Türkçe Öğretmenin Sırları
Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.
Okulu dereceyle bitiren öğrenci, başarısından aldığı güçle büyük firmalara CV gönderir. Ancak çoğundan olumsuz cevap alır. Sonunda adı sanı olan bir şirket, mezun öğrenciyi çağırır. Kendine güvenerek girdiği iş görüşmesi de hüsranla sonuçlanır. Bir müddet sonra başvuru yapan kişi, mülakatını yapan insan kaynakları yetkilisine ulaşır ve işe alınmama sebebini sorar. Yetkili, gerekçe olarak İngilizcesinin yetersizliğini gösterir. Genç, dil öğrenmek için kolları sıvar. Şehrin işlek caddelerinde kurslara rastlar, girdiği kitabevinde İngilizce öğrenim setleriyle karşılaşır. En basitinden internete tıkladığında yüzlerce dil öğretim sitesi çıkar karşısına. İngiltere, Amerika gibi muhtelif ülkelere giden yüzlerce kişi de mevcuttur tabii. Gelin bu tabloyu tersine çevirelim. Türkçe öğrenmek isteyen bir yabancı bu kadar çok seçeneği bir arada bulabiliyor mu sizce? Bulsa bile materyaller ihtiyaca cevap verebiliyor mu?
Fas, Cezayir, Kenya, Kamboçya, Nijerya, Gana ve daha birçok ülkeden öğrencinin bulunduğu Fatih Üniversitesi Türkçe Dil Öğretimi Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin (TÖMER) kapısını çalarak derslerine iştirak ediyoruz. “Hoş geldiniz” diyerek karşılıyor bizi öğrencilerin her biri. Gerek sohbetimiz esnasında gerekse derse katılımlarında son derece düzgün bir Türkçeyle konuştuklarına şahit oluyoruz. Onları Türkçe öğrenmeye sevk eden sebepleri sorduğumuzda ise kimisi Türkiye’nin Ortadoğu’daki başarısından etkilenerek buraya geldiğini anlatıyor, kimisi de Türkçe Olimpiyatları’ndan sonra bu dile merak saldığını ifade ediyor. 35 yaşındaki Bosnalı Mersiha ise Bosna Savaşı sırasında Türkiye’nin ülkelerine yaptığı yardımları unutamadığını, bir vefa borcu olarak buraya geldiğini aktarıyor. “Sadece Türkçe öğrenmek istiyorum.” diyen Mersiha üç aydır Türkiye’de. Türkçesi de henüz istediği seviyede değil ama bu dili öğrenip milletine Türkçeyle de hizmet etmekte kararlı. Hindistan’dan gelen 21 yaşındaki Syed ise ülkesinde Arap dili ve edebiyatı bölümünü bitirmiş. Geleceğe dair kesin planlar yapmamış, uçağa atlayıp Türkiye’de almış soluğu. Şimdilerde harıl harıl Türkçe çalışıyor. Şüphesiz gayreti boşa gitmemiş olacak ki lisanımızı gayet güzel konuşuyor. Hâsılı çeşitli sebeplerle ülkesinden kalkıp gelen yüzlerce kişi burada Türkçe öğreniyor. Ama hepsi ders kitaplarının yeterli olmadığından yakınıyor. Zira Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesinin geçmişi çok eskilere dayanmıyor, Fatih TÖMER Eğitim Koordinatörü Musa Yığın’a göre Türkçe köklü bir geçmişe sahip olsa da yabana dil olarak okutulması yirmi yıllık bir hadise.
Gerek yurt içindeki Türkçe öğretim merkezlerinde, gerekse yurt dışındaki üniversitelerin Türkoloji bölümlerinde dersler veriliyor. Ancak ‘Yabancılar için Türkçe öğretimi’ adı altında yapılan bu çalışmalar İngilizce, Fransızca gibi dillerin öğretilmesi yanında cılız kalıyor. Fakat kısa sürede kat edilen mesafe yine de umut vaat ediyor. Bu alanı bilenlerin sayısı çok az tabii. Çünkü Çanakkale 18 Mart Üniversitesi haricinde üniversite bünyelerinde ‘Yabancılara Türkçe Öğretimi Bölümü’ bulunmuyor. Oysa gelişmiş ülkelerde, örneğin İngiltere ve Amerika’da ELT (English Language Teaching: İngiliz Dili Öğretimi) Bölümleri / merkezleri ve Fransa’da FLE (Yabancı Dil Fransızca) bölümleri mevcut. Örneğin Strasbourg Üniversitesinde ‘Yabana Dil Fransızca Öğretimi’ bölümü var. Bu bölümde Fransızcayı diğer milletlere öğretecek hocalar yetiştiriliyor. Hatta öğrenciler yurt dışında staj yapmadan mezun olamıyor. Türkiye’de ise Türkçenin yabana dil olarak öğretilmesinde bir yöntem sorunu bulunuyor. Nitekim bu alanda eğitim verenler üniversitelerin Türk dili ve edebiyatı bölümlerinden mezun olmuş kişilerden oluşuyor. Bu alandaki materyallerin yeterli olup olmadığını merak ediyoruz ister istemez. Eğitim koordinatörü Yığın'a göre bu alanda çok fazla materyal var. Ancak Türkçe öğreten kurumlar tek bir çatı altında toplanmadığı için, materyallerle ilgili standart bir düzenleme bulunmuyor. Bu sebeple “Gramer olmadan Türkçe öğretilebilir mi?, Her temel seviye farklı öğretmen tarafından mı verilmeli? Kur sistemi nasıl oluşturulmalı?” şeklindeki tartışmalar hâlâ sürüyor. İşte tüm bunlar somut bir zemine oturtulmadığı ve bir standardizasyon gerçekleştirilmediği için kaynaklar yetersizmiş gibi görünüyor.
TÖMER öğretmenlerinden Berna Gökpınar Balcı ise Türkiye’nin dış politikadaki başarıları sebebiyle Türkçe öğretimi alanında hareketlilik olduğunu düşünüyor. Ona göre eskiden gençliğin ideali Amerika’ya gitmekti. Ancak bugün Ortadoğu’daki gençlerin Amerika’sı Türkiye ve buraya gelen öğrencilerin her biri birer kültür ataşesi. Dolayısıyla dil öğretirken kültür de öğretilmeli. Nitekim dil ve kültür birbirinden ayrılmayan öğeler olduğuna göre ders kitaplarında yalnızca gramer bilgisi değil, kültürel unsurlar da girmeli. Örneğin ev ziyaretleri, selamlaşma, el öpme gibi günlük yaşamın içerisinde yer alan zenginlikler de öğrenciye iletilebilirse onların Türk kültürünü anlaması daha kolay olur. Hem de Türkçeye has bu terimleri öğrenme süreci kolaylaşır.
Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.
Yabancılara Türkçe öğretimiyle ilgili çalışma yapan Bakü Qafqaz Üniversitesi Öğretim Üyesi Salih Savaş’a göre de üniversitelerin bünyesinde “Yabancılara Türkçe Öğretimi” bölümleri açılması ve bu konuda deneyimli öğretmenler yetiştirilmesi şart. Savaş’m çözüm önerisi şöyle: “Bir ülkenin dili öğretilirken o ülkenin kültürü de öğretilmeli. Bunun için dokümanlar hazırlanırken de özellikle Türk kültürünü en iyi şekilde tanıtacak videolar, resimler ve okuma metinleri seçilmeli. Ayrıca her seviyeye ait hikâye kitapları hazırlanmalı. Bunun yanı sıra kendi kendine öğrenim setleri oluşturulmalı. Teknolojinin getirdiği imkânlardan faydalanarak internet ortamında öğretmenden ders dinleyerek öğrenme yöntemini kullanarak daha geniş bir kitleye ulaşılmalı.”
Yabancılara yönelik ders kitaplarını hangi yayınevlerinin hazırladığım araştırdığımızda karşımıza ilk olarak Dilset Yayınları çıkıyor. Zira 130 ülkede okutulan Türkçe ders kitaplarını bu yayınevi hazırlıyor. Genel Yayın Yönetmeni Tuncay Öztürk, öncelikle alandaki boşluğu doldurmaya çalıştıklarını anlatarak söze başlıyor. Ona göre üniversitelerde, yabancılara Türkçe öğretimi için lisans düzeyinde öğretmen yetiştiren bölüm olmaması hasebiyle öğretmen yelpazesi genişliyor. Bu durumda sınıf öğretmenliği, Türk dili ve edebiyatı, Türkçe öğretmenliği ve hatta İngilizce mezunları ders vermek zorunda kalıyor. Dolayısıyla gerek öğretmen gerekse kaynak bakımından daha çok yol kat etmek lazım.
Öztürk, yabancılara Türkçe öğretimiyle ilgili birçok proje ve plan üzerinde çalıştıklarını aktarıyor. Açılım Türkçe Öğretim Seti ve Lale Türkçe Öğretim setlerini tamamladıkları takdirde ilgi duyanların altmışar parçadan oluşan dev bir Türkçe öğretim setiyle tanışması da mümkün olacak. Şimdilik kurlara uygun okuma kitapları olmasa da Avrupa Birliği Dil Kriterleri çerçevesine göre düzenlenen okuma kitapları yolda. Ayrıca etkileşimli CD’ler, akıllı tahta teknolojilerine uygun materyaller, seslendirme ve oyun CD’leri gibi yabancılara Türkçe öğretimine yönelik çalışmalar da hazırlanıyor. Velhasıl yabancılara hacimli kaynaklar eşliğinde Türk dili ve kültürü öğretmek biraz daha zaman istiyor.