İşbirlikçi Okuma Ve Yazma Etkinliklerinin Türkçe Öğrenen Yabancı Öğrencilerin Dil Kaygılarına Etkisi
Kaygı en bilinen şekilde, “kişinin bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı bedensel, duygusal ve zihinsel değişimlerle kendini gösteren bir uyarılmışlık durumu olarak tanımlanmaktadır” (Taş, 2006). Bazı araştırmalar kaygının dil öğrenmede çok etkili olduğunu ortaya çıkarmıştır. Horwitz, Horwitz ve Cope’ın (1986) araştırmasında bulunan sonuçlara göre birçok insanın yabancı dil öğrenmek istediklerinde zihinsel olarak engellendikleri ve kaygı duydukları belirtilmektedir. Gregersen ve Horwitz’in (2002), Akpur’un (2005) ve Bekleyen’in (2004) araştırmalarında da öğrencilerin yabancı dil kaygılarıyla başarı düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu, kaygı arttıkça başarının azaldığı ortaya konulmuştur. Bu araştırmalarda ortaya konulan sonuçlarla, başarı ile yabancı dil kaygısı arasında ilişki olduğu teyit edilmiştir.
Yabancı dil kaygısının işbirlikli öğrenme etkinliklerine bağlı olarak uygulama sonunda bir değişim gösterip göstermediği yani ön test ve son test puanlarında bir farklılığın olup olmadığı araştırılmış, yabancı dil kaygısı ön test puan ortalamasının 3,06; son test puan ortalamasının ise 2,69 olduğu tespit edilmiştir. Bu puan ortalamalarındaki değişimle işbirlikli öğrenme etkinlikleriyle işlenen derslerin öğrencilerin yabancı dil kaygıları üzerinde olumlu etki yarattığı, sürecin sonunda kaygı düzeyinin düştüğü görülmüştür. Bu sonucun olumlu olmasında işbirliği ile yapılan derslerde öğrencilerin kendilerini psikolojik açıdan rahat hissetmeleri; derse karşı keyifli, istekli ve stressiz bir tutum sergilemeleri, öğrenmeyi engelleyecek korku gibi olumsuz duyguları hissetmemeleri etkili olmuş olabilir. Bu konuda Batdı’nın (2013) araştırmasında da işbirlikli öğrenmenin yabancı dil öğrenimindeki duyuşsal beceriler üzerinde etkili olduğu ve bu araştırma sonucuyla örtüşen bir yorum yapıldığı görülmüştür. Ayrıca işbirlikli öğrenmenin kaygı üzerinde etkili olduğunu ortaya koyan başka araştırmalar da mevcuttur (Suwantarathip ve Wichadee, 2010; Doğru ve Ünlü, 2012; Kösterelioğlu, 2014).
Uygulama sürecinde yabancı dil kaygısının yabancı dilde okuma başarısıyla bir ilişkisinin bulunup bulunmadığı ve işbirlikli etkinliklere bağlı olarak kaygının seviyesinde bir değişikliğin olup olmadığı da sorgulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre araştırmaya katılan öğrencilerin yabancı dil kaygılarıyla okuma anlama başarıları arasında ters yönlü bir ilişki olduğu, kaygı düzeyi azaldıkça okuma anlama başarısının arttığı ve uygulamaların yabancı dil kaygısı üzerinde 0,05’lik önem düzeyinde bir etkisinin olduğu ve kaygının azaldığı tespit edilmiştir. Okuma becerisiyle kaygı arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu başka araştırmalarda da ortaya konulmuştur (Lee, 1999; Sellers, 2000).
Öğrencilerin sesli okuma performans puanlarıyla yabancı dil kaygıları arasındaki ilişki araştırıldığında, uygulamaların kaygıyı azalttığı buna bağlı olarak da sesli okuma performanslarını arttırdığı sonucuna varılmıştır. Yabancı dil kaygısının azalmasına bağlı olarak sesli okuma performansının artmasını işbirliğinin olumlu bağımlılık ilkesiyle açıklamak mümkün olabilir. Grubuna karşı olumlu bağlılık geliştiren öğrenciler, grup üyeleri tarafından eleştirilmeden, reddedilmeden ve olumsuz değerlendirilme korkusu yaşamadan kendi performanslarını sergileyebilirler. Böylece hem kaygı düzeyleri düşük seviyede kalır hem de dil becerilerini geliştirebilirler. Bu konuda Sparks ve Ganschow (2007) da öğrencilerin yabancı dil kaygılarının dil becerileri geliştikçe azalacağını söylemişlerdir.
Bu tespitler doğrultusunda, yabancı öğrencilerle yürütülen deneysel sürecin onların yabancı dil kaygılarını azalttığı, okuma becerilerini hem anlama düzeyinde hem de sesli okuma düzeyinde geliştirdiği sonucuna varılmıştır. Yabancı dil sınıflarında öğrencilerin yaşadıkları kaygıyı azaltmanın ya da yok etmenin bir aracı olarak işbirlikli okuma ve yazma etkinliklerinin bazı araştırmalarla da ortaya konulduğu görülmektedir (Slavin, 1991; Clement, Dörnyei ve Noels, 1994; Oxford, 1997; Young, 1999; Öztürk ve Denkçi Akkaş, 2013).
Araştırmanın nitel bulgularında da işbirlikli öğrenme etkinliklerinin dil kaygısı üzerinde etkili olduğu, öğrencilerin en çok kendini rahat hissetme (f=14) ve korkunun azalması (f=12) görüşünde birleştikleri görülmüştür.
Uygulama sürecinde yabancı dil kaygısının yabancı dilde yazma başarısıyla bir ilişkisinin bulunup bulunmadığı ve etkinliklere bağlı olarak kaygının seviyesinde bir değişikliğin olup olmadığı da sorgulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre araştırmaya katılan öğrencilerin yabancı dil kaygılarıyla yazma başarıları arasında herhangi bir ilişki bulunmadığı, kaygı düzeyinin artmasına ya da azalmasına bağlı olarak yazma başarısında bir değişimin gerçekleşmediği, grupla yapılan yazma etkinliklerinin kaygı üzerinde olumlu veya olumsuz bir etkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu çalışmadaki bu sonucun aksine yazma becerisiyle kaygı arasında ilişki olduğunu, yazma başarısının kaygının düzeyine göre artıp azaldığını ortaya koyan çalışmalar da mevcuttur (Cheng, Horwitz ve Schallert, 1999; Cheng, 2002; Cheng, 2004; Yaman, 2010; Karakaya ve Ülper, 2011; Özbay ve Zorbaz, 2011; Đşeri ve Ünal, 2012; Tiryaki, 2012; Đşcan, 2015). Bu çalışmada kaygı ile yazma başarısı arasında nötr bir ilişki ortaya çıkmasında öğrencilerin bireysel özelliklerinin grupla çalışma sürecine aktarılmasının etkili olduğu düşünülmektedir.
