Türkçenin bir dünya dili olması, millî kültür şuuruna sahip her Türk insanının özlemi ve beklentisidir. Ancak bu beklentinin, sadece dilek ve temennilerde bulunmakla ya da birtakım resmî kurumlar kurarak bütün sorumluluğu da onlara yüklemekle gerçekleşmesi mümkün değildir. Üniversitelerin, araştırma merkezlerinin çoğu hayatla ilgisi bulunmayan tez veya projeleri de Türkçe rüyasının gerçekleşmesine herhangi bir imkân sağlamamaktadır. Esasen Orta Asyada bağımsızlığını kazanan Türk devletlerinin varlığı, neredeyse birkaç asırdır ele geçmeyen bir fırsatı mümkün hâle getirmiştir. Büyük bir kültürel mirasa sahip olan Türkiye, geniş Asya coğrafyasında olduğu gibi, Balkanlarda, Kafkaslarda ve hatta Avrupada önemli bir kültürel altyapıya sahiptir. Son on yılda tarihî şartların Türkiyeye sunduğu rol, özellikle Türkçenin inkişafı bakımından önemlidir.
Yabancı Dil Olarak Türkçenin Öğretiminde Kısa Filmlerin Yeri
Yabancı dil öğretiminde görme ve işitmeye dayalı materyallerin önemi yadsınamaz. Türkçenin yabancılara öğretiminde de kısa filmler yoluyla doğal dil kullanımının sınıf ortamına yansıtılması, Türkçenin doğru, etkili ve iletişime dönük olarak öğretilmesi açısından önem taşımaktadır. Eğitimde uzun süre çok ortamlı öğretimin temelini öğretmen ve ders kitabı oluşturmuştur. Bugün ise çağdaş teknoloji imkânlarından eğitimde yararlanılması sebebiyle öğretmen-ders kitabı ikilisinin yanı sıra değişik kaynaklar sınıf içindeki çok ortamlı öğretimin sağlanmasına yardımcı olmaktadır. Bu kaynaklar genelde göze ve kulağa hitap eden araçlar olmaktadır. Sınıf içinde ne kadar çok bu araçlara yer verilirse öğrencilerin güdülenme düzeylerinin de o kadar arttığı belirtilmektedir. (DEMİREL, 2007:59). Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde de bu araçlardan etkin bir biçimde yararlanmak gerekmektedir.Yabancılara Türkçenin Öğretiminde Nasrettin Hoca Fıkralarının Yeri
Yabancılara Türkçe öğretimi, Türk kültürünün öğretilmesi amacını taşımaktadır. Çünkü, dil kültür aktarıcısıdır. Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesinin ana dil olarak öğretilmesinden farklı ve zor yönü; Türkçeyi öğrenen yabancıların Türk kültürüne olan uzaklığıdır. Yabancı dil öğrenen kişi o dile ait kültürün içine girmektedir. “Kültür, onun çevresinde yaşayan insanları, hem diğer insanlarla münasebetlerinde hem de tabiat karşısında uyumlu hâle getirmeye çalışan, değerler, normlar ve sosyal kontrol unsurlarının bütünüdür.” (Tural 1990 : 52). Kişi, kültür ögelerini ne kadar iyi algılarsa yabancı dili de o oranda iyi öğrenebilmektedir. Dolayısıyla kültür ögelerinin, yeri geldikçe, bir yabancının öğrenebileceği ölçüde ve doğru biçimde verilmesi önem taşımaktadır.Nasrettin hoca fıkralarının Türkçe ve yabancı dil öğretiminde kullanılmasının temel yararları şunlardır:
Yabancılara Türkçenin Öğretiminde Motivasyonun Önemi
Gelişim ve öğrenme psikolojisinin de temel kavramlarından biri olan motivasyon, bireyin öğrenmeye istekli hâle gelmesidir, diye tanımlanabilir. Motivasyon, insanı harekete geçirmek olarak da tanımlanabilir. Biz bunu “istekli olarak harekete geçmek” diye tanımlıyoruz.
Eğitimde bireyi istekli hâle getirmek diye adlandıracağımız motivasyonun yabancılara Türkçe öğretimdeki önemi yadsınamaz. Yabancılara Türkçe öğretiminde motivasyon için dersi eğlenceli hâle getirmek şarttır. Aksi takdirde ders angaryaya dönüşür ve öğrencilerin motivasyonu kaybolur. Yabancı birinin sizin dilinizi hangi sebeple öğrenmek istediği kadar sizin ona yaklaşımınız, dersi çekici ve ilginç hâle getirmeniz de öğrencinin dersten soğumaması açısından önem taşımaktadır. Çünkü, yabancı dil öğrenenler, dil öğrenmeye başladıklarında hedef dile karşı önlerinde setler oluşturmaya başlarlar. Bu psikolojiyi yok etmek için öğrenciler iyi motive edilmelidir.
Türkçe Öğretiminin Tarihçesi
İlk ve Ortaçağ boyunca Türkçenin okullarda öğretilip öğretilmediği konusunda açık ve kesin bilgimiz yoktur. Uygurlar ve İslamlık dönemlerinde bir çok çeviri çalışmalarına tanık oluyorsak da, aile ve çevre dışında bir dil öğretimi yapıldığı noktasında bizi aydınlatıcı haberlere bu çalışmalarda rastlamıyoruz.
Yabancı Ülkelerde Türkçe Öğretiminin Bazı Sorunları
Mütevazı bildirime öz hatıralarıma bir bakış atmakla başlamama izin veriniz.
Türkoloji çalışmalarıma ve böylece Türkçe öğrenmeye 1950 yılında Budapeşte Üniversitesi’nde başlamıştım. O yıldan bu yana geçmiş olan 51 yıl boyunca Türkoloji ve Türkçe öğretiminin şartları herkesin bildiği gibi tamamen değişmiş bulunuyor. Bu farklar nedir ve nereden kaynaklanıyor? Ben en önemli noktalarını işte şöyle toparlayabilirim.
Dil Öğretiminde Yöntem Sorunu
Ancak İngilizce ve Türkçe dil öğretimi kitaplarının tarih içinde gelişimine göz attığımızda aynı durumun İkinci Dünya Savaşı’ndan bir yüzyıl önce de geçerli olduğunu görüyoruz. 1857 yılında İstanbul'da basılmış olan İptidai Mükâleme Mükâleme'nin giriş bölümünde yazarı John Perrin'in kendisi günümüz Türkçe’siyle şöyle anlatıyor:
Rusya’da Türkçe’nin Eğitim Sorunları
Türkçe’nin Avrupa Dilleri Arasındaki Yeri
Her şeyden önce, Türkiye Türkçesi yapı olarak Hint-Avrupa dil ailesinden çok farklı olan ama aynı oranda zengin ifade olanakları sunan Ural Altay dil ailesinden geliyor. Bu ailenin içinde, Altay dilinden gelen Türkçe, Ural dilinden gelen Macarca Fince, Estonca gibi uzak kuzenlere sahip. Bu dillerle Türkçe’nin birbirlerini anlamaları imkansız da olsa, tek tek dil bilgisi açısından inceleyip karşılaştırdığımızda açıkça aynı aileden geldiklerini görüyoruz.Diğer yandan, daha evveliyatı olan belgelerin varlığına rağmen, bugün bize ulaşan ilk Türkçe metinler, VI. yüzyıldan itibaren Orta Asya hükümdarları ve onların bakanların mezar taşları yazıtlarıdır. Ve bu yazıtlarda, ulusal kimlik duygusu kadar çarpıcı olan dil bilimsel gelişimi de görüyoruz. O zamandan itibaren, yani aşağı yukarı bin beşyüz yıldan beri, değişik Türk dilleri, komşu diller üzerindeki büyük etkileri Balkanlardan, kuzeyde Çine kadar giden yazılı izler bıraktılar.


