Türkçeyi yeni öğrenenlere yönelik bilgisayar teknolojisini nasıl kullanabiliriz? Y.T.Ö’de (Yabancılara Türkçe Öğretimi) bilgisayar destekli sınav hazırlanması nasıl olmalıdır? Ne tür programlar kullanabiliriz? Bu sınavların yeni öğrenenlere ne gibi faydaları ve zararları vardır? Sahada kullanılan tecrübe edilen bu soruların cevaplarını...
Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesinde genellikle öğretmen merkezli ve dilbilgisi odaklı geleneksel teknikler kullanıldığı için dilin en önemli işlevlerinden biri olan iletişimsel boyut göz ardı edilebilmektedir. Bu yüzden yabancı öğrenciler Türkçeyi öğrenirken, geleneksel metotların kullanımında kendilerini güvende hissetseler...
Dünyada üç bine yakın dilin bulunmasına karşın ikinci dil olarak öğrenilen dillerin sayısı oldukça azdır. Bir dilin başka milletler tarafından öğrenilmesini önemli kılan ölçütlerin başında o dili konuşan ülkenin politik, kültürel, ticari ve ekonomik durumu gelmektedir. Dünyada en çok öğrenilen diller arasına Türkçe girmektedir....
Yabancılara Türkçe öğretiminde yaklaşım, yöntem ve teknik konuları, çok üzerinde durulmayan ve tartışılmayan hususlardır. Oysa bu yeni ve önemli alanda çok hızlı gelişmeler olmakta ve Yabancılara Türkçe öğreten merkezler hızla çoğalmaktadır. Modern iletişim araçlarının da hızla yer almaya başladığı ikinci dil öğretiminde...
Siteden tam faydalanmak için: Kayıt olunuz-Sign Up
Hasker tarafından yazıldı.
Ahmet Ünal 17.06.2011
Aksansız ve akıcı Türkçesiyle Hacettepe Üniversitesi'nde okuduğunu anlattı. Onun da ideali dünyanın herhangi bir köşesinde açılacak okullarda öğretmenlik yapmaktı. Anadolu'da kazandığı ve güçlendirdiği Türkiye ve İslam sevgisini uzak ufuklara taşımak niyetindeydi. Adeta beynim zonkluyordu. Yoksa o Türk'tü de ben mi yabancıydım...
Savaşsız ve kansız bir dünyanın, ancak "sevgi dili Türkçe ile konuştuğu" zaman kurulabileceğine inanıyordu. Yüreğindeki şefkat hâlesi ve davasını ötelere taşıma heyecanının titreşimleri yüzüne yansıyor ve tertemiz alnından okunabiliyordu. Konuşmasa bile hal dili yeterliydi. Maalesef kabukla uğraşırken özden uzaklaşıyoruz. Aslında herbirimizin ideali Türkiye ve Türkçe sevgisini dünyada yaygınlaştırmak, sömürü ve menfaat çarklan arasında ezilen insanlara bir umut esintisi sunmak değil mi?
Anadolu'nun bağrından sayısını tahminden dahi aciz kaldığımız binlerce genç yeryüzünün hemen her yöresine nasıl bir motivasyonla gidiyor, yıllarca geri dönmüyor ve gittikleri yerde defnedilmeyi arzuluyor... Bu olguyu öylesine aslı astarı olmayan ve somut delillere dayanmayan komplo teorileriyle geçiştirmek mümkün değil.
Konunun özüne bakalım. Eski dünyanın yansından çoğuna dağılmış sahabe mezarlarını, Ahmet Yesevi'nin alperenlerinin türbelerini hatırlayalım. Akademik bir makalede sadece Sivas'ta Horasan erenlerinden 66'sının türbelerinin belirlendiğini okumuştum. Zaten Anadolu da, adını Hoca Ahmet Yesevi'nin gönüllüsü Horasan erenlerinden "Kırmızı Ebe" anamızdan almamış mıydı? Peki oğlu Oruç Gazi'nin görevini bugün kim üstleniyor?
Sarı Saltuk, Emir Sultan, Yunus Emre, Hacı Bayram, Hacı Bektaş hangi düşünceyle maddi fetihten önce Rumeli ve Anadolu'yu manen kuşatmıştı? Bugünkü sınırlanmız bize yeter diyenler, Belgrat'ta Şeyh Mustafa ve Budapeşte'de Gülbaba ve Bosna Hersek ile Romanya'da Sarı Saltuk türbelerinin niçin oralarda bulunduğunu tekrar düşünmelidir. Günlük siyasi çekişmeler asli davamızı unutturmamalıdır. Dün kılıç ve tüfekle tesis edilen düzen bugün bilgi ile inşa edilebilecek aşamaya gelmiştir. Süper güçler, sömürgeciler yerkürede oluk oluk kan akıtırken sadece izleyecek miyiz? Ben milletimizin asaletine güveniyorum.
Açılan okul ve Türkçe öğretim merkezleriAni yalnızca bir kesime mal etmek isteyenler ise yanılıyor. Anadolu insanın mayasından kaynaklanan bir dinamizm var ve dün şunlar, bugün bunlar, yarın da başkalan bu davayı omuzlayacaktır. Kim olursa olsun bu iş şahısların ve grupların gücünün çok üzerindedir ve aslen köklü bir geleneğin dallarıdır.
Altınpark'ta, dünyanın 130 ülkesinden tanımadığımız ailelerin uçakla bile günlerce süren zahmetli yolculukla bilmedikleri, belki ismini dahi duymadıklan ülkemize gönderirken çocuklarını emanet ettikleri genç eğitimcilerin yüzlerine tekrar bakacağım. Daha önce gözbebeklerinde gördüğüm parıltıyı tekrar bulabilecek miyim diye...
Çocuklarını okul servisine bindirdiğinde kaygılanan veya üniversiteyi başka bir şehirde okumasına gönlü razı olmayan ebeveynler anlar meramımı... Çoğu insan öğretmenlik yapan yakınını evine daha yakın bir okula aldırmaya uğraşırken onlar uzağa, daha da uzağa diyor. Ne kadar asil bir milletimiz var. Nasıl da şanlı bir tarih ve mirası günümüze taşınan ulu bir davamız var.
![]() | Bugün | 20989 |
![]() | Dün | 11854 |
![]() | Bu Ay | 415143 |
![]() | Toplam | 7937502 |