Yabancılara Türkçe Öğretimi Kapsamında Fıkralar: Nasreddin Hoca Fıkraları
Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.
Dil öğretimi, kültür öğretimiyle özdeşleşmiş bir kavramdır; çünkü dil, kültürün aktarıcısı ve yansıtıcısıdır. Kültürü en iyi yansıtan ürünler ise onu yaşatan halkın ürettiği masal, efsane, fıkra gibi türlerdir. Bu türlerin dil öğretiminde kullanılması, hedef dilin kültürel farkındalığını kolaylıkla artırabilir. Fıkra türünün özellikleri düşünüldüğünde, fıkraların diğer halk anlatılarından farklı olduğu düşünülebilir. Bu araştırmanın amacı, W. Burckhardt Barker'ın İngilizlere Türkçe öğretmek için yazdığı "Turkish Reading Book and Vocabulary and Grammar" (1854) isimli kitabının okuma metinleri kısmındaki Nasreddin Hoca fıkralarından hareketle genelde fıkraların, özelde ise Nasreddin Hoca f!k-ralarının yabancılara Türkçe öğretimindeki işlevini belirlemektir. Bu amacı gerçekleştirmek için W. B. Barker'ın kitabında yer alan 72 Nasreddin Hoca fıkrası incelenmiş ve bunların 14'ü sadeleştirilerek bunlara belgesel tarama uygulanmıştır. Belgesel taramanın sonunda, Nasreddin Hoca fıkralarının gülmece ögelerini bolca barındırdığı, kısa olduğu, deyimlerin ve atasözlerinin bağlamıyla ilişkili aktarıldığı, sözcük, sözcük grubu ya da cümle tekrarlarının sıkça olduğu ve bunların kültürel unsurlarla sunulduğu görülmüştür. Fıkraların bu özellikleri, dil öğretiminde önemli olan sözcük öğretimini kolaylaştırır. Fıkraların bir dilin temel söz varlığını (organlar, sayı sistemi gibi) içermesi, günlük hayatı yansıtması, her zaman güncel olması, temel dil becerilerini geliştirmesi de fıkraların bir dili yabancı dil olarak öğrenenlere diğer yararlarıdır. Bununla birlikte, Nasreddin Hoca fıkralarında örtük bir dilin kullanılması gibi özellikleri düşünüldüğünde, bu metinlerin yabancılara Türkçe öğretiminde B2-C1 seviyesinde dil öğrenenlerin yararlanacağı metinler olduğu düşünülebilir.
GİRİŞ
Kültürü yansıtması ve aktarması özelliğiyle kültürle özdeşleşmiş olan dil öğretimi, temel düzey dil kullanımı seviyesinde genellikle günlük hayatta kullanılan dili önemseyen metinler aracılığıyla yapılır. Kültür, dil öğretiminde öğrencilerin yeterlik düzeyi arttıkça (ara düzey kullanıcı-ileri düzey kullanıcı) kültürel ayrıntıları, tarihî birikimleri, hedef dilin anlatım inceliklerini (mecazlar, aktarmalar vb.) önemseyen şiir, bilmece, fıkra gibi yazınsal türler aracılığıyla aktarılmaktadır.
Halk hikâyeleri, masallar, efsaneler ve fıkralar gibi folklor ürünleri, eğitim-öğretimde kullanılan oldukça önemli unsurlardır. Bascom'a göre, folklorun dört işlevinden biri "özellikle okuma yazması olmayan kültürlerdeki eğitim işleridir." Karabasanların çocukları düzene sokmak için kullanılması ya da onların iyi bir kişiliğe sahip olabilmeleri için ninniler söylenmesi buna örnektir (Bascom 2005: 140). Tekerlemelerin, sözcüklerin doğru seslendirilmesinde işlevsel olarak kayda değer bir yere sahip olması ise bir başka işlevdir. Folklor metinlerinin bu işlevleri düşünüldüğünde, özellikle Türk halk kültürü içinde yer alan fıkralar, kısa oluşları nedeniyle yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılmaya çok uygun metinlerdir. Düşündürücü ve gülünç insanlık durumları üzerine kurulmuş bu kısa metinlerle karşılaşan öğrenciler, genellikle bu tür fıkraların sonunda yer alan mizah yüklü cümleyi anladıklarında, kendilerini metni kavramak için ortaya koydukları tüm zihinsel çabanın ödülünü de almış gibi hissederler (Özdemir 2013: 161). Bununla birlikte masal, efsane, fıkra gibi halk anlatıları toplumsal kültürü de yansıttıkları için yabancılara Türkçe öğretiminde vazgeçilmez bir işlev üstlenirler. Fıkralar sadece kültür hazinesi değil, aynı zamanda ilgi çeken ve merak uyandıran bir içeriğe de sahiptir. Mizahî yapısı gereği yaratıcı ve üretici çalışmalarla temel dil becerilerini geliştirmeye oldukça uygundur. Nasreddin Hoca fıkraları, özellikle "Avrupa'da yabancı ortak bir yabancı dil öğretim programı ve yabancı dil öğretiminde ortak bir standart, ortak ölçütler geliştirmeyi amaçlayan" (Mirici 2000) Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni'nin genel ölçütlerinden "Diğer ülkelerdeki bireylerin düşünce yapılarının, kültürel miraslarının yaşam biçimlerinin daha geniş ve ayrıntılı anlaşılmasını sağlamak." (2001: 2) maddesi ile Avrupa Dilleri Öğretimi Ortak Çerçeve Programı ve Avrupa Dil Portfolyosu'nda sıklıkla geçen "kültürel çeşitlilik" kavramıyla örtüşen kültür karşılaştırmaları yapmaya da oldukça elverişlidir.
Dilin en iyi işlendiği ve kültür birikiminin en iyi yansıdığı sözlü anlatılardan biri fıkralardır. Genellikle gerçek hayat olaylarından hareketle "hisse" kapmayı hedef tutan ve temelinde az çok nükte, mizah, tenkit ve hiciv unsuru bulunan sözlü, kısa, mensur hikâyeler olan fıkralar (Elçin 2010: 566) içerisinde geçmişten günümüze kadar en çok derlenip yazıya geçirilenlerinin başında Nasreddin Hoca ile ilgili olanlar gelmektedir (Aça 2004: 15). Türk milletinin mizah dehasını temsil eden Nasreddin Hoca fıkraları, sözlü anlatım ürünü oldukları için yüzyıllarca ağızdan ağıza dolaşmıştır. Hem sözlü anlatımda hem de sözlü kültürün yazıya geçirilmiş anlatımlarında Nasreddin Hoca'nın sıkça işlenmesi, onu imgesel bir şahsiyet hâline getirmiştir. Sadece Türkler arasında değil, bütün dünya tarafından da tanınan Nasreddin Hoca, Batılı birçok aydının kitabına da konu olmuştur. Bunun en güzel örneklerinden biri, William Burckhardt Barker'ın 19. yüzyılda İngilizlere Türkçe öğretmek için yazdığı "Turkish Reading Book and
Vocabulary and Grammar" (1854) isimli kitabının okuma metinleri bölümündeki Nasreddin Hoca fıkralarıdır. Barker'ın Nasreddin Hoca fıkralarını yabancılara Türkçe öğretiminde metin olarak seçmesi, UNESCO'nun 1996 yılını Nasreddin Hoca'nın ölümünün 700. Yılı olarak Anma ve Kutlama Yıldönümleri arasında yer vermesi (http://unesco.org.tr/doku-manlar/ anmakutlama/anma_kutlama. pdf) Nasreddin Hoca'nın yerel olmaktan çıkarak uluslararası alanda Türk bilge imgesine dönüştüğünü gösterir.
Araştırmanın Amacı
Bu araştırmanın amacı, W. Burc-khardt Barker'ın İngilizlere Türkçe öğretmek için yazdığı "Turkish Reading Book and Vocabulary and Grammar" (1854) isimli kitabının okuma metinleri kısmındaki Nasreddin Hoca fıkralarından hareketle genelde fıkraların, özelde ise Nasreddin Hoca fıkralarının yabancılara Türkçe öğretimindeki işlevini belirlemektir.
Yöntem
Bu araştırma nitel bir çalışma olup araştırmada belgesel tarama tekniği kullanılmıştır. Belgesel taramada, var olan kayıt ve belgeler incelenerek veriler elde edilir (Karasar 2012: 183). W. Burc-khardt Barker'ın 1854'te yazdığı "Turkish Reading Book and Vocabulary and Grammar" isimli kitabından bu araştırmaya konu olan 14 fıkra "metnin okuna-bilirlik düzeyi ile okunan metnin anlaşılma düzeyini artırmak, bu süreçte aynı zamanda hedef kitle üzerindeki bilişsel yükü hafifletmek" (Crossley vd. 2012: 91'den alıntılayan Durmuş 2013: 136) amacıyla sadeleştirilerek incelenmiştir.
Belgesel taramanın W. Barker'ın kitabındaki Nasreddin Hoca fıkralarından yapılmasının başlıca nedenleri şunlardır:
Paste a VALID AdSense code in Ads Elite Plugin options before activating it.
Yabancılara Türkçe öğretiminde Nasreddin Hoca fıkralarının tespit edilen en eski örneğinin Barker'ın kitabında yer alması ve bu metinlerin hemen hemen hiç incelenmemesi,
Barker'ın Nasreddin Hoca fıkraları için ayrı bir okuma metni oluşturmasıdır.
Veri Toplama
Bu araştırmanın verileri, W. Burc-khardt Barker'ın İngilizlere Türkçe öğretmek için yazdığı "Turkish Reading Book and Vocabulary and Grammar" (1854) isimli kitabının okuma metinleri kısmındaki 72 Nasreddin Hoca fıkrasından 14'ünün sadeleştirilmesiyle elde edilmiştir. 14 fıkranın orijinal metninin Latin esaslı Türk alfabesine aktarımı ise dipnot aracılığıyla sunulmuştur.
Bulgular
Sözcük Öğretimi ve Kültür Aktarımı
Sözcük, "bir ya da birden çok ses biriminin oluşturduğu, yazıda iki boşluk arasında yer alan, çoğu kez anlamsal bir birim oluşturan, söylemde belli bir biçimsel birlik sunan, çeşitli dizimsel kullanımlarında biçim olarak hiç değişmeyen ya da bir bölümüyle değişim gösteren ses ya da sesler öbeğidir" (Vardar 1998:190). Öğretim sürecinde sözcükler, çoğunlukla anlamı açıklanacak birimler olarak görülmekte, böylelikle daha çok anlamın nasıl açıklanacağı üzerinde durulmaktadır (Demircan 1983: 147). Anlamın nasıl açıklanacağı sorunu ise hedef dilin kültürel dinamikleriyle ilintilidir. Bu nedenle, sözcük öğretimi kültür öğretimiyle aynı düzlemde ilerleyen iki kavramdır. Kültürü en iyi yansıtan ise halk hikâyeleri, türküler, fıkralar gibi halk anlatılarıdır. William Burckhardt Barker'ın kitabında yer alan "Bilenleriniz Bilmeyenlerinize Anlatsın" fıkrasının sadeleştirilmiş hâli şöyledir:
Hoca Nasreddin Efendi bir gün vaaz için kürsüye çıkıp "Ey Müminler, size ne diyeceğim bilir misiniz?" der. Cemaat der ki "Hayır, Hoca Efendi bilmeyiz." Hoca "Ya siz bilmeyince ben size ne söyleyeyim." demiş. Bir gün hoca efendi yine kürsüye çıkıp "Ey Müslümanlar size ne diyeceğim bilir misiniz?" Onlar da der ki "Biliriz."Hoca "Ya siz bildikten sonra ben size ne söyleyeyim." deyip kürsüden inip gidince cemaat hayretler içerisinde "Bir daha çıkar ise kimimiz bilir, kimimiz bilmeyiz" demeye karar kılmış. Hoca yine bir gün kürsüye çıkıp "Ey kardeşler, size ne söyleyeceğim bilir misiniz?" onlar da derler ki "Kimimiz bilir, kimimiz bilmeyiz." Hoca "Ne güzel! Bilenleriniz, bilmeyenlerinize öğretsin."1
Geleneksel dil öğretimi yaklaşımlarından işitsel-dilsel yöntemi araştıran Larsen ve Freeman'a göre tekrar, sözcük öğretiminin temel taşıdır. Dil öğrenimi mekanik araştırmalar sistemidir. Birey içinde bulunduğu toplumun dilini alışkanlık kazanarak öğrenmektedir. Alışkanlık kazanmak ise ezber, taklit ve tümce yapılarının sık sık tekrar edilmesiyle mümkündür (Larsen ve Freeman 1986'dan alıntılayan Apaydın 2007: 5758). Nasreddin Hoca'nın yukarıdaki fıkrası incelendiğinde "bil-" sözcüğü 13 defa benzer ya da farklı yapılarda kullanılarak tekrar edilmiştir. Bununla birlikte, kavramların yeni ve aynen tekrarlanması mümkün olmayan eski deneyimlere göre benzer yönleri açısından ilişkilen-dirilerek aynı ulam içine alınıyor olması öğrenmeyi kolaylaştırmakta, böylece bilişsel bir tasarruf yapılmaktadır (Apaydın 2007: 11).