Türkçeyi yeni öğrenenlere yönelik bilgisayar teknolojisini nasıl kullanabiliriz? Y.T.Ö’de (Yabancılara Türkçe Öğretimi) bilgisayar destekli sınav hazırlanması nasıl olmalıdır? Ne tür programlar kullanabiliriz? Bu sınavların yeni öğrenenlere ne gibi faydaları ve zararları vardır? Sahada kullanılan tecrübe edilen bu soruların cevaplarını...
Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesinde genellikle öğretmen merkezli ve dilbilgisi odaklı geleneksel teknikler kullanıldığı için dilin en önemli işlevlerinden biri olan iletişimsel boyut göz ardı edilebilmektedir. Bu yüzden yabancı öğrenciler Türkçeyi öğrenirken, geleneksel metotların kullanımında kendilerini güvende hissetseler...
Dünyada üç bine yakın dilin bulunmasına karşın ikinci dil olarak öğrenilen dillerin sayısı oldukça azdır. Bir dilin başka milletler tarafından öğrenilmesini önemli kılan ölçütlerin başında o dili konuşan ülkenin politik, kültürel, ticari ve ekonomik durumu gelmektedir. Dünyada en çok öğrenilen diller arasına Türkçe girmektedir....
Yabancılara Türkçe öğretiminde yaklaşım, yöntem ve teknik konuları, çok üzerinde durulmayan ve tartışılmayan hususlardır. Oysa bu yeni ve önemli alanda çok hızlı gelişmeler olmakta ve Yabancılara Türkçe öğreten merkezler hızla çoğalmaktadır. Modern iletişim araçlarının da hızla yer almaya başladığı ikinci dil öğretiminde...
Siteden tam faydalanmak için: Kayıt olunuz-Sign Up
Hasker tarafından yazıldı.
Bu insanlar, Türkiye ile ilgili bir organizasyonda neden hep gözyaşı dökerler. Bunu hiç düşündünüz mü?Bu insanlar, Türkiye ile ilgili bir organizasyonda neden hep gözyaşı dökerler. Bunu hiç düşündünüz mü?
Bir organizasyon var. Adına Türkçe Olimpiyadı denilmiş.
Ülke dışında Türkiye’den giden işadamlarının öğretmenlerin açtığı okullarda okuyan yetmişiki millete mensup çocuklar Türkiye’ye gelmişler.
Ortak dilleri türkçe olmuş. Kendi aralarında Türkçe konuşarak anlaşıyorlar. Hemde Türkçe’nin en güzel ağzı İstanbul ağzı ile konuşuyorlar.
İyi ama bugüne kadar bu okullarda İngilizce öğretildiği iddia edilmiyor muydu?
Evet!
Evet ama, bu 84 millete ait seçilmiş 350 çocuk bu okullarda Türkçe öğrenmişler. Tabii sadece 350 kişi değil. Binlerce onbinlerce... Bunlar sadece seçme öğrenciler.
Demek ki Türk milletinin bağrından çıkan işadamı ve öğretmenler yurtdışında açtıkları okullarda İngilizce eğitim yaparken Türkçemizi ihmal etmemişler. Oralara Türkçeyi ihmal edip İngilizcenin dünya dili egemenliğini pekiştirmek için gitmemişler.
Dönmemek üzere gittikleri yerlerde Türklüğü, Türkçeyi, Türk İnsanına ait güzel ne varsa hepsini yaşatmaya çalışmışlar.
Buna inanmayanlar varsa, onlar oralarda başka şeylere hizmet ediyor diyenler varsa diye, bir de düşünenler böyle düşünerek hataya düşmesinler diye de öğrencilerinden bazılarını yeryüzünün İncesi İstanbul’a getirmişler.
Görün işte diye, görmeyen gözleriniz görsün, vicdanlarınız gerçekle yüzleşsin diye...
Gerçek bu işte. Yalın, apaçık.
Kimsenin beyninin kıvrımları arasında başkaca komplo teorileri gezinmesin. İşte buradalar, onlar başka milletlerden bizim okullarımızda okuyup Türkçe konuşan çocuklarımız.
Sahip çıkılıyor işte fena mı! Bizi tanıyorlar fena mı, İstiklal Marşımızı öğreniyorlar, Atatürk’ü, Fatih Sultan Mehmet’i tanıyorlar, bunda ne kötülük var. Bizim şiirimizi okuyup, bizim gibi duygulanıyorlar. Bizim gibi ağlıyorlar.
Ben çok yerde, bu çocukların kendi ülkelerinde şahit oldum bu sahnelere. Bana yabancı değil bunlar. İstiklal Marşını okuyan Rus çocukları, Mustafa Sandal’ın şarkıları ile dans eden Moğolları, Nurullah Genç’in şiirleri ile duygulanan Afrikalıları... Her görüşümde duygulandım, ağladım. Ama neden?
Neden Türkçe Olimpiyadını izleyen her görüşten, her taraftan, her köşeden insanlar neden gözyaşlarına hakim olamadılar? Bence bu organizasyonun güzelliğinden çok bu gibi şeylerin bu insanları neden ağlattığı daha önemli!
TBMM Başkanımız damardan girerek yaptığı konuşmasına mı ağladılar? Sanmam. Nurullah Genç’in Yağmur Şiiri’ni okuyan moğol çocuk onları ağlatan.
İşte soru bu. Bir Moğol, bir Rus, bir Afrikalı, bir dünyanın bilmem hangi köşesinden bucağından gelmiş çocuklar Türkçe bir şeyler mırıldandığında bu insanlar niçin gözyaşlarına hakim olamıyorlar. Niçin?
Görmeyen gözlere hissetmeyen kalplere bunu anlatmak zordur. Ama şunu söyleyebilirim: Bütün bu gözyaşlarının sebebi, bugün ucundan kenarından görünmeye hissedilmeye başlanan milletimizin Dünya dengeleri içinde yeniden hak ettiği yeri alacağının belirtileri olmasındandır! Yanılıyorsam düzeltin!
İnsanımızı ağlatan hasrettir, yıllar yılı itilmişliğin, yalnız bırakılmışlığın, vizyonsuzluğun, turcterkedilmişliğin artık terkediliyor olmasıdır.
Gözyaşının sebebi, Milletimizin değerlerinin tüm dünya ile yeniden paylaşılmaya başlanmasıdır. Bu gözyaşları hasret ile vuslat arasında bir yerlerde olmanın sevinciyledir belki de.
NuhGönültaş
19 Haziran 2006 / sonsaniye.net
![]() | Bugün | 19473 |
![]() | Dün | 11854 |
![]() | Bu Ay | 413627 |
![]() | Toplam | 7935986 |