Türkçeyi yeni öğrenenlere yönelik bilgisayar teknolojisini nasıl kullanabiliriz? Y.T.Ö’de (Yabancılara Türkçe Öğretimi) bilgisayar destekli sınav hazırlanması nasıl olmalıdır? Ne tür programlar kullanabiliriz? Bu sınavların yeni öğrenenlere ne gibi faydaları ve zararları vardır? Sahada kullanılan tecrübe edilen bu soruların cevaplarını...
Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesinde genellikle öğretmen merkezli ve dilbilgisi odaklı geleneksel teknikler kullanıldığı için dilin en önemli işlevlerinden biri olan iletişimsel boyut göz ardı edilebilmektedir. Bu yüzden yabancı öğrenciler Türkçeyi öğrenirken, geleneksel metotların kullanımında kendilerini güvende hissetseler...
Dünyada üç bine yakın dilin bulunmasına karşın ikinci dil olarak öğrenilen dillerin sayısı oldukça azdır. Bir dilin başka milletler tarafından öğrenilmesini önemli kılan ölçütlerin başında o dili konuşan ülkenin politik, kültürel, ticari ve ekonomik durumu gelmektedir. Dünyada en çok öğrenilen diller arasına Türkçe girmektedir....
Yabancılara Türkçe öğretiminde yaklaşım, yöntem ve teknik konuları, çok üzerinde durulmayan ve tartışılmayan hususlardır. Oysa bu yeni ve önemli alanda çok hızlı gelişmeler olmakta ve Yabancılara Türkçe öğreten merkezler hızla çoğalmaktadır. Modern iletişim araçlarının da hızla yer almaya başladığı ikinci dil öğretiminde...
Siteden tam faydalanmak için: Kayıt olunuz-Sign Up
Kadir Yoğurtçu tarafından yazıldı.
İletiÅŸim, enformasyon ve biliÅŸim alanındaki hızlı dönüşümlerle betimlenen küresel dünya, doÄŸası gereÄŸi bütünleÅŸen, herkesi bir ÅŸekilde içine alan ve herkese kendine ait kültürün damgasını vurmak itibariyle benzeÅŸtiren bir dünyaya iÅŸaret etmektedir. Küresel dünyanın dayattığı bu süreç, her ülkeye kendi kültürel varlığının temsili ve gücü olarak dilini koruma ve geliÅŸtirme sorumluluÄŸu yüklemektedir. Kültürlerarası var olma sürecinin dil-diyalog ekseninde ön plana çıktığını düşündüğümüzde, dünya ölçeÄŸinde farklı lehçeleriyle birlikte yaklaşık iki yüz milyon insanın konuÅŸÂtuÄŸu dil olarak dikkati çeken Türkçenin önemi kendiliÄŸinden belirginlik kazanmakÂtadır. Küresel boyutta bir yandan Avrupa BirliÄŸine üyelik çalışmaları ile diÄŸer yanÂdan Kıbrıs, Kafkaslar ve Orta Asya hattında ekonomik, politik ve kültürel açılım-larıyla göze çarpan Türkiye, bu eksende Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi uygulamalarında yeni programlar geliÅŸtirmekte ve bilimsel araÅŸtırmalara hız kazandırmaktadır. Bu çalışmalar, Avrupa dil konseyinin 2000 yılında belirlediÄŸi dil ölçütlerinde "dilin kullanımına önem verilmesi" kararına koÅŸut ilerlemiÅŸ, kapsamÂlı eÄŸitim programları ve yeni öğretim materyalleri geliÅŸtirilmiÅŸtir. Söz konusu çalışÂmalar kuramsal dayanağını "iletiÅŸimselkapasite", "dilyetisi", "konuÅŸma eylemi", "iletiÅŸimsel eylem" kavramlaÅŸtırmalarına göndermede bulunan Toplum dilbilimsel yaklaşımdan almıştır. Bu yaklaşımdan beslenen kuramsal açılımların öngördüğü dil öğretim yaklaşımlarının zenginleÅŸtirilmesi adına, içerdiÄŸi sistematik ve rasyonalist stratejiler bakımından etkin bir ÅŸekilde uygulanan "Mikro Öğretim TekniÄŸi"nin geliÅŸtirilerek kullanılması bu alandaki çalışmalara yeni bir boyut kazandırmakÂtadır..
GiriÅŸ
Türkçenin ve Türk Kültürünün tarih sahnesinde çok eski medeniyetlerle birlikte anıldığını biliyoruz (Roux, 1984). Günümüzde Türkçe, birçok ülkede ana dil / resmi dil olma özelliğini taşımaktadır. Buna rağmen, Türkçenin yabancı dil olarak öğretilmesi alanında çok fazla çalışma olmadığını fark ediyoruz. Bu bağlamda, uzun yıllar Türkiye'de yabancılara Türkçe öğretimi geleneğinden bahsetmemiz de mümkün olmamıştır. Durum böyle olmakla birlikte günümüzde Türkçenin dünya ölçeğinde öğretilen ve öğrenilen bir dil olduğunu görmekteyiz. Unicef verilerine göre, Türkçe aynı dili konuşan insanların sayısal çokluğu anlamında Çince, Hintçe, İngilizce, İspanyolca, Rusça ile birlikte 6. büyük dil olarak tanımlanıyor (Sanburkan, 1999: 27). Bu durum, Türkçe konuşan bir ülke olarak Türkiye'de uygulamalı dilbilim alanındaki gelişmelere koşut olarak yabancı dil öğrenimi ve öğretiminde de önemli açılımları zorunlu kılmıştır. Özellikle, dil yeterliliklerinin tanımlarının yeniden yapılması ve standartların belirlenmesi temelinde ele alınan Avrupa Dil Konseyinin çalışmaları (Conseil De L'Europe, 2000), Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi alanındaki uygulamalı çalışmalara ciddi bir ivme kazandırmıştır.
Bu çalışmaların ardyöresini 1970'li yıllarda yapılan kuramsal çalışmalara götürebilmek mümkündür. Bu dönemde iletişimsel yeti (communicative competence) kavramlaştırması gündeme gelmiş (Habermas 1970; Jakobovits 1970; Hymes 1971; Savignon 1971), ikinci dil öğretimi (SLT) / ikinci dil edinimi (SLA) alanında özellikle kullanılan dilin öğretimi üzerinde önemle durulmuştur. Avrupa Konseyi'nin önerdiği dil yeterlilik seviyelerinin belirlenmesinde ise dil eşiği (Threshold Level) tanımlamaları (Van Eck 1975, Van Eck ve Trim, 1990) temel alınmıştır (Richard ve Rodgers, 2001:163, Savignon, 2002:1, Milanovic, 2002:5).
Söz konusu kuramsal açılımların, uygulama alanı olarak mikro öğretim tekniği ile desteklendiği dikkat çekmektedir. Bu noktadan hareketle ele alınan çalışma, mikro öğretim tekniğinin Türkçenin yabancı dil olarak öğretimindeki etkisini, ilgili bilimsel literatür bağlamında anlamayı hedeflemiştir. Bu hedefle tasarlanan araştırmanın görgül verileri Kırgızistan- Türkiye Manas Üniversitesi Hazırlık Sınıfı öğrencilerinin dil öğrenim düzeylerinin ve motivasyonlarının karşılaştırılması ile sağlanmıştır. Söz konusu sınıflardan geleneksel yaklaşımların ve "Mikro Öğretim Tekniği"nin uygulandığı farklı gruplar seçilmiş ve performansı en çok etkileyen faktörler çok değişkenli istatistiksel yöntemler yardımıyla ortaya konmaya çalışılmıştır. Niteliksel yöntemlerle de desteklenen çalışma, "Mikro Öğretim Tekniği" uygulanan sınıflardaki başarı düzeylerinin anlamlı bir şekilde farklılaştığını ortaya koyması bakımından önemlidir.
Yabancı Dil Öğretiminde Toplum Dilbilimsel Yaklaşım
Dilin doÄŸru ve yerinde kullanımı, iletiÅŸim ortamının dil dışı kurallarını da bilmeyi gerektirir. Bu bilgiye iletiÅŸim yetisi denir. İletiÅŸim yetisi dilbilgisel, toplum dilbilimsel, söylemsel ve strateji yetilerini içerir (Richard ve Rodgers, 2001:160). Toplum dilbilim dil olgularıyla toplumsal olgular arasındaki iliÅŸkileri, bunların birbirini etkilemesini, birbirinin deÄŸiÅŸkeni olarak ortaya çıkmasını, bir baÅŸka deyiÅŸle, bu iki tür olgu arasındaki eÅŸdeÄŸiÅŸirliÄŸi inceleyen karma bir disiplindir. Toplum dilbilim hem konuÅŸan öznenin, hem de dinleyen öznenin toplumsal konumuyla bildiriÅŸim durumlarını, söylem çeÅŸitlerini ele alır. Olanaklı durumlarda, eÅŸdeÄŸiÅŸirliÄŸin yanı sıra dilsel ve toplumsal yapılar arasındaki neden sonuç iliÅŸkisini saptamaya çalışır (Vardar, 1998:204). "İletiÅŸimsel Yeti" yaklaşımının kuramsal geliÅŸim sürecine Amerikan, Alman ve İngiliz dilbilimcilerinin önemli katkıları olmuÅŸtur. Dell Hymes, John Gumperz ve William Labov gibi toplum dilbilimcilerin "iletiÅŸimsel yeti" kavramlaÅŸtırması ve John Austin, Jonh Searle gibi düşünürlerin "konuÅŸma eylemi" (speech-act) yaklaşımı, Chomsky'nin tanımladığı dilsel becerilere üç boyutlu bir bakış açısı getirmiÅŸtir (Richards and Rodgers, 2001:153, Savignon, 2002:2). Edim (performance), yeti (competence) ve iletiÅŸimsel yeti (communicative competence) ön kabulleri aslında bireyin dilsel-toplumsal etkileÅŸimlerini ne ÅŸekilde gerçekleÅŸtirdiÄŸini, söylemleri, söz edimlerini hangi süreçlerden geçerek gerçekleÅŸtirdiÄŸini açıklayacak en önemli dayanağı oluÅŸturmaktadır. Bu üç boyutlu görünümün geliÅŸim sürecine koÅŸut olarak yabancı dil ediniminde ve dil yeteneÄŸinin geliÅŸtirilmesinde dil dışı özelliklerin rolü de tartışılmış, toplumsal hayata katılımda dilin iÅŸlevselliÄŸine vurgu yapılarak temel dil becerileri ve iletiÅŸimsel yeti konusunda yeni modellemelere gidilmiÅŸtir. Halliday iletiÅŸimsel dil öğretimi ile ilgili olarak dilin iÅŸlevleri teorisini geliÅŸtirmiÅŸ, bu çalışmaya paralel olarak iletiÅŸimsel dil öğretimi kuramcılarından Brumfit, Johnson ve Savignon da dilin yedi temel iÅŸlevinden bahsetmiÅŸlerdir ( Demircan, 1990: 250, Richards and Rodgers, 2001:160). İngiliz dil öğretim uzmanı Henry Widdowson, (Widdowson, 1996) dil yetilerinin açıklanmasında geliÅŸtirilen modelleri özgün çözümlemeleriyle yeniden ele almış, iletiÅŸimsel yeti yaklaşımının yabancı dil öğretimi alanında uygulanabilirliÄŸi ile ilgili çalışmalarında önemli ilkeler ortaya koymuÅŸtur. "Dilbilimin kuram ve ilkelerinden yararlanarak bildiriÅŸimi daha etkin kılmayı, dil öğretiminden özdevimli çeviriye deÄŸin uzanan çeÅŸitli alanların sorunlarına uygulama düzleminde çözüm getirmeyi amaçlayan uygulamalı dilbilim çalışmalarıyla özellikle dil öğretimi alanında geniÅŸ kapsamlı yöntemsel yenilikler gerçekleÅŸtirilmiÅŸtir" (Vardar, 1998: 212). Uygulamalı dilbilim alanındaki çalışÂmalarıyla bilinen Canale ve Swain, Halliday'in belirlediÄŸi dilin iÅŸlevlerini, metin ve söylem ekseninde yeniden ele almış, dört farklı iletiÅŸimsel yeti tanımlaması yapmıştır (Savignon, 2002:1, Richards and Rodgers, 2001:160, Milanovic, 2002:6):
- Dilsel yeti kavramına karşılık gelen, dilin sözdizimsel yapılarını, seslerini çözümleyebilen dilbilgisel yeti,
- Dilin toplumsallık özelliği ile bütünleşen, sosyo-kültürel kuralları ve yargıları anlayabilme, ayırt edebilme, sayısız durumlarda üretilen sosyal mesajlarla uygun şekilde etkileşime girebilmeyi içeren Toplum dilbilimsel yeti,
- Söylemin veya metnin bütünlüğüne göre anlamı yorumlayan söylemsel yeti ve kişiler arası ifade farklılıklarını, ani gelişen olaylar karşısında sergilenen kişiye özgü, değişken tepkiler gibi sözlü - sözsüz iletişim stratejilerini içeren stratejik yeti.
![]() | Bugün | 278 |
![]() | Dün | 3906 |
![]() | Bu Ay | 76517 |
![]() | Toplam | 1576641 |