Cinsiyet Faktörünün Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğrenim Stratejilerine Etkisi (Bosna Hersek Örneği)
Bu çalışmada, Bosna-Hersek'te yabancı dil olarak Türkçe öğrenen öğrencilerin dil öğrenim stratejilerinde cinsiyet faktörünün etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın evrenini Bosna-Hersek'te yabancı dil olarak Türkçe öğrenen 357 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada, Oxford R. (1990) tarafından hazırlanan dil öğrenim stratejilerini belirleme ölçeği temel alınarak hazırlanan anket kullanılmıştır. Anket, öğrencilerin daha iyi anlayabilmesi için Boşnakça’ ya çevrilerek “Dil Öğrenme Stratejileri Envanteri” olarak düzenlenmiştir. Verilerin analizi SPSS 18.0 (Statistical Package for the Social Sciences) programı üzerinden yapılmış olup, katılımcılardan elde edilen veriler bağımsız gruplar T testine tabi tutularak varyans analizi yapılmıştır. Ankette; bellek, bilişsel, telafi, bilişüstü, duyuşsal ve sosyal strateji olmak üzere altı stratejiye yönelik 50 maddeden oluşan 5'li likert ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; bilişüstü, duyuşsal, bellek ve bilişsel stratejilerin öğrencilerin cinsiyetleriyle istatistiki açıdan anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bilişüstü, duyuşsal, bellek ve bilişsel öğrenim stratejilerinin kullanımı cinsiyete göre farklı etkiler göstermektedir. Başka bir deyişle, dil öğrenim stratejilerinde cinsiyet önemli bir faktördür. Buna ek olarak, kız öğrenciler bellek ve bilişsel stratejileri kullanma ve tercih etme açısından erkeklere kıyasla daha fazla ön plana çıkmaktadır. Bu araştırma, cinsiyetin dil öğrenim stratejilerinde etkili bir değişken olduğunu gösteren önemli bulgular ortaya koymuştur. Bosna Hersekli lise öğrencilerine yabancı dil olarak Türkçe öğretilirken bu bulguların göz önünde bulundurulması öğrenim düzeyinin artırılması ve öğrenimin kalıcı hâle gelmesi için önem arz etmektedir.
Yabancı dil öğrenimi bireylerin kişisel gelişim planları arasında üst sıralarda yer almaktadır. Günümüzde yabancı dil öğrenimi çeşitli gerekçelere dayandırılmaktadır. Hangi gerekçeye dayandırılırsa dayandırılsın günümüzde yabancı dil öğrenimi önemli hedeflerden biri hâline gelmiştir. Bu hedefe ulaşmak için insanlar ciddi para, emek ve zaman harcamaktadırlar. Dolayısı ile yabancı dil öğreniminde hedefe ulaşamamak veya geç ulaşmak bireylerde ümitsizliğe sebep olacaktır. Bu konuda hayal kırıklıkları yaşanmaması için yabancı dil öğreniminin bazı stratejiler, yöntemler ve tekniklerle yürütülmesi gerektiğine inanılmaktadır. Bu çerçevede dil öğrenim stratejileri geliştirilmiştir.
Öğrencilerin yabancı dil eğitiminde performanslarını ve uygulanan stratejilerin verimini artırabilmek için bu zamana kadar birçok farklı değişken kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. (Ungureanu ve Georgescu, 2012; Oxford ve Nyikos, 1989; Ehrman ve Oxford, 1989). Öğrenim stratejileri, öğrenenin bilgiyi edinmesi ve saklaması için attığı adımlardır. Bu stratejiler; öğrenim teknikleri, davranışlar ya da eylemler olarak da bilinmektedir. Farklı tanımlar olmasına karşın stratejiler her açıdan öğrenim süresini daha etkili ve elverişli hâle getirir. (Oxford ve Crookall, 1989). Dil öğrenim stratejileri birçok araştırmacı tarafından farklı şekilde tanımlanmıştır. Geçen on yıldan fazla bir sürede dil öğrenim stratejilerini kullanarak yabancı bir dile hâkim olmak, büyüyen bir araştırmacı kitlesinin odak noktası olmuştur. (Green ve Oxford, 1995). Oxford (1990), dil öğrenim stratejilerini (DÖS) öğrencilerin yabancı bir dili kavramada kullandıkları belli başlı eylemler, davranışlar ya da teknikler olarak tanımlamaktadır. Wenden ve Rubin(1987) ise DÖS’ü öğrenci tarafından bilginin elde edilip kullanılması için uygulanan adımlar, planlar ve rutinler olarak tanımlamaktadırlar. Bu tanımlara ek olarak Faerch ve Casper (1983)’e göre, dil öğrenim stratejilerini hedeflenen dilde dilbilimsel ve toplum dilbilimsel beceriyi geliştirebilmek için girişimde bulunmak olarak ifade etmektedirler.
Günümüzde özellikle yabancı dil öğretimi ve öğreniminde teknolojinin de gelişmesiyle çok farklı yöntem ve teknikler denenmektedir. Dijital alandaki gelişmeler yabancı dil öğreniminin giderek yaygınlaşmasını sağlamaktadır. Yabancı dil öğretiminde geniş çaplı bireysel çözümler üretilmeye başlanmakta ve bu konuda ciddi bir rekabet yaşanmaktadır. Arz - talep dengesini kurmaya çalışan yabancı dil öğretim sektörü; bireysel çözümler adına yeni stratejiler, teknikler ve yöntemler üretmekte ve bunları öğrencilere önermektedir. Dünyada sektöre yeni katıldığını düşündüğümüz yabancı dil olarak Türkçe öğretiminin de arzu edilen yere gelmesi önemsenmektedir. Bunun yolu yabancı dil olarak Türkçe öğretimi / öğrenimi alanında bilimsel çalışmaların gelişerek artmasından geçmektedir.
- Yabancı Dil Öğrenim Stratejileri ve Türkçe Öğrenimi
Nitelikli bir öğretim hizmeti, konu alanıyla ilgili bilgi ve becerilerin yanı sıra, öğrencilere nasıl öğreneceklerini, öğrendiklerini nasıl anımsayacaklarını, nasıl düşüneceklerini ve kendilerini nasıl güdüleyeceklerini öğretmeyi de içermektedir. Başka bir ifade ile sınıf ortamında öğretmenlerin öğrenme ürünleriyle ilgili hedeflerin yanı sıra, öğrenme süreçleriyle ilgili hedeflerinin de olması beklenir. Burada kastedilen, öğrencilerin öğrenmeyi gerçekleştirmek için kullanabileceği teknik ve stratejilerdir (Demirel, 2012).
Oxford (1993), strateji kullanımında etkili olan faktörlerle ilgili araştırmaları incelemiş ve bu bağlamda cinsiyetin, yaşın, kültürel kökenlerin, motivasyonun ve dilin yeterlilik düzeyi gibi faktörlerin önemli olduğunu ortaya koymuştur. Öğrenme stratejileri, öğrencilerin öğrenme - öğretme süreci içinde ya da bireysel hazırlıklarında kendisine sunulan bilgileri zihinsel süreçlerinden geçirerek, ona anlam vermesi ve kendine mal etmesi için gerekli olan çabaları ortaya koyması şeklinde tanımlanabilir (Tay, 2005).
Öğrenme stratejilerinin amacı, ‘öğrenmeyi öğrenme’ kavramının öğrenmenin temelini oluşturduğu günümüzde, öğrencinin bilgiyi anlamlandırması, örgütlemesi, sınıflaması, kopyalaması ve bilgiye motive olmasına yardımcı olacak özel teknik ve yöntemleri öğrencilere kazandırmaktır (Efe vd., 2009).
Öğretmenlerin dil öğrenim stratejilerine verdikleri önem öğrencilerin verdikleri önem ile doğru orantılıdır. Bu durum ders içi uyumu kolaylaştırmakla beraber sınıftaki olumlu neticelerin ihtimalini yükseltmektedir (Griffiths, 2007). Bunun yanı sıra, öğretmen öğrencinin dil öğrenim stratejilerinden hangilerini aktif olarak kullandığını kısa bir zamanda anlayabilmesi güç olduğundan öğrenci öğretmen yardımı olmadan da kullandığı stratejileri tanımlayıp, bilinçli bir şekilde kullanmalıdır (Cohen, 2003).
Öğrencilerin yabancı dil eğitiminde performanslarını ve uygulanan stratejilerin verimini artırabilmek için bu zamana kadar birçok farklı değişken kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. (Ungureanu ve Georgescu, 2012; Oxford ve Nyikos, 1989; Ehrman ve Oxford, 1989). Öğrenim stratejileri, öğrenenin bilgiyi edinmesi ve saklaması için attığı adımlardır. Bu stratejiler; öğrenim teknikleri, davranışlar ya da eylemler olarak da bilinmektedir. Farklı tanımlar olmasına karşın stratejiler her açıdan öğrenim süresini daha etkili ve elverişli hâle getirir (Oxford ve Crookall, 1989). Dil öğrenim stratejileri birçok araştırmacı tarafından farklı şekilde tanımlanmıştır. Geçen on yıldan fazla bir sürede dil öğrenim stratejilerini kullanarak yabancı bir dile hâkim olmak, büyüyen bir araştırmacı kitlesinin odak noktası olmuştur (Green ve Oxford, 1995). Oxford (1990). Dil öğrenim stratejileri (DÖS) öğrencilerin yabancı bir dili kavramada kullandıkları belli başlı eylemler, davranışlar ya da teknikler olarak tanımlamaktadır. Wenden ve Rubin (1987) ise DÖS’ü öğrenci tarafından bilginin elde edilip kullanılması için uygulanan adımlar, planlar ve rutinler olarak tanımlamaktadırlar. Bu tanımlara ek olarak Faerch ve Casper (1983: 67)’e göre, dil öğrenim stratejilerini hedeflenen dilde dilbilimsel ve toplum dilbilimsel beceriyi geliştirebilmek için girişimde bulunmak olarak ifade etmektedirler.
Dil Öğrenim Stratejileri dil öğreniminde anahtar faktör olarak görülmesine rağmen (Salahshour ve arkadaşları, 2013) tanımlama ve kategorize etme açısından farklı araştırmacılar tarafından fikir ayrılığına düşülmüştür (Oxford ve Cohen, 1992). Öğrenenlerin kullandıkları stratejilere bakıldığında ise en çok kesişen stratejiler Oxford’un 6 faktör olarak sınıflandırdığı stratejiler olduğu gözlemlenmiştir (Hsiao ve Oxford, 2002). Araştırma bulguları buna ek olarak farklı yaklaşımların da stratejileri sınıflandırmada kullanılabileceğini savunmuştur. Stratejileri kullanım amaçlarına, öğrenim ortamlarına göre oluşturmak ve göreve dayalı eğitim stratejilerini barındıran envanteriler oluşturmak gibi yaklaşımlar örnek verilmiştir.
