Developed by JoomVision.com

Yabancılara Türkçe Öğretiminde Bilgisayar Destekli Sınav

Türkçeyi yeni öğrenenlere yönelik bilgisayar teknolojisini nasıl kullanabiliriz? Y.T.Ö’de (Yabancılara Türkçe Öğretimi) bilgisayar destekli sınav hazırlanması nasıl olmalıdır? Ne tür programlar kullanabiliriz? Bu sınavların yeni öğrenenlere ne gibi faydaları ve zararları vardır? Sahada kullanılan tecrübe edilen bu soruların cevaplarını...

Yabancılara Türkçe Öğretiminde Bilgisayar Destekli Sınav

Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Drama Tekniğinin Rolü

Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesinde genellikle öğretmen merkezli ve dilbilgisi odaklı geleneksel teknikler kullanıldığı için dilin en önemli işlevlerinden biri olan iletişimsel boyut göz ardı edilebilmektedir. Bu yüzden yabancı öğrenciler Türkçeyi öğrenirken, geleneksel metotların kullanımında kendilerini güvende hissetseler...

Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Drama Tekniğinin Rolü

Yabancılara Türkçe Öğretiminde Video

Dünyada üç bine yakın dilin bulunmasına karşın ikinci dil olarak öğrenilen dillerin sayısı oldukça azdır. Bir dilin başka milletler tarafından öğrenilmesini önemli kılan ölçütlerin başında o dili konuşan ülkenin politik, kültürel, ticari ve ekonomik durumu gelmektedir. Dünyada en çok öğrenilen diller arasına Türkçe girmektedir....

Yabancılara Türkçe Öğretiminde Video

Yabancılara Türkçe Öğretiminde Metodoloji

Yabancılara Türkçe öğretiminde yaklaşım, yöntem ve teknik konuları, çok üzerinde durulmayan ve tartışılmayan hususlardır. Oysa bu yeni ve önemli alanda çok hızlı gelişmeler olmakta ve Yabancılara Türkçe öğreten merkezler hızla çoğalmaktadır. Modern iletişim araçlarının da hızla yer almaya başladığı ikinci dil öğretiminde...

Yabancılara Türkçe Öğretiminde Metodoloji
Developed by JoomVision.com
  • YENİ -
Yeni Öğrenenlere Türkçe Öğretimi: Yabancılara Türkçe Öğretiminde Bir Uygulama-Türkçe İle Bir Kahve Molası - Çarşamba, 22 Ocak 2014 15:16
Yeni Öğrenenlere Türkçe Öğretimi: Yabancı Uyruklu Öğrencilerin Türkçe Öğrenme Nedenlerine İlişkin Bir Durum Çalışması - Pazar, 24 Kasım 2013 13:09
Yeni Öğrenenlere Türkçe Öğretimi: Yabancılara Türkçe Öğretiminde Ses Ve Yazı Öğretimi Ve İşlevi - Çarşamba, 02 Ekim 2013 22:02
Yeni Öğrenenlere Türkçe Öğretimi: Yabancı Dil Olarak Türkçenin Öğretiminde Sözcük Öğretimi Üzerine Bir Değerlendirme - Cuma, 20 Eylül 2013 22:15
Dil Üzerine Yazılar: İnternette Türkçe Kullanımı Sorunları - Cuma, 06 Eylül 2013 21:49
Orange Violet Blue

Siteden tam faydalanmak için: Kayıt olunuz-Sign Up

Arabic English French German Greek Japanese Russian Spanish

    facebook-icon     twitter-icon

Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Lütfen Giriş yada Kayıt.    Kayıp Parola?
Sayfa: 1
BAŞLIK: Hayvanlar
#76
Hayvanlar 3 Yıl, 10 Ay önce Karma: 0
Her Şeyde Bir Hayır Vardır

Bir zamanlar Afrikadaki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral,daha çocukluğundan itbaren arkadaş olduğu,birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü. Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı.İster kendi başına gelsin ister başkasının,ister iyi olsun ister kötü,her olay karşisinda hep ayni şeyi söylerdi:
"Bunda da bir hayır var!"

Bir gün kralla arkadaşi birlikte ava çiktilar. Kralin arkadaşi tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşi muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın baş parmağı koptu.Durumu gören arkadaşi her zamanki her zamanki sözünü söyledi:
"Bunda da bir hayır var!"

Kral acı ve öfkeyle bağırdı: "Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu?" Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşini zindana attirdi.

Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadigi ve aslinda uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini,ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki,kralın başparmaginin olmadigini farkettiler. Bu kabile, batil inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarina kötü olaylar gelecegine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler.

Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştigini anlayan kral, onca yillik arkadaşina reva gördügü muameleden dolayi pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çikardigi arkadaşina başindan geçenleri bir bir anlatti."Haklıymışsın!" dedi. "Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum. Yaptığım çok haksız ve kötü birşeydi." "Hayır" diye karşılık verdi arkadaşı.
"Bunda da bir hayır var."

"Ne diyorsun Allah aşkına?" diye hayretle bağırdı kral. "Bir arkadaşimi bir yil boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir." "Düşünsene, ben zindanda olmasaydim, seninle birlikte avda olurdum, değil mi? Ve sonrasını düşünsene? "
hsnkeremoglu
Yönetici
Gönderiler: 162

Has-Ker
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
 
#78
Hiç Hayallerinizden Sıfır Aldınız mı? 3 Yıl, 10 Ay önce Karma: 0
Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası..

Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin
krokisini de çizdi.Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin
ayrıntılı planını da ekledi.

Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi.. İki gün sonra ödevi geri aldı.

Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir "0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardı.

"Neden "0" aldım?" diye merakla sordu hocasına çocuk..

"Bu senin yasında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal" dedi, hocası.. "Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım.
Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman
imkansız" ve ekledi:

"Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm."

Çocuk evine döndü ve uzun düşündü. Babasına
danıştı.

"Oğlum" dedi babası "Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatin için oldukça önemli bir seçim!."

Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir
degisiklik yapmadan geri götürdü hocasına..

"Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin" dedi.. "Ben de hayallerimi. ."
hsnkeremoglu
Yönetici
Gönderiler: 162

Has-Ker
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
 
#99
Hiç Hayallerinizden Sıfır Aldınız mı?Beş Maymun 3 Yıl, 7 Ay önce Karma: 0
Kafese beş maymunu koyarlar, ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple muzları asarlar. Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar. Her bir maymun aynı denemeye giriştiğinde çok soğuk suyla ıslatılır, bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar.
Bir süre sonra muzlara hareketlenen maymunlar diğerleri tarafından engellenmeye başlanır. Su kapatılıp, maymunlardan biri dışarı alınıp ve yerine yeni bir maymun konulur, ilk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur. Fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler. Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir ve merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer, bu ikinci yeni maymunu en şiddetli ve istekli döven ilk yeni maymundur. Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. En yeni gelen maymun da ilk atağında cezalandırılır.
Diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin, en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiçbir fikirleri yoktur. Son olarak en baştaki ıslanan maymunların dördüncüsü ve beşincisi de yenileriyle değiştirilir. Tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde artık hiçbiri merdivene yaklaşmamaktadır.
Neden mi? Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmektedir...'
hsnkeremoglu
Yönetici
Gönderiler: 162

Has-Ker
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
 
#100
Sende Çocuk, Bende Kuyruk Acısı Oldukça Dost Olama 3 Yıl, 7 Ay önce Karma: 0
Eski zamanlarda bir belde de fakir bir adam varmış. O kadar fakirmiş ki, köyün çobanı bile ondan zenginmiş. Adam bir gün dağda oduna giderken sıcaktan bunalmış. Bu vaziyette ağzını açmış sanki "Su! Su!" diye bağıran bir yılan görmüş. Adamcağız kendi kendine yılanı sulaması lazım geldiğini düşünmüş. Araya araya bir miktar su bularak yılanın üzerine dökmüş. Yılan da hakikaten susuzluktan yanmakta olduğundan adamın döktüğü suyu büyük bir zevkle yalamaya başlamış ve adamdan memnun olduğunu belirten bir tavırla oradan çekip gitmiş. Birkaç gün sonra, adam yine ormana gittiğinde yılanı görmüş, yılan da adamı görünce boynunu bir tarafa kıvırarak
-Ne yapayım ben? Der gibi çekip gitmiş...
Fakat adam dağdaki işini bitirip de evine dönerken yine yılanla karşılaşmış. Fakat bu sefer yılanın ağzında bir altın varmış, adamı görünce oraya adamın geçeceği yola bırakıp çekip gitmiş. Adam da altını alarak eve gelmiş. ikinci gün yılandan memnun olduğu için sevinçle bir kaba süt doldurarak yılanı gördüğü yere varmış ki yılan yine ağzında bir altınla adamı bekliyor. Adam sütü bir yere bırakmış yılan da hemen ağzındakini bırakarak süte koşmuş. Adam da altını alarak geri dönmüş ve arkadaşlık başlamış. Yani adamdan süt, yılandan altın... Derken adam zengin olup hacca gitmeye karar vermiş, oğluna da meseleyi uzun uzun anlatarak her gün bir şişe süt götürüp altını almasını söylemiş.
Adam hacca gittikten sonra çocuk bir gün sütü götürmüş altını almış, ikinci gün, ben demiş her gün süt götüreceğime yılanı takip eder altının yerini öğrenir onu öldürürüm. Ondan sonra da altınların tamamını alır yılana süt getirmekten kurtulurum, demiş. Hakikaten ikinci gün sütü getirip altını aldıktan sonra, gitmeyip yılanı beklemiş. Yılan tam deliğine başını sokmuş, kuyruğunu da çekeceği zaman çocuk elindeki balta ile yılanın kuyruğunu kesmiş. Fakat yılan can havliyle çıkarak çocuğu sokup öldürmüş ve deliğine geri girmiş ama ölmemiş.
Adam hacdan gelip durumu öğrenmiş ama yine de yılana minnettar olduğu için süt götürmeyi ihmal etmemiş. Bir gün sütü götürdüğünde yılana:
-Kabahat bizim çocukta, ben sana süt getirmeye devam edeyim, sen de bana altın getirmeye devam et! dediğinde yılan getirilen sütü içip lisanı hal ile şöyle demiş:
-Arkadaş, bu zamana kadar böyle devam ettik. Fakat bende kuyruk, sende de çocuk acısı olduğu müddetçe biz dost olamayız. en iyisi sen rızkını, ben de rızkımı başka yerlerde arayalım , deyip çekip gitmiş.
İşte meşhur darb-ı mesel böyle vuku bulmuş.
hsnkeremoglu
Yönetici
Gönderiler: 162

Son Düzenleme: 15/10/2010 15:14 Düzenleyen hsnkeremoglu.
Has-Ker
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
 
Sayfa: 1

ZİYARETÇİ SAYISI

mod_vvisit_counterBugün421
mod_vvisit_counterDün14497
mod_vvisit_counterBu Ay394255
mod_vvisit_counterToplam8974117

SİTEDE KİMLER VAR

Şu anda 93 konuk çevrimiçi

REKLAMİCİN