Yabancılara Türkçe Öğretim Programlarının Etkililiği
Henüz yeterli düzeyde araştırma konusu olarak ele alınmamış olan yabancılar için Türkçe öğretimi sırasında, öğrencilerin dört temel dil becerisi bağlamında yaşadıkları sorun alanlarının belirlenmesini amaçlayan tarama modelinde yapılan bu çalışmanın evrenini, Kayseri’de bir lisede okuyan yabancı uyruklu öğrenciler ve Erciyes Üniversitesi TÖMER kursuna 2014-2015 güz yarıyılına devam eden yabancı uyruklu öğrenciler oluşturmaktadır.
Sorun alanlarını belirlemek için hazırlanan ankette öğrencilere dört temel beceriye ilişkin davranışlar verilmiş ve öğrencilerden bu davranışlar konusunda kendilerini ne düzeyde gördükleri sorulmuştur. Öğrenciler dört temel becerinin genelinde iyimser bir tablo çizmişler, söz konusu davranışları yapma düzeylerini “çoğunlukla katılıyorum” seçeneğinde toplamışlardır. Başka bir anlatımla, öğrenciler dört temel beceri için gerekli temel ve orta düzeydeki (A1, A2 ve B1) davranışları “çoğunlukla” yaptıklarını ifade etmişlerdir. Ancak bu sonuç insan doğası gereği biraz yüksek çıkmış olabilir. Bu yüzden çıkan ortalamaların, gerçek değerin bir aşağı sınıflamada ele alınmasında yarar vardır. En bilimsel ve doğru sonuç ise uygulamalı bir araştırmayla elde edilebilir.
Dört temel beceriye ilişkin olarak, beceri düzeyi zorlaştıkça, öğrencilerin ortalamaları da düşmektedir. Dil öğretiminde kullanılan dört temel beceri de ele alınırken kolaydan zora doğru sıralandığı düşünülebilir, sadece konuşma ve okumanın yeri bu anlamda tartışılabilir; dinleme, konuşma, okuma ve yazma. Özellikle dinleme becerisinde öğrencilerin kendilerini çok yeterli gördükleri ortaya çıkmıştır. Konuşma dinlemeye göre daha zor bir beceri olduğu için öğrencilerin konuşma becerisi ortalama puanları dinlemeye göre daha düşük bulunmuştur. Konuşma becerisi (ister kendi kendine olsun, ister ikili konuşma olsun, isterse grup içinde); çeşitli bilgiler elde etme, düşünce ve görüş oluşturma, karşılıklı olarak anlaşma, karşıdaki insanları ikna etme ve daha pek çok başka amaca hizmet eder. Bu süreç boyunca dilin yardımı gereklidir (Ammelburg, 2003). Buradan hareketle konuşma yapabilmek sadece dilin edinimini gerektirmez, aynı zamanda konuşulacak bilgi, etkileme - ikna gücü ve görüş gibi başka değişkenlere de ihtiyaç vardır. Bunların yanı sıra öğrenilen dilin ne amaçla öğrenildiğinin de başta konuşma becerisi olmak üzere dil becerilerinin edinimi üzerinde etkisi vardır. Sallabaş tarafından yapılan bir çalışmada, öğrencilerin Türkçeyi öğrenme kaygılarının ortalamanın altında olduğu, dolayısıyla da dil öğrenme bağlamında ciddi kaygılarının olmadığı ortaya çıkmıştır (Sallabaş, 2012).
Yukarıda da belirtildiği gibi, okuma becerisi puanları konuşma becerisi puan ortalamalarına göre daha yüksek bulunmuştur. Öğrencilerin farklı alfabe kullanmaları, harfleri seslendirmelerdeki farklılıkların Türkçe okuma metinlerinde de fark oluşturacağı düşünülmüştür. Temel becerilerin sonuncusu yazma becerisi her dilde, öğrencilerin en çok zorlanacağı bir alan olarak görülebilir çünkü yazma sadece o dili bilmenin dışında farklı bilgi ve niteliği de gerektirir. Bu temel varsayıma paralel olarak öğrenciler, “Bir konuya ilişkin görüşümü veya karşı görüşümü sebepleriyle belirten bir kompozisyon yazabilirim.” becerisini en çok zorlandıkları beceri olarak belirtmişlerdir. Ankara, Gazi ve Ege Üniversiteleri TÖMER’de kursa devam eden 100 öğrenci üzerinde yapılan araştırmada, öğrencilerin % 40’ı “Yazma”, % 33’ü “Konuşma”, % 17’si “Anlama” ve % 16’sı da “Okuma” alanlarında öğrenme zorluğu çektiklerini ifade etmişlerdir (Açık, 2008).
Öğrencilerin sorun alanlarının geldikleri ülke/bölgeye göre farklılaştığı ve bu farkın Afrika ve Arabistan’dan gelen öğrencilerle Asya’dan gelen öğrencilerden kaynaklandığı yapılan test sonucu ortaya çıkmıştır. Asya ülkeleri içerisinde araştırmaya katılan öğrencilerin genelde Türk Cumhuriyetlerinden gelen öğrenciler olması, yani aynı dil ailesinden gelmeleri, birçok ülkede aynı dilin farklı lehçelerinin konuşulması gibi nedenler bu farkın ortaya çıkmış olmasına neden olmuş olabilir. Ayrıca özellikle
Arabistan’dan gelen öğrencilerin kullandıkları alfabenin farklı olması da konuşma ve okuma becerilerinin ediniminde daha fazla sorun yaşanmasına neden olmuş olabilir.
Öğrencilerin eğitim durumlarına (lise ve üniversite) göre sorun alanlarının farklılığını ortaya koymak için yapılan test sonucunda, dinleme ve yazma becerilerinde anlamlı fark ortaya çıkmıştır. Her iki beceride de lise öğrencilerinin daha az sorun yaşadıkları görülmüştür. Lise öğrencilerinin yaşlarının daha genç olması ve tüm der s- lerini Türkçe yürütmeye başlamadan önce çok yoğun bir Türkçe kursundan geçmeleri, söz konusu beceri alanlarında üniversite öğrencilerine göre daha az sorun yaşamaları sonucunu doğurmuş olabilir.
Öğrencilerin farklı dil ailelerinden gelmeleri başka bir sorun kaynağı olarak düşünüldüğünden anadili ayrı bir değişken olarak çalışmada ele alınmıştır. Sorun alanlarının anadiline göre farklılığını tespit etmek için yapılan test sonucunda, her dört becerinin ediniminde karşılaşılan sorunlarının düzeyinin, anadillerine göre anlamlı düzeyde değiştiği ortaya çıkmıştır. Azerice, Bengalce ve Özbekçeyi anadili olarak konuşan öğrenciler diğer anadillerini kullanan öğrencilere göre daha az sorun yaşamaktadırlar. Azerice ve Özbekçeyi Türkçe ile aynı dil ailesinde ele alıp yorumlamak, sebebin dil ailesi birliği olabileceğini söylemek olasıdır. Ancak Bengalceyi anadili olarak kullanan öğrencilerin ortalamalarının yüksek olmasının sebebi uygulamalı araştırmalarla desteklenmelidir.
Bir dili ikinci dil olarak öğrenenlerin belli amaçları, isteklendirme kaynakları vardır; özel ilgi alanı olması, iş bulma olanakları, alanında başarılı olma, çok yönlü, eleştirel gözle bakabilme isteği, gezme öğrenme istekleri vb. Bunlar arasında iş bulma, daha iyi bir yaşam düzeni kurma isteği yabancı dili öğrenme konusunda en fazla istek uyandıran sebeplerden biridir. Bu dürtü ne kadar yüksek olursa dilin öğrenilmesi de o düzeyde yüksek olabilir. Acat ve Demiral (2002) tarafından yapılan bir çalışmada, Türkiye’de yabancı dil öğrenmede en önemli isteklendirme kaynağının gelecekte bireylere iş bulmada ve işte yükselmede destek sağlaması olduğu ortaya çıkmıştır. Buna ek olarak öğrencilerin dil öğrenirken isteklerini arttırmak amacıyla dersleri sadece kitap merkezli değil, dört beceriye hitap edebilecek (film, karikatür, gezi, internet vb.) görsel işitsel araçlar ile zenginleştirmekte yarar vardır.
Yabancılara dil öğretimi alanında yeterince çalışma yapılmamıştır. Özellikle üniversitelerin dil bölümlerinde başta ihtiyaç analizi olmak üzere, yabancılara dil öğretimi programları, kitap çalışmaları ve farklı araç gereçlerin üretilmesine ilişkin çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bu konuda yapılacak çalışmaların belirlenmiş bir devlet politikası çerçevesinde yönlendirilmesinde yarar vardır.