında Zeynep kaç yaşındadır? sorusu alıştırma bölümünde sorulmuştur. Ancak metin­de, Zeynep'in yaşıyla ilgili bir bilgi yer almamaktadır. (GT, YİT I, 39)

SONUÇ

Yabancılara Türkçe öğretmek amacıyla hazırlanan eserlerde görülen yuka­rıda değinmeye çalıştığımız yanlışlar bize, bu setlerin hazırlanmasında titiz davranılmadığını, böylesine önemli bir görevi üstlenen eserlerin hazırlanma­sında gereken özen gösterilmelidir. Bu vesileyle, Türkçenin adına ve büyüklü­ğüne yakışır, bilimsel nitelikleri haiz setlerle öğretilmesi gerektiğine olan inan­cımızı bir kez daha dile getirmek isteriz. ©

Funda TOPRAK

Doç. Dr., Selçuk Ünivesitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi.

KISALTMALAR VE KAYNAKLAR

EuroStat (1997), Migration Statistics 1996. Statistical Document #A, Luxembourg.

Türkçe Öğreniyoruz Orhun Seti 1,2,3 TİKA Yayınları 2. Baskı Ankara 2004. (Orhun)

Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe 1,2,3, Ankara Üniversitesi TÖMER Yayınları, Anka­ra. (Hitit)

Yabancılar İçin Türkçe Seti 1,2,Dilbilgisi, Gazi Üniversitesi TÖMER Yayınları Ankara

2002. (GT,YİT)

Mustafa ARSLAN (2010), Yabancılar İçin Türkçe Öğretimi Kılavuzu (Temel Seviye), IBU Publications, Sarajevo.

    

 Sosyal ağdan bizi takip ederek yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Telif hakları için tıklayınız...                                                        
Copyright © 2010 Türkçede.org                                                 Türkçenin öğretiminde katkısı olması dileğiyle...