Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Özgün Metinlerle Çalışma Yolları
G İ R İ Ş
Sanayi devriminden sonra büyük bir değişim geçiren dünyamız küçülmüş ve insan ilişkilerinin yoğunluğu baş döndürücü bir artış göstermiştir. Yaşamakta olduğumuz fakat neresinde bulunduğumuzu henüz kestiremediğimiz bilgi çağında ise bilginin aktarımı (satılması veya öğretilmesi), bilginin üretilmesinin yanında özel bir görünüme bürünmüştür. Böylece yabancı dile olan gereksinim artmıştır.
Ülkelerin gelişme süreçleri endüstri sektöründen bilgi sektörüne yaklaştıkça, bilgi hizmetleri de gelşniş ve işgücü sınıfları fiziksellikten sıyrılarak beyin gücüne başka bir deyişle uzmanlaşmaya yönelik biçimde oluşmaya başlamıştır. Böyle nitelikleri olan bireylerin meydana getirdiği multikültürel toplumlarda kültür çatışmaları yerini hoşgörüye bırakmış: Bu kültürel hoşgörü de fertlerin kendi ana dillerinin yanında bir veya birkaç yabancı dili öğrenmesine yol açmıştır. Önceleri dil konusunda en zengin dil, en çok konuşulan dil, diplomatik dil vb. gibi alanlarda yapılan çalışmalar ya da savaşlar, yerini psikoloji ve dilbilimin gelişmesiyle yabancı dil öğretim yöntemlerine bırakmıştır.
İngilizce, Almanca, Fransızca gibi diller yabancı dil olarak uzun süreden beri öğretilegelmiş ve bu öğretimle ilgili çeşitli yöntemler geliştirilmiş ve geliştirilmektedir. Dünyanın dört bir yanında anadili olarak yaklaşık 250 milyon kişinin konuştuğu Türkçe de günümüzde çağdaş yöntemlerle yabancı dil olarak öğretilmeye çalışılmaktadır.
Anadilimizde düşünürken ve konuşurken neden, ne zaman, nasıl olduğunu farketmediğimiz bir çok kural ve kalıp, yabancı dil oîarak Türkçe öğretirken didik didik edildiğinden dolayı Türk Dil Devrimi'.nin yeni boyutunu oluşturan Türkçe'nin yabancı dil olarak öğretimi,.ülkemizin dışa açıldığı, dünya ile bütünleşmeye ve Avrupa Birliği'ne girmeye çalıştığı son yıllarda, yeni bir önem ve ivme kazanmıştır.
Dilimizi öğretmeye çalışırken çağdaş yöntemsel yaklaşımlardan ivedi olarak yararlanmanın, onların ışığı altında Türkçe'nin yabancı dil olarak öğretimini sürdürmenin yararlı ve gerekli olduğu inancındayım.
Bir kaç dil öğretim yöntemi dışında tüm yöntemlerin üzerinde durduğu, temel dil becerilerinden okuma—anlama dili öğrenmeye büyük bir katkı sağlar kuşkusuz. Okuma-anlama'ya önem vermeyen bir yöntemin başarılı olamayacağı açıktır. Ben de bundan yola çıkarak bu tezde, yabancı dil olarak Türkçe öğretimde temel taşı olarak gördüğüm okuma anlama ve uygulamasına değinmek istedim. Bu süreçte de hem dilsel hem kültürel boyutlar yakalamaya çalıştım.
Çalışmamın birinci kısmında metindilbilim, metin türleri, metin seçimi, dil öğretiminde amaç, okuma biçemleri, dil düzlemleri, metinlerin zorluk dereceleri, alıştırma tipleri vb. konuları irdelemeye çalıştım. Burada amacım uygulama bölümündeki alıştırma tiplerine bir dayanak oluşturmaktı.
METİNDİLBİLİM
"Metindilbilimin temeli, dilin incelenmesinde, iletişimde bulunan insanların karşılıklı ilişkilerine ve ürettikleri var'sayılan metin (Text)'-lere dayanır" (Aksan D.,1993,S.257). Dil eğitiminde metin çalışmalarında metindilbilim yararlr olur. 3u nedenle tümce ötesi dil ilişkilerini açıklamaya çalışan metindilbilimin yabancı dil eğitiminde metinlerle çalışırken bize yardımcı olacağı bir gerçektir.
"Daha önce tümce düzeyinde ele alman sözlü ve yazılı metin üretimi metindilbilimin getirdiği yeni açıklamalarla daha bilinçli bir uygulamaya ve verimli bir öğretime dönüşebilecektir" (Demircan Ö.,1990,S.100). Metindilbilimin "inceleme konusu artık metin içindeki tek tek tümceler değil, metnin tümü, metni oluşturan öğeler arasındaki bağlar, metnin bir bütün olarak yapısı ve işlevi. Tümce-ötesi bir anlayışla inceleme konusuna eğilen metindilbilim, bir şiir, bir öykü, bir dilekçe, bir gazete makalesi ya da herhangi bir bilimsel yazı olsun, her türlü dilsel olguyu metin yapan ölçüt ve kuralları saptar. Böylece çeşitli metin türleri arasındaki değişik yapı ve işlev özelliklerini ortaya çıkarır. Metinlerle gönderme yaptıkları gerçekler/olgular arasındaki ilişkileri araştırır, metinlerin anlamsal yapılarını belirlemeye çalışır" (Oraliş M.-Ozil Ş.,1992, s.37 ).
Bir metinde yüzey ve derin yapılar bulunur. "Adıllar metnin yüzey yapısında söz birimlerini birbirine eklemleyen öğelerdir. Ama bu eklemleniş sonucu ortaya çıkan metin birliği ancak biçimsel bir birlik olur" (Göktürk A.,1979,S.21). Bu bağlamda metin birbiri ardına sıralanmış sonlu bir tümceler kümesinden başka bir şey değildir.
"Metin içinde ardarda dizilmiş tümceler birbirinden bağımsız değildir. Çünkü metinde yer alan çeşitli öğeler metnin kurgusunu, tümceler arası bağları oluşturarak metnin anlaşılmasını sağlar" (Şenöz C, 1939,s.258).
Metni anlamak için gerekli yapılar derin yapılardır. Tümcelerin anlamları "okuma sürecinde oluşturulup bellekte tutulurlar" (Demir-can Ö.,1990,S.97). Tümceleri anlamlama "metnin tek tek dilbilgisel öğelerinin gerek sözsel gerekse dilsel çerçevesinden, bir de her sözcenin nesnel ya da kullanım durumuyla ilgili ilişkilerden oluşur en başta" (Göktürk A., 1979.S.27)- Bu ilişkiler de metnin tutarlılığını oluşturur. Tutarlılık, "bir metni oluştururken sözceler arasındaki anlam ve mantık bağlantısı" (Aksan D., 1993,S.259) olarak açıklanabilir.
Ayşe hastaneye gidiyor. Annesi hasta. gibi iki sözce arasındaki mantıksal bağ bir tutarlılıktır; burada nedeni açıklayan, yeni bilgi veren bir tutarlılık söz konusudur. Metindeki sözceler arasında birtakım dilbilgisel öğelerle bağlantı kurulması bütünlüğü sağlar. Bu bütünlük "1) yapısal, 2) tümceler-ara-sı, 3) metin oluşturucu anlamlama ilişkileriyle sağlanır" (Demircan Ö., 1990,S.97). Bağdaşıklık (cohésion) olarak adlandırılan bağlantı türünün içerdiği birleşimler şunlardır:
Gö(référence)
Yerine geç(substitution)
Düşüm (ellepsis)
Bağlama (conjunction)
Sözcüksel iliş(lexsical cohésion)
Ahmet dün sabah kahvede çay içti.
Ahmet dün sabah kahvede Ozan'ı gördü.
Ahmet dün sabah kahvede arkadaşıyla biraz konuştu.
Ahmet dün sabah kahvede arkadaşıyla vedalaştı.
Ahmet dün sabah kahveden eve döndü.
Yukarıda birbiri ardına sıralanan tümceler bir metin bütünlüğünden uzaktır. "Metin oluşturulurken öğeler arasında sağlanan yorumsal bağımlılık, tümcelere yansıyan, ancak tümce üstü olan ilişkilerle kurulur" (Demircan Ö.,1990,S.97). Buna göre yukarıdaki tümcelerde bu ilişkilerin kurulmasıyla bir bütünlük oluşur ve bir metin ortaya çıkar.