Türkçeyi yeni öğrenenlere yönelik bilgisayar teknolojisini nasıl kullanabiliriz? Y.T.Ö’de (Yabancılara Türkçe Öğretimi) bilgisayar destekli sınav hazırlanması nasıl olmalıdır? Ne tür programlar kullanabiliriz? Bu sınavların yeni öğrenenlere ne gibi faydaları ve zararları vardır? Sahada kullanılan tecrübe edilen bu soruların cevaplarını...
Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesinde genellikle öğretmen merkezli ve dilbilgisi odaklı geleneksel teknikler kullanıldığı için dilin en önemli işlevlerinden biri olan iletişimsel boyut göz ardı edilebilmektedir. Bu yüzden yabancı öğrenciler Türkçeyi öğrenirken, geleneksel metotların kullanımında kendilerini güvende hissetseler...
Dünyada üç bine yakın dilin bulunmasına karşın ikinci dil olarak öğrenilen dillerin sayısı oldukça azdır. Bir dilin başka milletler tarafından öğrenilmesini önemli kılan ölçütlerin başında o dili konuşan ülkenin politik, kültürel, ticari ve ekonomik durumu gelmektedir. Dünyada en çok öğrenilen diller arasına Türkçe girmektedir....
Yabancılara Türkçe öğretiminde yaklaşım, yöntem ve teknik konuları, çok üzerinde durulmayan ve tartışılmayan hususlardır. Oysa bu yeni ve önemli alanda çok hızlı gelişmeler olmakta ve Yabancılara Türkçe öğreten merkezler hızla çoğalmaktadır. Modern iletişim araçlarının da hızla yer almaya başladığı ikinci dil öğretiminde...
Hasker tarafından yazıldı.
Haksızlığa ve iftiraya uğramak, yok yere suçlanıp ceza görmek.
Okka, eskiden kullanılan 1238 gram ağırlığında bir ağırlık ölçüsü birimi. Eskiden 400 dirhem bir okka gelirdi. Dirhem de okkanın 400’de 1’ine eşit olan, 3,148 gramlık bir ağırlık ölçüsü.
Maalesef bazı insanlar, hoşnut olmadıkları insanları cezalandırmak için yok yere suçlar, iftira atarlar. Hani derler ya, “Çamur at, tutmazsa izi kalır.” misali. “Eden bulur, inleyen ölür.” Bu dünya etme, bulma dünyasıdır.
Eskiden çarşı esnafını kontrol eden, gerekirse cezalandıran, iktisap ağalarından birine, “Falanca bakkalın dirhemleri noksandır.” diye şikâyet etmişler.
Ağa, şikâyet edilen dükkana baskın yapmış, okka ve dirhemlerle teraziyi alıp doğru kadıya götürmüş. Dükkan sahibi de tutuklanmış. Kadı efendi dükkan sahibine bir diyeceği olup olmadığını sormuş. Adam da: “Kadı efendi hazretleri, eşim hamile idi, doğum sancıları vardı. Dükkanı bırakıp eve gidecektim ki beni yakalayıp huzurunuza getirdiler. Bana bir saat izin verin, ebe bulup eve götüreyim, tekrar gelirim.” demiş.
Kadı efendi, adamın kendisine rüşvet vermek için, para almaya gideceğini anlamış ve adamın eve gitmesine izin vermiş. Bakkal derhâl eve koşmuş, karısının altınlarını yoldan biraz zift alarak her altının üstüne zift yapıştırmış.
Kadı huzurunda şikayetçileri dinlemiş, sonunda dükkan sahibine söz vermiş:
- Kadı efendi, ben kırk yıllık esnafım. Kullandığım okka ve dirhemler demir ve bakır karışımı olup tunçtan yapılmıştır. Belki kullanıla kullanıla aşınmış olabilir, şu okkalara bir bakayım, demiş.
Kadı efendinin önündeki terazinin bir kefesinde bir okka, ötekinde adamın eksik okkası duruyormuş. Kontrol etmek için aldığı okkaların altına, ziftli altınları yapıştırıp koyan bakkal, okkaların eksik olmadığını söylemiş. Herkes, biraz önce kefeleri aynı hizada olmayan terazinin nasıl olup da düzeldiğini bir türlü anlayamamış. Kadı efendi ise işin iç yüzünü anlayarak bakkalın lehine karar vermiş.
Sevinip, evine koşarak giden bakkal, altınların soran karısına durumu anlatınca, karısı:
- Desene, benim altınlar okkanın altına gitti, demiş
![]() | Bugün | 3431 |
![]() | Dün | 11725 |
![]() | Bu Ay | 134949 |
![]() | Toplam | 7657308 |
Yorumlar