Türkçeyi yeni öğrenenlere yönelik bilgisayar teknolojisini nasıl kullanabiliriz? Y.T.Ö’de (Yabancılara Türkçe Öğretimi) bilgisayar destekli sınav hazırlanması nasıl olmalıdır? Ne tür programlar kullanabiliriz? Bu sınavların yeni öğrenenlere ne gibi faydaları ve zararları vardır? Sahada kullanılan tecrübe edilen bu soruların cevaplarını...
Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesinde genellikle öğretmen merkezli ve dilbilgisi odaklı geleneksel teknikler kullanıldığı için dilin en önemli işlevlerinden biri olan iletişimsel boyut göz ardı edilebilmektedir. Bu yüzden yabancı öğrenciler Türkçeyi öğrenirken, geleneksel metotların kullanımında kendilerini güvende hissetseler...
Dünyada üç bine yakın dilin bulunmasına karşın ikinci dil olarak öğrenilen dillerin sayısı oldukça azdır. Bir dilin başka milletler tarafından öğrenilmesini önemli kılan ölçütlerin başında o dili konuşan ülkenin politik, kültürel, ticari ve ekonomik durumu gelmektedir. Dünyada en çok öğrenilen diller arasına Türkçe girmektedir....
Yabancılara Türkçe öğretiminde yaklaşım, yöntem ve teknik konuları, çok üzerinde durulmayan ve tartışılmayan hususlardır. Oysa bu yeni ve önemli alanda çok hızlı gelişmeler olmakta ve Yabancılara Türkçe öğreten merkezler hızla çoğalmaktadır. Modern iletişim araçlarının da hızla yer almaya başladığı ikinci dil öğretiminde...
Siteden tam faydalanmak için: Kayıt olunuz-Sign Up
Mehmet Hengirmen tarafından yazıldı.
Bugüne kadar ülkemizde yabancılara Türkçenin öğretimi konusuna gerekli önem verilmemiÅŸtir. Osmanlı İmparatorluÄŸu döneminde genellikle herkes Arapça, Farsça öğÂrenmeye özenmiÅŸ, Tanzimat, Servet-i Fünun, Fecr-i Ati dönemlerinde bu özentiye bir de Fransızca eklenmiÅŸtir. 1917'de baÅŸlayan Milli Edebiyat Akımı döneminden sonra Türkçe y maÅŸ yavaÅŸ kiÅŸiliÄŸini bulmaya baÅŸlamış, 1932'de Atatürk'ün önderliÄŸinde Türk Dil Kurumu kurulmuÅŸtur. Ancak, Türk Dil Kurumu da yabancılara Türkçe öğretimi konusunda hiçbir ÅŸey yapmamış, hatta bu konuyu çalışma programına bile almamışÂtır.Oy sa geliÅŸmiÅŸ ülkeler kendi dillerini yabancılara öğretmek için milyarlar harcamakÂta, bu konuya ülke savunması kadar önem vermektedir. 1958 yılında Amerika'da Ulusal Güvenlik ve EÄŸitim Yasası (NDEA) çıkarılarak eÄŸitime ve yabancı dil öğretimine büÂyük paralar ayrılmıştır. İki-üç yıl sonra da barış gönüllüleri adı altında binlerce öğretÂmen dünyanın çeÅŸitli yerlerine yollanarak dünya çapında İngilizcenin öğretimi seferberÂliÄŸine baÅŸlanmıştır. Sonuç ise bugün ortadadır. İngilizce yeryüzünde birinci dil olmayı baÅŸarmıştır.
Dil, kültürün aynasıdır. Öyleyse, bir dilin baÅŸka dilleri konuÅŸan kiÅŸilere öğretilÂmesi çabası, aynı zamanda o dilin konuÅŸulduÄŸu topluma ait kültürel deÄŸerlerin öğretilÂmesi çabasını da içerecektir. Yararcı bakış açısı ön planda tutulduÄŸunda, bu durumun en pratik sonucu ülke tanıtımına katkısı açısından belirginleÅŸecektir. Kültürel yakınlık ekonomik, politik ve askeri iliÅŸkilerin temelini oluÅŸturur. İşte bu nedenle yabancılara dil öğretimi, ülke savunması kadar önemlidir. Ne yazık ki, Türkiye'de bu gerçek, günümüzÂde bile henüz yeterince anlaşılamamıştır. Yurt içinde ve yurt dışında açılacak Kültür Merkezleri konusu bile son beÅŸ-on yıl içerisinde ortaya atılmıştır.
Türkiye'de Goethe Institut, British Council ve Alliance Française gibi uluslaraÂrası dil öğretim standartlarına uygun ilk Türkçe Öğretim Merkezi 1984'te Ankara ÜniÂversitesine baÄŸlı olarak kurulmuÅŸtur. Kısa adı TÖMER olan bu Türkçe öğretim MerkeÂzi yurt içinde ve yurt dışında İstanbul, İzmir, Ünye, Antalya, Berlin, Frankfurt gibi yerlerde ÅŸubeler de açmıştır. Almanlara Türkçe öğretimi konusunu araÅŸtıran bu çalışÂma TÖMER'e gelen Alman öğrenciler üzerinde Türkçe kullanımlarına yönelik araÅŸtırÂmalar yapılarak gerçekleÅŸtirilebilmiÅŸtir. Son üç yıl içerisinde TÖMER'e ve TÖMER'in yurt içi, yurt dışı ÅŸubelerine gelen Alman öğrenciler arasından 220 öğrenci denek olaÂrak seçilmiÅŸ ve bu öğrencilerin yazılı kağıtları sesbilim, biçimbilim, sözdizimi, sözcükbi-lim ve yazım açısından deÄŸerlendirilmiÅŸtir. Yapılan çalışma sonucunda Almanların Türkçeyi öğrenirken karşılaÅŸtıkları sorunlar, yaptıkları yanlışlar saptanmış ve bu soÂrunların en aza indirilebilmesi için, yeni yöntemler araÅŸtırılmıştır. Sorunlar bilinmeden çözümler bulunamaz. Elde edilen veriler bize Almanların en çok hangi konularda yanlış yaptıklarını göstermiÅŸtir. Genellikle sekiz yıldan beri TÖMER'de yaptığımız araÅŸtırmaÂlarda, öteki yabancıların da Almanların karşılaÅŸtıkları sorunlara benzer sorunlarla karÂşılaÅŸtıkları görülmüştür, özellikle, anadili Hint-Avrupa dil ailesinin bir üyesi olan yaÂbancılar, akraba dillerin konuÅŸucusu olmanın doÄŸal etkisiyle, Almanların Türkçeyi kullanırken yaptıkları yanlışların benzerlerini sergilemektedirler. Bu nedenle, bu çalışÂmada ulaşılacak sonuçların, Türkçenin Hint-Avrupa dil ailesinden dilleri konuÅŸan diÄŸer yabancılara öğretimi konusunda da yol gösterici olması beklenebilir.
Bir doktora tezi olarak hazırlanan bu çalışma, yeni yazılacak kitaplarda, hazırlaÂnacak televizyon filmi ve video filmlerinde ve yabancıların Türkçeyi öğrenirken karşıÂlaÅŸtıkları sorunları en aza indirecek yöntemlerin geliÅŸtirilmesinde saÄŸlayacağı katkı ölÂçüsünde deÄŸer kazanacaktır.
Bu çalışmamda değerli katkılarından dolayı Sayın Prof. Dr. Doğan Aksan'a ve Sayın Doç. Dr. İclâl Ergenç'e teşekkürlerimi sunarım.
Ankara, Ocak 1993
Devamını okumak için tıklayınız...
![]() | Bugün | 3448 |
![]() | Dün | 12130 |
![]() | Bu Ay | 354186 |
![]() | Toplam | 7501637 |