Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Kültürlerarası Yaklaşım Ve Seçilecek Metinlerde Bulunması Gereken Özellikler
Metinler aracılığıyla Türkçe öğretimi, metinlerin çözümlenmesi ve yorumlanması esas alınarak gerçekleştirilen bir dil öğretimidir. Bu yönüyle de Türkçe öğretiminde metinler, amaca götüren ana araç-gereçlerdir. Kullanacağımız ana aracımızın bizi amacımıza götürecek nitelikte olması gerekir. Çalışmada betimsel yöntem ile deneysel yöntem kullanılmıştır.
Bu çalışmada yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kültürlerarası yaklaşımdan hareketle kullanacağımız metinlerde kültürel öğelerin bulunmasının gerekliliği üzerinde durulmuş ve ders kitaplarında yer alacak metinlerde yer alması gereken kültürel öğeler belirlenmiştir. Ayrıca Orhun, Hitit ve Gökkuşağı dil öğretim setleri kültür aktarımı açısından incelenmiştir. Değerlendirmede kitaplar arasında kültürel unsurlarımızdan hangilerinin öncelikli olarak verilmesi ve ne kadar verilmesi gerektiği konusunda bir ölçütün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Türk cumhuriyetleri ve akraba topluluklar için hazırlanması sebebiyle ortak değerleri vurgulamak adına gelenekler konusuna Yeni Hitit Dil Öğretim Setine göre daha fazla yer veren Orhun Dil Öğretim Setinde etkinliklerin çok sınırlı tutulduğu, özgün etkinliklere yer verilmediği ve ortak değerlerimizden ziyade bize özgü değerlere yer verildiği tespit edilmiştir. Hitit ve Gökkuşağı dil öğretim setinin Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi açısından gereken nitelikleri taşıdığı görülmüştür.
Yabancı dil olarak Türkçe öğretmenin önemi ve gerekliliği son otuz yıl içinde büyük ivme kazanmıştır. Devlet politikalarının da yönlendirici etkisiyle birçok kurum ve üniversite çeşitli çalışmalar başlatmıştır. Bu kurum ve kuruluşlar, sürekli gelişen dil öğretim stratejileri, yöntemleri ışığında yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanında belli bir mesafe almışlardır. Ancak materyal hazırlama alanındaki çalışmalarda daha çokİngilizce, Fransızca, Almanca gibi dillerin öğretim yöntemleri benimsenmiş;Türk dilinin yapı ve özelliklerine uygun yöntemlerin neler olabileceğine ilişkin çalışmalar yetersiz kalmıştır.
Yabancı dil öğretiminden söz edildiğinde ilk akla gelenşey, kuşkusuz bir toplumun maddi ve manevi varlığı ile yazılı ve sözlü değerlerini oluşturan kültür olgusudur. Bu nedenle yabancı dil olarak Türkçe öğretirken kullanılan metinlerin kültür aktarımı açısından yeterliliği ve metinleri oluştururken dikkat edilmesi gereken noktalar üzerine araştırmalar yapılması elzemdir. Hazırlanacak materyallerde nelerin, nasıl ve niçin kullanılması gerektiğini plânlamak, sınıflandırmak bir uzmanlık sorunudur. Bu bağlamda araştırmamız öncelikle yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan ve örneklem olarak seçilen kitaplarda kültürel unsurların varlığını tespit etmeyi, daha sonra bu alanda uzmanlarca hazırlanacak kitaplarda ve dolaylı olarak diğer materyallerde bir anlamda Türkçenin ve Türk kültürünün zenginliğini gösteren kültürel unsurların uygun ve doğru kullanılmasına yönelik birtakım bulgular ve yorumları içermektedir.
Araştırmamızın temel problemi yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kültürel unsurların ne derece kullanıldığının tespiti ve niçin, nasıl kullanılabileceğidir. Bu çalışmada betimsel yöntem ile deneysel yöntem bir arada kullanılmıştır.
Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılan en yaygın yayınlardan Ankara Üniversitesi TÖMER tarafından hazırlanan "Yeni HİTİT Yabancılarİçin Türkçe" (2008) öğretim seti, TİKA'nın hazırlatmışolduğu "Orhun Yabancılarİçin Türkçe" (2004) öğretim seti ve Dilset'in hazırlatmışolduğu Gökkuşağı (2005) öğretim seti örneklem olarak seçilmiştir. Sözü edilen yayınların sadece ders kitapları incelenmiştir. Her kitap kendi düzenlenişbiçimine göre irdelenmiş;kitaptaki tüm metinler, metinlerle ilgili alıştırma ve etkinlikler, metinden bağımsız alıştırma ve etkinliklerde kullanılan kültürel unsurların yer aldığı metinler tespit edilmiştir. Çalışmamız istatistiksel bir çalışma değildir. Bu nedenle yorumlar tespitler doğrultusunda yapılmıştır. Metinlerde geçen kültürel unsurlarla ilgili özel anlamda bir alıştırma etkinlik varsa bunlar ayrıca değerlendirilmiştir.
Dil-Kültürİlişkisi
Dünya üzerinde yüzlerce dilin tarih sahnesine girip daha sonra kaybolduğunu görmekteyiz. Bunun temel nedeni o toplumların kültürel anlamda yok olmalarıdır. Dil tanımlarına ve özelliklerine baktığımızda dilin bir anlaşma ve iletişim aracı ve kültür aktarıcısı olduğu noktasında birleşildiği görülecektir. Dil öğretiminin temelinde, insanlar arasında doğru iletişimi sağlayarak ait olduğu toplumun kültürünü gelecek nesillere ve diğer toplumlara aktarmak yatmaktadır. Kültür ise; toplumsal, kuşaktan kuşağa aktarılan, kapsayıcı, değişime açık, hem maddi hem manevi ve düzenleyici bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Kültürü oluşturan öğelerin başında dil, din, sanat dalları, tarih, coğrafya, gelenek- görenekler, yemekler, mimari, ahlâki kurallar, hukuk vb gelmektedir.
Dil kültür ilişkisi sorgulandığında, kültürün en önemli koruyucusu ve aktarıcısının dil olduğu gerçeğiyle karşılaşırız. Dil kültürü koruma ve aktarma görevinin yanında kültürü geliştirme ve değiştirme görevini de üstlenmiştir. Ziya Gökalp bu durumu; "Milli kültürün ilk örneğini dilin kelimelerinde, medeniyetin ilk örneğini de yeni sözler biçiminde icat edilen terimlerinde görüyoruz." (2003: 27)şeklinde ifade etmektedir. Gökalp'ın bu görüşünü destekleyen Mehmet Kaplan (2002: 139); dili, bir toplumun duygu ve düşüncelerinin kabı olarak nitelendirir ve bunun bu kap ile nesilden nesile aktarıldığını vurgular. Dilin toplumuşekillendiren bir kap olmasının yanı sıra toplumu bir arada tutan bir yapıya sahip olduğu da görülecektir. Nermi Uygur (1996: 19); "Dil, kültür yapısını bir arada tutan çimentodur; ya da tek yanlı izlenimleri gidermek amacıyla başka benzetmelere başvurduğumuzda, dil: kültür alanının her yanını aydınlatan güneştir; dil: kültür kilimini dokuyan ipliktir; dil: tüm kültür anıtlarının yansıdığı akarsudur."şeklinde tanımlarken dilin, insana ait her türlü ürünün taşıyıcısı olduğunu ve kültürün yeniden öğrenilip aktarılmasında ona ihtiyaç duyulduğunu vurgulamaktadır.
Dilin kültür ile ilişkisini yanında düşünce ile de ayrılmaz bir ilişkisi mevcuttur. Doğan Aksan (2000: 67)'a göre kimi zaman dildeki bir sözcük bile bir ulusun inançları, gelenekleri, bireylerin kendi aralarındaki davranış ve ilişkileri, maddî ve manevî kültürü üzerinde fikir verebilir. Kültür bir yaşam tarzıdır ve aynen dile yansır. Bir dilin belli bir dönemde yazılmış metnini incelediğimizde o dönemde toplumu etkileyen olayları, toplumun yaşayış şeklini öğrenebiliriz. Uygur (2001: 7) bu durumu; "Toplum, din, edebiyat, tarih, bilim, eğitim gibi kültürün her yöresi en iç öğelerine dek zorunlulukla dilin damgasını taşır." diyerek açıklar.
Bir milletin özelliklerini en iyi açıklayan dildir, hatta toplumun özelikleri dil ile birleşir ve kültürün tam bir yansıtıcısı olur. Biri olmadan diğerinin varlığı da düşünülemez. Kültürü aktarmayı sağlayan dildir, kültür ise ortak değerler vasıtasıyla dilin anlatılmasına olanak tanır. Kültür tarihi bir süreçte gelişir ve bunu diğer nesillere aktarabilmenin tek yolu dildir, bundan dolayı dil sayesinde kültürün yapısı bozulmaz ve canlılığı korunur. Bedia Akarsu (1998: 83), "Diller ve öğeler bir çağdan ötekine geçe geçe geldiğinden, geçmişin etkileri kültürün en derinine kadar işler." diyerek bu durumu açıklar.
Yabancı Dil Öğretiminde Temelİlkeler
Dil öğretiminde öncelikli olarak dört temel beceri; dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerilerinin bütünsel olarak öğretilmesi amaçlanmaktadır. Bunları geçekleştirebilmek için eğitimin olmazsa olmaz şartı, iyi bir planlama yapmak gerekliliğidir. Planlama yaparken derse yöntem, metot ve metin açısından çeşitlilik getirmeye çalışılmalıdır. Yapılan planlama sonucunda dil öğretiminde öğretilecek konular belli bir sıraya konularak basitten karmaşığa, somut kavramlardan soyut kavramlara doğru olmalı ve görsel- işitsel araçlar kullanılmalıdır. Yabancı dil öğretiminin hedefleri arasında dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise yabancı dil derslerinin esasını öğrenilen dili daha çok duyma ve kullanmaları gerekliliğidir. Bu gereklilikten dolayı yabancı dil derslerinde ana dili kullanmaktan mümkün olduğu kadar kaçınarak öğrencilerin öğrenilen dilde daha fazla konuşmalarına imkân sağlanmalıdır. Dil öğretiminde karışıklığa sebebiyet vermemek için sınıf içi uygulamalarda bir derste tek bir yapıyı sunmaya gayret gösterilmelidir.